"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   BÜLTEN  
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 25                                                                                                     12 Ağustos 2004

               

YABANCILARA TOPRAK SATILAMAZ

 

19 Temmuz 2003 tarihinde 4919sayılı kanunun 19. maddesi kapsamında 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35 ve 36. maddeleriyle, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 87. maddesinin değiştirilmesi sonucunda, yabancıların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde 30 hektara kadar taşınmaz mal almalarına olanak sağlanmıştır. 30 hektarı geçen durumlarda ise Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Buna göre yabancı gerçek ve tüzel kişilerin belediye sınırları dışında, köylerde taşınmaz mal sahibi olmalarının yolu açılmıştır. 30 hektar koşulunun belirlenmesi sadece beyana tabi tutulmuş, başka bir ölçü getirilmemiştir. Yasanın çıktığı tarihten sonra ülkemizde, ilgili kamu kurumunun internet kayıtlarında, başta Yunanlılar 14.449 kişiyle toplam 4.165 dekar, Alınanlar 11.985 kişiyle toplam 6.700 dekar, İngilizler 5.577 kişiyle toplam 2.805 dekar; Suriye 2.481 kişiyle 253.440 dekar, Fransa, Hollanda, Avusturya, ABD ve İsrail vatandaşlarıyla birlikte 66 ülkeden toplam 44.600 kişi, 280.967 dekar arazi ve emlak alımında bulunmuştur. Bu bir yıllık sürede meydana gelen satıştır. Ancak bu sayı hızla artmakta; Türk asıllı Yunan uyruklularla Yunan asıllıların sayısında artışlar daha da yoğunlaşabilir. Alımların özellikle tarihi, turistik ve yoksul halkın toprağını kolayca elinden çıkarabileceği yörelerde olması düşündürücüdür. Antalya, Alanya, Fethiye, Kuşadası ve tüm kıyı şeritleriyle tarihi yerler öncelik taşımaktadır. Bu duruma tepki gelmediği sürece, yabancıların taşınmaz alımındaki güven duygusunu arttıracak ve köylerde arazisi elinden parayla alınmış yoksul halkımız yeni bir göç dalgasıyla, üretimin tamamen dışına atılarak, başını sokacak yer aramaya çıkacaktır. Bir yılda 44 bin kişinin almak için sıraya girdiği ülke toprakları, tapulu, bol dolarlı "Haçlı Seferleri"ne uğramış gibi...

Atatürk devrimlerinin en önemli kazanımlarından biri olan ve demokratik ilkeler taşıyan 442 sayılı Köy Kanunu, 87. maddesinin değiştirilmesiyle en önemli darbeyi almış, "ulus devlet" olmanın temel öğeleri "küreselleşme" adına yok edilerek Atatürk'ün son derece önem verdiği çekirdek yönetim biçimi olan "köy yönetimi", temel özelliğini yitirmiştir. Köylünün canı, kanı, aşı, ekmeği her şeyi olan topraklar hızla yabancıların eline geçmekte... Bütün bu değişiklikler anayasanın 168. maddesindeki, "Doğal kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır" ilkesine karşın yapılmaktadır.

Aynı zaman diliminde, Köy Kanunu, Maden Kanunu, Vakıflar Kanunu ve Yabancı Yatırımlar Kanunu gibi kanunlar peş peşe değiştirilerek ülke topraklarının yüzde 15'i, yani 100.000 km2'lik bir bölümü 20 adet Amerikan, Kanada ve Anglo-Amerikan kökenli Çokuluslu Şirkete (ÇUŞ) maden arama imtiyazı sınırsız ayrıcalıklar tanınarak verilmektedir. Rio Tinto, BHP Billiton, Alcoa New Mont, Anglo American Corporation, De Beers, Western Mining Corporation BP, Amoco, Pheps Dodge Normandy gibi uluslararası tekellere, kartellere sunulmakta ve bütün bunların altyapısı malum "Davos" toplantılarında atılmaktadır. Rio Tinto bor madenleri ve tronaya göz dikmiş, her türlü girişimi yapmakta; altın, petrol, platin gibi maden sahalarını diğer tekeller kapatmaktadır. Bütün bu tekellere devlet teşviki yağacak, tüm kar paylarını da dışarı transfer edeceklerdir. Bu nedenle Eti Holding AŞ de devletin elinden özelleştirilerek alınmaktadır. Bu durum, ülke sanayisinin ölüm fermanı, emperyalizmin bedava hammadde sağlaması demektir.

Bir ulusu ulus yapan en temel özellik, üzerinde varlığını sürdürdüğü topraklarıdır. O topraklar ulus olmanın, devlet olmanın omurgasını oluşturur. Eğer ülkenin omurgası olan toprakları elinden kaymaya başlamışsa yok oluş süreci başlamış demektir. Ülke toprakları ayaklarımızın altından kaymaktadır. Sorun, yabancıların köylerde arazi almalarının ötesine taşmış, ülkenin yeraltı kaynaklarının bulunduğu toprakların talan edilmesi, delik deşik hale getirilmesine doğru yol almıştır. Yine bu arada vakıf arazileriyle ilgili kanunlarda yapılan değişikliklerle ülkemizdeki yerli yabancı dini cemaat vakıflarının arazi edinmelerine büyük olanaklar sağlanmış; bu arazilerde yapılan ticari yapılaşmalar bu vakıfların ekonomik yönden çok büyük olanaklara kavuşmasına neden olmuştur. Bütün bunlar, ülkenin içerisinde yabancı dini vakıfların, derneklerin ve cemaatlerin misyonerlik faaliyetlerinin alabildiğine arttığı; Kıbrıs, Kuzey Irak ve Güneydoğu'daki emperyal odakların beklentiler taşıdığı etnik ayrımcılığın yoğunlaştığı dönemde, kuşatmanın tamamlanması anlamına gelmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkım süreci, 1856 yılında Islahat Fermanı'yla yabancılara taşınmaz mal (gayrimenkul) edinme hakkı vermekle başlamış; 1919 yılında Damat Ferit'lerin, İngiliz mandasından medet umması dahi Osmanlı'yı kurtaramamıştır.

 

Sonuç

Atatürk'ün bağımsız Cumhuriyet devrim­lerinin 1939 yılına kadar süren ilkelerine geri dönmek ve bedelini çok pahalıya ödediğimiz topraklarımızın elimizden kayıp gitmesine karşı ayağa kalmak, uyanmak zamanıdır!.. Yüce Önder, can dostu, dava arkadaşı köylüye en büyük devrimlerinden birisi olarak çıkardığı, "demokratik yönetim" şeklinin bütün özellik­lerini içeren "442 sayılı Köy Kanunu"nun ülke topraklarının elden çıkmasına kaynaklık etmekte olduğunu görseydi, hiç duraksamadan o, "devrimci" kişiliğiyle yeniden "Kurtuluş"un yollarına çıkardı. Unutmayalım ki şirketler iflas ederler, yeniden kurulabilirler, ancak ülkeler iflas ederlerse yeniden kurulmaları kan ve gözyaşı demektir.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |