"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   BÜLTEN  
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 27                                                                                                     23 Ağustos 2004

 

AVRUPA’NIN MÜSLÜMAN  DÜŞMANLIĞI

“Tüm Müslümanların, tıpkı köpekler gibi, ortak nitelikleri vardır. Köpek, kedi gibi bir hayvan değildir, her ne kadar her iki cinsin de çeşitli türleri bulunsa da...

Aşırı bir Hıristiyan, Cennet Bahçeleri’nin gerçekten var olduğuna inanır, aşırı bir Müslüman ise binalara saldırı uçuşları yapar-arada büyük fark vardır...

Müslümanların da tıpkı Naziler gibi gündemlerinde küresel cihat bulunmaktadır...

Müslümanlar bizim hayatımıza karşı tehdit oluşturmaktadırlar...

Milyonlarca kişinin karşı olduğu şey, Müslümanların kara suratları değildir, İslam’ın kara kalbidir..” [1]

 

Yukarıdaki sözler, İngiltere’nin çok satan gazetelerinden biri olan Sunday Telegraph’ta 25 Temmuz 2004 günü Will Cummins tarafından yazılmıştır.

Müslüman düşmanlığı, İslam karşıtlığı, Hıristiyan Avrupa’nın geçmişinde, geleneğinde, kültüründe vardır, biz bunu çok iyi biliyoruz. Ancak, özellikle son yılların Türkiyesinde bazı çevreler sanıyorlardı ki, Avrupalılar artık bu bağnazlıklarından 21. yüzyılda tamamiyle arınmışlardır.

İngiliz gazete yazarı Will Cummins’in sergilediği İslam karşıtlığı, Müslüman düşmanlığı bireysel bir çıkış değildir. Bugünün Hıristiyan dünyası genelde ve yaygın olarak aynı görüşleri taşımakta ve paylaşmaktadır.

İşte sizlere birkaç örnek:

  • Yunanistan’ın başkenti Atina’da 100 bin Müslüman yaşamakta ama bir camileri bulunmamaktadır! Müslümanlar, kentin merkezindeki bazı ambarlarda ve apartman dairelerinde toplanıp namaz kılıyorlar, çünkü Yunanlılar, Müslümanlara cami kurma izni vermiyorlar!  Bugün televizyonlarımızda izlediğimiz  Atina Olimpiyatları başlamadan önce, Yunanlı yetkililer, Olimpiyat Komitesi’ne Atina’da bir caminin inşa edileceğine dair söz vermişlerdi. Ancak bu duyulunca, Yunan Orodoks Kilisesi, Yunanlı belediye başkanları ayaklandılar, böyle bir şeye asla izin vermeyeceklerini en sert dille duyurdular.[2]
  • Artık ibadet etmeye hemen hemen hiç kimsenin gelmediğini gören Danimarka Din İşleri Bakanlığı, Danimarka’daki bazı kiliseleri satılığa çıkardı. Danimarka’da sayıları hızla artan, ama hala tam amacına dönük inşa edilmiş bir camiye ve kendilerine ait bir mezarlığa sahip olmayan Müslümanlar, satılık kiliselerden birkaçına müşteri oldular. Ve kıyamet koptu! Danimarkalı politikacılar müthiş bir öfkeyle ayaklandılar. Kullanılmayan, elden çıkarılmak istenilen kiliselerin Müslümanlara satışına kesinlikle karşıydılar! Yoğun tepki karşısında, Din İşleri Bakanı önerisini geri aldı. Bakan, öylesine yoğun bir baskı altında kalmıştı ki, siyasi geleceğinden endişe edip, kiliselerin camiye dönüştürülmesini yasaklayacak bir yasanın da çıkarılacağını duyurdu.[3]
  • Fener Rum Patrikanesi, Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak için, “Etniki Eterya” adlı bir yer altı terörist örgütü kurmuş ve bu örgütün militanlarını da Ruhban Okulu’nda yetiştirmiştir.                                                              Binlerce Müslümanın  öldürüldüğü Mora isyanı sonrası, Padişah II.Mahmut, Patrikaneye baskın yaptırır ve isyanın Patrik tarafından örgütlenmiş olduğunu kanıtlayan belgeler ele geçirilir. İsyanı örgütleyen  Patrik Gregorius, Patrikanenin giriş kapısında aslır, yıl 1821. Bu kapıya sonradan “kin kapısı” adı verilir ve kapı kitlenir. Bu kapı 183 yıldır kilitli durmaktadır.                                                                                                       Patrikane’nin bulunduğu sokağa, Patrik’i astıran paşanın adı verilir: Sadrazam Ali Paşa Sokağı. Ancak, Patrikane yazışma ve adres bildirimlerinde, üzerinde ikamet ettiği sokağın adını hiçbir zaman yazmaz, anmaz.Gazi Mustafa Kemal, Patrikane hakkında , 23 Ocak 1923’de şunları söyler: “Bir fesat ve hıyanet ocağı olan, memlekette ayrılık ve uyuşmazlık tohumları saçan, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için uğursuzluk ve felaket timsali olan Fener Rum Patrikanesi’ni artık topraklarımızda barındıramayız.”                                                                   T.C. yasalarına göre, Eyüp Kaymakamlığı’na bağlı olan Patrik, “ekümenlik” yani “evrensellik” ünvanı peşinde koşmakta, yurt dışında kendisini tanıtırken “İstanbul” adını asla kullanmamakta, “Konstantinapol” demektedir.
  • Katolik dünyasının en büyük teologlarından biri olarak kabul edilen Kardinal Joseph Ratzinger; “Çoğunluğu Müslüman olan Türkiye, geleceğini Avrupa Birliği’nde değil, İslam Ülkeleri Birliği’nde aramalıdır” dedi. [4]
  • İtalya’nın Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinden sorumlu devlet bakanı Rocco Buttiglione, yeni AB Komisyonu’nda adalet, özgürlükler ve içişlerinden sorumlu başkan yardımcılığına getirildi. Hıristiyan Demokratlar Birliği partisinden olan Rocco Buttiglione, hemen her dönemde,                                    “Türkiye bir Avrupa ülkesi değildir, ayrıca din ve kültür  farkları da Türkiye’nin üyeliğinde büyük bir risk taşımaktadır” demektedir.[5]

 

Peki, Avrupa’da en etkili çevreler, en yetkili kişiler açık açık Müslüman düşmanlığı yaparken, nüfusunun yüzde 95’inden fazlası Müslüman olan Türkiye’de neler yapılyor?

Neler yapıldığına sadece iki örnek verelim:

·         Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek ve Kadriye beldeleri içinde, Belek Turizm Yatırımcıları Birliği (BETUYAB) tarafından yapımına başlanan “Hoşgörü Merkezi”’nin inşaatı sürüyor. Üç büyük dini, turizm çatısı altında bir araya getirme amacıyla hazırlanan, cami, sinagog ve kiliseden oluşan “Belek Hoşgörü Merkezi” , dış dekor ve çevre düzenlemesiyle birlikte yaklaşık bir buçuk trilyon liraya mal olacak.[6] Şimdi burada biraz durup, Belek Turizm Yatırımcıları Birliği üyelerine soralım: Hoşgörü için iyi niyetli en az iki taraf gerekmez mi? Hıristiyan Avrupa, Müslümanlara en ağır hakaretleri yağdırıp onları dışlarken, sizler hangi hoşgörüden söz ediyorsunuz? Yoksa sizler, turizmden beklediğiniz bir avuç dolar (veya euro) için saldırgan Avrupalılara yalakalık mı ediyorsunuz? Yukarıda kısaca özetlediğimiz hakaretlerden, dışlamalardan ve saldırılardan habersiz olamazsınız, zira hepiniz birer turizmcici olarak, hiç kuşkusuz en az bir yabancı dil biliyor, bilgisayar kullanıyor ve sık sık Avrupa’ya seyahat ediyorsunuzdur. Kısacası, Hıristiyan Avrupa’nın Müslüman düşmanlığından habersiz olmanız mümkün değildir! Öyleyse, yaptığınız bu yalakalığın, bir avuç dolar kazanmaktan başka ne amacı olabilir?  Halkımıza bunu açıklamak zorundasınız!

·         Şanlıurfa’da “Dinler ve Kültürler” parkı kurulacak. İsrail, projede bir sinagog olması şartıyla 20 milyon dolar vermiş, ancak Urfa’da tek bir Yahudi bulunmamaktadır.[7]                                                                              Yalnız Urfalılar değil, tüm Türkiye hassasiyet göstermeli ve bu hain projenin arkasındaki kişileri ortaya çıkarıp tek tek hesap sormalıdır! Müslüman düşmanlığını tüm şiddetiyle sürdüren Hıristiyan Avrupalılara, kimler kaç dolar kazanç için bu ihanet projelerini hazırlamaktadırlar?

 

Türk halkı, giderek artan bir hızla, “Kültürlerin Buluşması”, “Dinlerin Kucaklaşması” sloganlarıyla aldatılmakta, kandırılmakta ve uyutulmaktadır. Hıristiyan Avrupa ve Amerika, Siyonist İsrail’le birlikte, ne Türk kültürüyle buluşmayı ne de Müslüman dini ile kucaklaşmayı düşünmektedir! Onların tek amacı Türkiye’yi bölüp parçaladıktan sonra yutmak ve tüm Müslüman dünyasını da inim inim inletip köleleştirmektir.

Düşmanlarını tanımayan, tanımamakta direnen uluslar ve topluklular ayakta kalamazlar!


 

[1] Will Cummıns, “Muslims are a threat to our way of life”, The Sunday Telegraph, 25.07.2004

[2] “The Olympics in Greece: Minus a minaret”, The Economist, 22.11.2003

[3] The Economist, 28.06.2003

[4] Murat Bardakçı, Hürriyet, 15.08.2004

[5] Hürriyet, 16.08.2004

[6] Akdeniz KÖRFEZ, 14.07.2004

[7] Cumhuriyet, 16.08.2004

 

 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |