|
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 33
08 Kasım 2004
SAYI: 2004 / 473
Sayın Cumhurbaşkanımız,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104. maddesine
göre “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu
sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletinin
birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını,
devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını
gözetir” .
Yine Anayasa’mızın 103. maddesi gereğince
Cumhurbaşkanları, göreve başlarken içtikleri
antta;
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla devletin birliği ve
bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez
bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız
egemenliğini koruyacağıma, (…)büyük Türk Milleti
ve tarih huzurunda namus ve şerefim üzerine and
içerim”
ifadesi yer alır.
Aynı zamanda, devletimizin nitelikleri, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 1, 2 ve 3ncü
maddelerinde belirtilmiş, 4ncü maddesinde de bu
niteliklerin hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği ve
değiştirilmesi teklif edilemeyeceği hükümleri
bulunmaktadır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uluslararası
arenada, Lozan Antlaşması ile kabul edilmiştir.
Son aylarda Avrupa Birliği İlerleme Raporu bahane
edilerek, gerek ülke içerisinde ve gerekse
uluslararası düzeyde gittikçe artan bir düzeyde
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nitelikleri ile
birlikte Lozan Antlaşması hükümleri tartışmaya
açılabilmekte; Lozan Antlaşması’nda yer almayan
unsurlar yanlış ve gerçeklere dayanmayan
yorumlamalarla devreye sokularak Sevr Antlaşması
hükümleri hatırlatılmaya çalışılmaktadır.
Tek kelimeyle Batı, 19. yüzyıldan beri Türkiye’ye
biçtiği elbiseyi, 21. yüzyılda giydirmeye ve
Sevr’i geri getirtmeye çalışmaktadır.
Bunlar yetmiyormuş gibi, üyelerinin çoğunun
devletin çeşitli kesimlerindeki bürokratlarından
oluşan, Başbakanlık bünyesi içerisindeki İnsan
Hakları adlı komisyonun (!) yaptığı kasıtlı ve
karanlık işleri, Yüce Milletimizle birlikte ibret
ve dehşetle izlemekteyiz.
Sayın Cumhurbaşkanımız;
Bu ahval ve şerait içerisinde milletçe soruyoruz?
1.
Bu çok önemli ve hayati konularda, Devletin başı
ve en sorumlu yetkilisi olarak bir açıklamada
bulunmayı ve/veya,
2.
Emriniz altındaki Devlet Denetleme Kurulu’nu
faaliyete geçirerek Başbakanlık İnsan Hakları
Komisyonundaki bu dehşet verici iş ve olayların
hem araştırılmasını ve hem de soruşturulmasını
sağlayarak, iç yüzünü Yüce Milletimize açıklamayı,
3.
Diğer taraftan Anayasamızın 104. maddesindeki
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerektiğinde
toplantıya çağırmak” yetkinizi kullanarak;
gerek AB’nin son ilerleme raporunda yer alan
Türkiye’ye yönelik ağır tehdit ve dayatmaları,
gerekse bu raporu fırsat bilen içimizdeki AB
uzantılarının yıkıcı faaliyetlerini, TBMM’de
görüşmeye açtırmayı,
düşünüyor musunuz?
Derin saygılarımızla…
-
Geri -
|