"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   BÜLTEN  
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 36                                                                                                         18 Aralık 2004
 
17 ARALIK: TÜRKÜN“UĞURSUZ” GÜNÜ
 
             Boş umutlar uğruna Türk Milleti 6 Ekimden sonra, bir kez daha “Kara Gün” yaşıyor. Böylece ufkumuz kapkara oluyor.
         Avrupa Birliği’nden(AB) alınan “Müzakere tarihi” değil, işgal öncesi “Mütareke” tarihidir.  
AB’nin bu kararı Sevr yolunu açan yeni bir “Mondros”tur.  
Ucu açık, içi boş “Müzakere tarihi” uğruna Türkiye adeta kendini satmaktadır. 
17 Aralık 2004, Türk Milleti için tarihe bu nedenle “uğursuz”  bir gün olarak yazılacaktır. Zira: onlar istediler, biz verdik; biz istedik, onlar yok dediler. 
 “Tam üyelik için müzakere” dedik, “ucu açık müzakere” kararı çıktı.  “Özel statü”yü reddettik, “üçüncü yol”a razı edildik. “Şartsız müzakere” dedik, dayatmalar daha da arttı. “Kalıcı kısıtlama olamaz”  dedik, onlar daha fazla dedi.  Bizi Rum’un esiri edecek müzakere yöntemine hiç itiraz etmedik. 
Bütün bunları bir “tarih” alma uğruna yaptık. 
Bu kararlar sonucunda zirveden Türk Milleti’ne yansıyacaklar işte şunlardır:   
1- Kıbrıs Rum Devleti tanınmaktadır. Bağımsız KKTC tarihten silinecektir. Kıbrıs Türkü bir “azınlık” olarak Rum’a teslim edilecektir. 
2- Ege Denizi’ndeki haklarımızın Yunanistan’a devri kabul edilmektedir. Böylece Türkiye hem batıdan hem de güneyden kuşatılacaktır. 
3- Fener Rum Patrikhanesine “Ekümenlik” hakları verilecektir. Böylece Lozan rafa kaldırılmakta, İstanbul’da bir “Ortadoks Din Devleti” nin adımı atılmakta, İstanbul’u Konstantinopolis yapmak için kapılar açılmaktadır. Fatih’in “fetih şehitlerinin” kemikleri sızlamaktadır. 
4- Ermeni sözde soykırımının kabul edilmesi dayatılmaktadır. Asla faili değil, tamamen mağduru olduğumuz Ermeni ihaneti yüzünden Ecdadımıza ve Ulusumuza bir “Kara Leke” sürülmek istenmektedir. 
5- Etniki Eteryacıları, Mavri Miracıları, Taşnakları, Hınçakları ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucuları olarak tanınmamız istenmektedir.  
6-  Türk Milleti’nin ve Vatanı’nın bölük  bölük, parça parça edilmesi uğruna her türlü dini ve etnik ayrımcılığa izin verilmektedir. 
Mustafa Kemal gözleri çakmak çakmak; “Türk Milleti bu kadar gaflet, dalalet ve hıyanet içerisinde olamaz. Ya siz beni unuttunuz veya mirasımı emanet ettiklerim sizler değilsiniz” diyor. 
Müdafaa-i Hukuk’çular bütün bunlar için,  17 Aralık 2004 tarihini, Türk Milleti’nin  kara günü olarak ilan etmektedir. 
Bu yıl, gelecek yıl ve sonraki yıllarda, 17 Aralık 2004 tarihi Türk Milleti’nin “Kara günü”  olarak “lanetle” anılacaktır.
 
Ey Türk Milleti!
MÜDAFAA-İ HUKUK AB’nin 17 Aralık kararlarını tanımamakta ve kabul etmemektedir. Bu kararların Türk Milleti’ne getirebileceği kötülüklere karşı her türlü Meşru Mücadeleyi, yakın tarihinde olduğu gibi, bağlı bulunduğu HAK ve HUKUK kavramları içinde yürütmeye kararlı ve azimlidir
Şanlı Bayrağımızı, Kutsal Vatanımızı, özgürlük ve bağımsızlığımızı, şan ve şerefimizi  korumak için “Ne Mutlu Türküm” diyen HERKESİ ve HER KESİMİ HAYSİYET, HAK ve HUKUK mücadelesi içinde Müdafaa-i Hukuk çatısı altında birlikte olmaya çağırmaktayız. 
Yüce Türk Milleti!
15 Mayıs 1919 tarihini, Ecdadımız, güzel İzmir’imizi Yunanlılar işgal etmeye başlayınca “Kara gün” ilan ederek yas tutmuştur. Fatih, Üsküdar, Sultan Ahmet ve Giresun olmak üzere bütün Türkiye’de düzenlenen mitinglerde;
“Ey sevgili valide, sevgili kardeşler, bugün hepimiz matem yaşları döküyoruz. Gündüz değil gece yaşıyoruz. Emin olunuz ki, her gecenin bir gündüzü vardır. Ey Anadolu! Ey şehadet yuvası seni bugün köle yapmak istiyorlar. Ey şehitlerin anaları, mazlum kardeşler! Ey siz bin savaştan arta kalan gazi askerim, kardeşlerim toplanma günüdür. İstiklâl isteriz, hak isteriz, fakir olmağa, sefil olmağa, bedbaht olmağa razıyız; yeter ki Türk’ün yüzü kararmasın.”
 
“Müslümanlar, vatandaşlar!..
Düşman sesi duymak istemezsek,
Kardeş sesidir uyan bu sesten,
Kalkınca görür ki akşam olmuş,
Vaktiyle uyanmayan bu sesten”
 
diyerek dünyaya haykırmışlardı.
 
Bugün de;
- Vatanın üzerine baykuşlar tünemiş, uğursuz mu, uğursuz…
-  Planlar yapılıyor karanlık mı, karanlık…
-  Pusular atılmış kahpece mi, kahpece…
-  Tezgahlar kurulmuş satılan vatan mı, vatan…
-  İşbirlikçiler sarmış yaban mı, yaban…
-  Yeni Sait Molla’lar türemiş, hain mi, hain
 
Görev sırası şimdi sende; 
Kendin için, ülken için, milletin için HAK-HUKUK-ADALET ARAMAK VAZİFESİ SENİ BEKLİYOR… 
Büyük Türk Milleti; gaflet uykusundan,uyan artık,uyan artık, uyan artık! 
“MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR” 
 

- Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |