"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   BÜLTEN  
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 37                                                                                                         18 Ocak 2005
 
"İNANÇLARA SAYGI" TUZAĞI
 
             Son zamanlarda görsel ve yazılı basında "din özgürlüğü", “dini cemaatlerin örgütlenmesi", "inançlara saygı" ve "misyonerlik" gibi konular sıkça gündeme taşınıyor. Büyük tirajlı gazetelerin birinci sayfalarında, cemaat lideri ve şeyhlerle yapılan söyleşiler ve onların hayat hikayelerinin reklamı yapılırcasına röportajlar yer alıyor. Televizyon kanallarında gece yarılarına kadar cemaatler hakkındaki görüşler ve örgütlenmeleri anlatılıyor. Bu maksatlı oyunların yaygınlık ve yoğunluk kazandığı bir dönemde, bir yandan da dış (ve özellikle AB/ABD) destekli misyonerlik faaliyetlerinin ve yabancılara toprak satışlarının yurdumuzun her tarafında adeta gemi azıya alması bir tesadüf sayılabilir mi? Bütün bunları netameli iç dış gündemimiz bağlamında, ulusal açıdan irdelediğimizde temelde yatan acı gerçekleri kolayca görebiliyoruz.

1- Yaratılan yapay gündemle, yakın tarihimizde acısını çok çektiğimiz dini cemaatlerin legal duruma getirilmesi gündeme getirilmek isteniyor. Özetle tekke ve zaviyelerin canlandırılması isteniyor. Bu yolun mezhep kavgalarını başlatacağı açıktır. Anayasamızın 3. maddesinde "Türkiye Devletinin ülkesiyle milletiyle bölünmez bütünlüğü” ilkesi yer almıştır. Yani, devletimizin "toprak" ve "insan unsurlarının" bütünlüğü en temel yapı taşı kabul edilmiştir. Devlet yapımızın bozulmasına yönelik bu fiiller, bir yandan Anayasa ihlali, öte yandan tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin 677 sayılı Yasa’ya karşı suç işlemek sonucunu doğuruyor.

2- Milletimiz, dini cemaatlerin illegal örgütlenmesi sonucu yakın tarihte Maraş, Çorum ve Sivas olaylarını yaşamıştır. Hafızalarımızdan hala silinmeyen bu korkunç olayların yinelenmesini doğurabilecek teşebbüsler, ulusal birliğimiz ve dirliğimiz için en büyük tehlikeyi yaratmaktadır.

3- İlk Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Silah Bırakışması ve Sevr Antlaşmalarına giden yolda misyonerlik hizmetleri sonucu Fener Rum Patrikhanesinin ve Ruhban Okullarının birer cephane olarak kullanıldığı bazılarının belleklerinden silinse de, tarih kitaplarının sayfalarında hâlâ duruyor. Uluslararası ilişkilerde nice masumane taleplerin altından nelerin çıktığını yakın tarihte yaşayarak görüp öğrenmedik mi? Mülk edinme fırsatıyla da takviyeli bu aleni faaliyetlerini ve dini yönlendirmeleri laiklikle bağdaştırmak mümkün olabilir mi?

4- Anayasamızın 174.maddesi devrim kanunlarımızı saymış ve bu yasaların “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmayı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini korumayı” amaçladığını hükme bağlayarak, bunların Anayasaya aykırı olduğu şekilde açıklanıp yorumlanmayacağına bu maddede özellikle vurgu yapılmıştır.

Durum bu iken, yazılı ve görsel medyanın yasa tanımaz bir pervasızlıkla maksatlı gündem yaratmasını anlayışla karşılamak mümkün değildir. Cumhuriyet Savcılarının bütün bunlara seyirci kalmasını nasıl izah edebiliriz? Müdafaa-i Hukuk Dernekleri olarak işlenen suça seyirci kalmamak için Cumhuriyetin Savcılarını göreve davet ediyoruz.

- Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |