|
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 7
02.01.2004
MÜDAFAA-İ HUKUK DİYOR Kİ:
BUGÜN O GÜNDÜR!..
Ulusal Sorunlara sahip çıkmak amacıyla
Ankara’da kurulan Müdafaa-i Hukuk Derneği
Genel Merkezi son olaylar nedeniyle
aşağıdaki bildiriyi kamuoyuna sunar:
Mustafa Kemal Atatürk Büyük Nutkunda
“Politika âleminde, birçok oyunlar görülür,
fakat mukaddes bir ülkünün tecellisi olan
Cumhuriyet yönetimine karşı, çağdaşlaşmaya
karşı, bilgisizlik, bağnazlık ve türlü
düşmanlık ayağa kalktığı zaman; özellikle
ilerici ve cumhuriyetçi olanların yeri,
gerçek ilerici ve cumhuriyetçi olanların
yanıdır; yoksa gericilerin umut ve çalışma
kaynağı yer değil…” demektedir.
İşte bugün, o günlerden biridir.
Çünkü Cumhuriyet’e ve onun kurucusuna karşı
her türlü küstahça saldırılar, açıkça
ve birbiri ardına pervasızca
yapılabilmektedir.
Bugün devlet yönetimi idari kademesinin en
üstünde “İslama yönelik olarak modern
devletin bizlere bir takım dayatmaları
olmuştur. Şeriata karşı olmak, ama
Müslüman kalmak bunun en önemli
boyutlarından bir tanesidir…”
ifadesiyle şeriat özlemini açıkça dile
getiren bir Başbakanlık Müsteşarı
oturabilmektedir.
Bugün Cumhuriyet Hükümetinin Milli Eğitim
Bakanı “Cumhuriyetin başında
Bediüzzaman, resmi makamlarca dinlenseydi
bugün ülkenin durumu şüphe yok ki böyle
olmazdı” diyebilmektedir.
Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu
Başkanı’da olan bir milletvekilinin,
Milletimizin kurtarıcısı ve devletimizin
kurucusu olan Atatürk gibi eşsiz bir
önderin, ayrıca TBMM tarafından verilmiş
Mareşal ünvanlı görüntüsünden bile rahatsız
olan “Meclis’teki Mareşal üniformalı
Atatürk resminin değiştirilmesi gerekir
(…)Kışlada gibiyim.” türünden
akıl almaz sözlerini
başta asker “teessürle…”
karşıladığını açıklamış, toplumun değişik
kesimlerince de bu sapık zihniyet açıkça
kınanmıştır.
Bunlar Cumhuriyet’in temel ilkelerine karşı
tesadüfi bireysel çıkışlar değildir. Bugün
iktidarın baş sorumlusu da “Minareler
süngü, kubbeler miğfer / Camiler kışlamız,
müminler asker…” diyerek, dini
siyasete açıkça alet etmekten mahkum olmuş
ve siyasetteki mevcut konumuna tartışmalı
olarak gelmiştir.
Türkiye, İslamiyetin huzur içinde ve en
demokratik şekilde yaşandığı bir Müslüman
ülkedir. Milletimiz devletine bağlıdır. Bu
çarpık zihniyetin sahipleri ne yapmak
istiyorlar? Bunlar nereden ve kimlerden
cesaret alıyorlar? Birbiri ardına ortaya
çıkan bu olaylar bir rastlantı eseri midir?
Yoksa, cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin
giderek su yüzüne çıkan yeni taktikleri
midir?
Açıkça bilinmelidir ki; Türk Ulusu,
cumhuriyete ve ulusal bağımsızlığa yönelen
her harekete, gerektiğinde canı pahasına
her zaman kararlılıkla karşı koymuştur,
bugün de koyacak bilinçtedir.
Cumhuriyete karşı çıkanların sonu, desteği
nereden alırlarsa alsınlar, her zaman aynı
olmuştur ve öyle de olacaktır!..
|