|
Müdafaa-i Hukuk Bülteni
No: 9
30 Ocak 2004
TÜPRAŞ ve ÖZELLEŞTİRME
80 yıllık Cumhuriyetin, halkın vergileriyle
kurulan altın değerindeki ekonomik kaleleri,
özelleştirme kampanyalarında teker teker elden
çıkarılıyor; daha doğrusu bir mirasyedi
tutumuyla yok pahasına yabancı tekellere peşkeş
çekiliyor. Şimdi topun ağzında, stratejik
değeri de yüksek olan TÜPRAŞ bulunuyor.
Gurur Abidesi
Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ)
kendi tesisleri olan İzmit, İzmir, Kırıkkale ve
Batman rafinerileri ile yılda 27, 6 milyon ton
ham petrol işleme kapasitesine
sahiptir. 2003 yılında kapasite kullanım oranı %
87 ye yükseltirilerek 23,8 milyon ton akaryakıt
ürünü satışı gerçekleştirmiştir. 2003 yılı
akaryakıt ihracatı 855 milyon Dolardır. Bu
satışlardan devletin hazinesine her ay
yaklaşık 1 katrilyon TL nakit kaynak
akmaktadır.
Rafinerilerin coğrafi konumları itibariyle tüketim
merkezlerine yakınlığı ve ülke ihtiyacına en iyi
hizmeti verebilecek biçimde konuşlandırılmış
olmaları TÜPRAŞ’’ın önemini daha da
arttırmaktadır.
TÜPRAŞ,
büyük bir milli kuruluş olup, uluslararası
pazarlarda son derece güvenilir bir isme sahiptir.
İngiliz Financial Times gazetesi Nisan / 2003
yılında TÜPRAŞ’ ı “Türkiye’nin en iyi idare edilen
devlet şirketi” olarak ilan etmiştir. Bir çok
banka da TÜPRAŞ ’ın ithal ettiği ham
petrolün parasını hiçbir garanti almadan satıcıya
ödeyebilmektedir.
2003 yılı sonu itibariyle TÜPRAŞ’ da
çalışan kapsam içi ve dışı personel sayısı 4.700
kişidir. Ayrıca 900 kişi de müteahhitlik
hizmetlerinde istihdam edilmektedir. İş imkanı
sağlanan toplam personel sayısı 5.600 kişidir. Bu
sayı, tüm “ekonomi iyiye gidiyor” iddialarına
rağmen, işsizliğin arttığı ülkemizde tüten 5.
600 ocak demektir.
Türkiye’nin en büyük şirketi
olan TÜPRAŞ’ ın yıllık cirosu 20 katrilyon
TL ( 13, 3 milyar Dolar) olup, son 5 yıl
içinde vergi öncesi 1. 814 trilyon TL (
1, 250 milyar Dolar kar sağlamıştır. 2003
yılı net karı ise 450 trilyon TL dir (300 milyon
Dolar). Bu büyüklük, önem ve özellikleriyle
TÜPRAŞ, Türkiye’ nin en önemli gurur
abidelerinden biridir.
Sakat yol, karanlık ortak
Türkiye, Avrupa’nın en hızlı büyüyen petrol
piyasalarından birisidir. 2010’lu yıllarda petrol
ürünleri talebimizin 40 milyon tona
ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemiz artan
akaryakıt talebini karşılamak amacı ile yeni bir
rafineriye ihtiyaç duyacakken, mevcutlar
satılmaktadır.
4016 sayılı Özelleştirme Yasasının temel
amaçları verimliliğin artırılması ve kamu
yüklerinin azaltılmasıdır. Oysa, TÜPRAŞ’ ın
yabancı özel sektöre devredilmesi ile bu amaç
ihlal edilmekte, ayrıca ham petrol ithalatı
bakımından TÜPRAŞ’ ın tek satıcıya bağımlı
kalmasının yolu açılmaktadır. Çünkü yabancı
ortağın esas amacı ürettiği ham petrol için
yeni ve istikrarlı/karlı pazarlar bulmaktır.
Yeniden kurulması durumunda 7 milyar Dolar yatırım
gerekmekte olan TÜPRAŞ’ ın iştirakleri ile beraber
toplam sigorta bedeli 4,4 milyar dolardır.
Bugünkü IMKB verilerine göre piyasa değeri ise 2,3
milyar Dolardır.
Satılmak istenen TÜPRAŞ Türkiye’nin en
büyük sanayi şirketi, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’nun
en büyük, Avrupa’nın 7. büyük rafineri şirketidir.
TÜPRAŞ’
ın % 65,76 oranındaki kamu hissesi, 14.01.2004
tarihinde yapılan ihalede 1,302 milyar Dolar
teklif veren Zorlu Holding – Efremov Kautschuk
ortaklığında kalmıştır.
Çek Cumhuriyeti’nde
özelleştirme girişimleri devam eden Unipetrol
için finansal açıdan uygun bulunan 3 teklif verici
içinde Tüpraş’la aynı anda Unipetrol’e de
Efremov Kautcshuk üzerinden teklif veren
Tatneft yer alamadı. Unipetrol’e 500 milyon
Dolar teklif vererek % 63’ünü almak için çabalayan
petrol şirketleri arasında yer alan Tatneft’in,
finansal olarak yeterli bulunmaması nedeniyle
seçilmediği açıklandı.
TÜPRAŞ’
ın yarı yarıya sahibi olacak Efremov Kautschuk
şirketin merkezi Almanya’ da Frankfurt’un 30 km.
kuzeyinde tek katlı bir ev ve kapısında
herhangi bir tabela yok. Şirketin Genel Müdürü
Michael Schwap adında bir Alman burada
oturuyor.
Demek ki TÜPRAŞ gibi bir gurur abidemizi,
kapısında tabelası bile bulunmayan, merkezi
sıradan bir ev olan kağıt üzerindeki bir şirkete
satıyoruz.
Daha da ilginç olanı, bu şirketin kuruluş
sermayesi 105 bin Euro. Milyarlarca dolarlık
TÜPRAŞ’ ı, 105 bin Euro sermayeli bir
şirkete satıyoruz. Efremov’un yüzde 49’u,
24 Mayıs 2002 verilerine göre, Virgin adalarına
kayıtlı Renix Finance isimli off shore
şirketinin. Yıllık cirosu ise 22 milyon Euro.
Yıllık cirosu 10 milyar doların üzerinde Tüpraş’ı,
ancak 22 milyon Euro ciro yapabilen, off shore
ortaklı ve ne idüğü belirsiz bir şirkete
satıyoruz.
Daha doğrusu TÜPRAŞ, sadece 2-3 yıllık karı
karşılığında yerli-yabancı özel tekele adeta
bağışlanmaktadır.
Başka bir ifadeyle, devlet tekeli olan TÜPRAŞ,
özelleştirme sonucu özel tekel olacaktır.
Bunun olumsuz sonuçlarına ise tüm toplum
katlanacaktır.
Müdafaa-i Hukuk soruyor:
1-
Halkımızdan toplanan vergilerle yapılan
rafinerilerin, kârlı olmalarına rağmen
özelleştirilmek
istenmesinin gerekçeleri niçin topluma izah
edilmemektedir?
2-
Uluslararası pazarda son derece güvenilir,
Türkiye’nin kredi itibarından da önde gelen dev
kuruluş
TÜPRAŞ’ ın neden tamamını, üstelik
yabancılara satıyoruz. Halka açık payı çok daha
da arttırmak istiyorsak, bunu daha önce olduğu
gibi, IMKB üzerinden neden yapmıyoruz da illaki
blok olarak satmakta ısrar ediyoruz ?
3- TÜPRAŞ’
ı alacak karanlık yabancı ortağı kim ne kadar
tanıyor, mali gücü yeterli mi, hangi
teknolojiye sahip,
ham petrol ithalatında yabancı ortağa
bağımlılık nasıl önlenecek, ihalede
öngörüldüğü ve rakip firma yeni teklif verdiği
halde, açık arttırmadan neden vazgeçilerek bu
dev kuruluşumuz yok pahasına ve alelacele
satılmak isteniyor?
4-
Bu tarz özelleştirmelerle Cumhuriyetimizin
kazanımlarının yok edildiği, milli ekonominin
adeta
dinamitlendiği ve Türkiye’nin geleceği ile
kumar oynandığı hala görülemiyor mu?
5-
Bu soruların cevabını Türk kamuoyu mutlaka
bilmelidir. Aksi takdirde bu tür tutum ve
uygulamaların hesabı halkımız tarafından
mutlaka sorulacaktır.
-
Geri -
|