|
-SANKİ
BUGÜN İÇİN SÖYLENMİŞ-II-
“1282 ...”
“Burada.”
“1283 Mustafa Kemal!”
Hep bir ağızdan: “İçimizde!!..”
Kara Harp Okulunun her ders
yılı başında düzenlenen açılış töreninde
söylendiği gibi, Atatürk yalnızca tören
salonundaki öğrencilerin değil, hepimizin
içinde. Ah, bir de O’nun gibi
davranabilsek!!
Türkiye tarihinin en
bunalımlı günlerini yaşamakta; en kritik
dönüm noktalarından birinden geçmektedir. “Stratejik
Ortak” Amerika’nın Irak’ta başlattığı
harekatta Türkiye’yi nereye götürmek
istediğini, ülkemizin başına ne çoraplar
öreceğini Türk kamuoyu artık derinden
sorgulamaktadır.
Günümüzden 85 yıl
öncesine gidelim. Yıl 1917. Ülkeye,
Atatürk’ün Gençliğe Hitabında
anlattığı manzaranın tümü egemen olmuştur: “Yurdun
kaleleri ve tersaneleriyle” birlikte,
ülkenin tüm kuruluşları da o günün “stratejik
ortağı” Almanya’nın işgalindedir.
Osmanlı İmparatorluğunun Başkomutanlık
Karargahının en kritik makamları Alman
Subaylarınca doldurulmuş bulunmaktadır.
Ayrıca, Osmanlının cephede savaşmakta olan
Ordularının büyük bölümüne de Alman
generalleri komuta etmektedirler.
1917
yılının ikinci yarısında, Atatürk,
Yedinci Ordu Komutanıdır. Yedinci Ordunun
bulunduğu yer bugünkü “Stratejik Ortağın”
haksız ve ahlaksız Irak Savaşını inanılmaz
bir fütursuzlukla yürüttüğü coğrafyanın
aynısıdır. Aşağıdaki alıntı, Atatürk’ün
hem Başkomutan Vekili Enver Paşaya hem de
Sadrazamlıkla birlikte İçişleri Bakanlığını
da yürüten Talat Paşaya gönderdiği 20
Eylül 1917 tarihli rapordan
alınmıştır. Okurken, örneğin, Falkenhayn’ın
yerine Zalmay Khalilzad’ı, Colin Powell’ı,
General Tommy Franks’ı, General Richard
Myers’ı; sınırları sonradan cetvelle
çizilmiş devletlerini o günlerde henüz
kurmamış olan “Arapların” yerine de
bugünün “Kuzey Irak Kürtlerini”
koyabileceğinizi söylemeye, doğaldır ki,
gerek yok.
“...İçinde bulunduğumuz
bataklıktan Almanlarla birlikte kurtulma
zorunlu ise de, Almanların bu zorunluluktan
ve savaşın uzamasında yararlanarak bizi
sömürge durumuna getirmek ve ülkemizin bütün
kaynaklarına el koyma siyasetlerinin
karşısındayım. Ve, devlet ricalinin bu
konuda hiç olmazsa Bulgarlar kadar bağımsız
ve kıskanç olmalarını lüzumlu görürüm.
Bağımsızlık konusunda kıskanç olduğumuz
Almanlarca geri gibi anlaşıldığı gün onların
bizi Bulgarlardan daha itibarlı
göreceklerine sizleri temin ederim. Arayı
bozmayacağım diye durmadan fedakarlıkta
bulunmak, herhangi bir müttefike ve,
özellikle, Almanlara merhamet ve ihsan
telkin etmeyip, belki, verdiklerimizden yüz
kat fazlasını istemeye onları hırslandırır
ve kışkırtır. Bugün, Falkenhayn, her
vesileyle herkese karşı Alman olduğunu ve,
elbette, Alman çıkarını en fazla
düşüneceğini
söyleyecek kadar cesaretlidir.
Halep’te, Fırat’ta ve Suriye’de Alman
siyaseti ve Alman çıkarı ne demek olduğunu
ve, özellikle, bu sözü söyleyen bir Alman
konsolosu olmayıp yüz binlerce Türkün kanı
için karar vermek mevkiinde bulunan bir
komutan olursa, işin tümüyle vatan
çıkarlarımıza karşı nitelik kazanacağını
anlamamak mümkün olmaz. Falkenhayn, geldiği
günden beri aşiretlerin reislerine Alman
teğmenlerini göndererek doğrudan temas
kurmakta ve, ‘Araplar, Türklere düşmandır;
biz Almanlar tarafsız olduğumuzdan onları
kazanabiliriz,’ sözünü bizzat bana, bir ordu
komutanına söylemiştir. Irak harekatının
uygulanamaz olduğunu kendisi daha ilk günden
anlamıştır. Irak harekatını, ülkemize
yerleşmek için vesile görmüştür. Gerçekte,
idealleri, bütün Arabistan’ı Alman
yönetimine almaktır.”
“İçimizdedir”
dediğimiz Mustafa Kemal’in 85
yıl önce söylediklerinden bugün ders
alabilecek miyiz? Yoksa, Osmanlı gibi biz
de, “Stratejik Ortağımızın” peşinde
bataklığa gitmekte inat mı edeceğiz?
Atatürk’ün Bütün Eserleri; C. 2; S. 120-125.
Kaynak Yayınları, 1999.
Sanki Bugün İçin Söylenmiş-I için
tıklayınız...
|