"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNCEL  
Müdafaa-i Hukuk Bültenlerini Okumak İçin Tıklayınız...

04 Temmuz 2005

SALATALIK VAR!..
Mahmut YILBAŞ
Gn. Yayın Yönetmeni
 
Salatalık, yaz bostanıdır.
Daha doğrusu, eskiden öyleydi.
Şimdi, her mevsim avucumuzda…
Sera, gübre, hormon icat olunca her sebzeyi her mevsim yemek, artık mümkün…
Ama, eski tatları kalmadı…
Bir de, kullanılan kimyasallar kanserojen etkiler taşıyorlar.
Eskiden her sebzeyi mevsiminde yerdik.
Salatalığı da öyle.
Lezzetleri bir başkaydı.

Yazının devamı...


01 Temmuz 2005

MUSTAFA KEMAL GİBİ DÜŞÜNMEK
(E) Orgeneral Aytaç YALMAN (*)
 
Avrupa Birliği'nin bize sağladığı yararlar kadar Türkiye'nin de AB'ye küresel bir güç olmasında yardımcı olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizde insan hakları ve demokrasi gibi ulvi kavramların gerçek anlamda yerleşmesi AB ile ilişkilerin ötesinde kendi iç dinamiklerimiz ile başarmamız gereken değerlerdir. Bunun yolu da ülkemiz insanlarının din, mezhep, ırk gibi kimlik belirleyen kavramları kendinden farklı olan öteki gruplarla eşit gördüğü zaman, kendi dinamiklerimizle farklılıkların bir bölümünü çözümlemiş, demokrasi ve insan hakları adına ciddi bir adım atmış oluruz.

Yazının devamı...


29 Haziran 2005

HURUÇ
Hikmet BİLA
 
Seksen yıllık Cumhuriyet'in dış politikasında belli dönüm noktaları var. Kurtuluş Savaşı ve Lozan'ı saymayalım. Türkiye'yi kuran zaten onlar.
Hatay'ın alınması.
İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin tarafsızlık politikasını sürdürebilmesi.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlara üyelik.
Kore Savaşı ve NATO'ya giriş.
Kıbrıs'a çıkarma.

Yazının devamı...


27 Haziran 2005

Avrupa Birliği'nde Stalin Dönemi Baskılar
Yılmaz DİKBAŞ
 
Avrupa Birliği’nin istatistik işleriyle uğraşan bir kurumu var, adı EUROSTAT. Bizim, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) ile benzer konumda. Avrupa Komisyonu’na bağlı bir birim olarak çalışan Eurostat, AB’ye üye tüm üye devletlerin siyasi, toplumsal ve ekonomik konularındaki istatistikî bilgilerini topluyor. Ayrıca, kendisi de yaptığı araştırmalarla sürekli bilgi toplayıp dosyalıyor. Yıllık bütçesi yaklaşık 150 milyon Avro (Euro) olan Eurostat, bilgi bankasında biriktirdiği çok önemli bilgileri özel sektöre satma yetkisine de sahip.

Yazının devamı...


24 Haziran 2005

Siyasal birliğe veda
Mahfi Eğilmez
 
Pazar günkü referandumda Fransızlar AB Anayasası'nı yüzde 57 çoğunlukla reddettiler. Avrupa'daki ülkelerden, Almanya ve Fransa dışında birisi hayır oyu kullansaydı olayın yansıması farklı olurdu. Ama Fransa, Avrupa Ortak Pazarı ile başlayan ve son aşamada Avrupa Birleşik Devletleri'ni oluşturmayı hedefleyen gelişmenin önderlerinden birisi olarak siyasal birlik düşüncesini reddedince ortalık karıştı. Üstelik reddettikleri anayasa Giscard d'Estain başkanlığında hazırlandığı için Fransız yaklaşımına fazlasıyla yer veriyordu.

Yazının devamı...


22 Haziran 2005

ARAP SAÇI...
Mahmut YILBAŞ
Gnl. Yayın Yönetmeni
 
İşler karışınca, arap saçına döndü denir.
Neden böyle denmiş, acaba?..
Araplar, saçlarına-başlarına bakmazlar, temizliğine aldırış etmezler miymiş? Zannederim, geçmişte kadın-erkek, saçlarını sicim-sicim örerlermiş. Söz oradan kalmış olmalı...
Şu bizimkilerin bilgeliğine bakın; karışık, birbirine girmiş, çözümü zorlaşmış işleri, arap saçına benzetmişler, yakıştırıvermişler.

Yazının devamı...


20 Haziran 2005

Ülkede Örtüşenler ve Örtüşmeyenler...
Erol MANİSALI
 
Türkiye'de uzun yıllardan beri şu manzara ile karşı karşıya bulunuyoruz;

- İşçi, işçi sendikası ile ''bütünleşemiyor'' ; çünkü sendikalarda genellikle, ''işçilerin çıkarı değil, yerleşik düzenin devamı savunuluyor'' ; üst yönetimler ''elit oluşturup, kendi dar çevre çıkarlarını gözetmeye başlıyorlar'' .

Yazının devamı...


16 Haziran 2005

AB 'KRİZİ' NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Müdafaa-i Hukuk
 
Avrupa Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda reddedilmesi hem AB ülkelerinde hem de diğer ülkelerde 'AB'nin krizi' olarak yorumlandı ve öyle yorumlanmaya devam ediyor. AB'nin 'krize' girmesinden belirgin bir haz alındığını yansıtan yorumların çoğunlukta olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Yazının devamı...


10 Haziran 2005

EKONOMİDE GB/CARİ AÇIK ALARMI VE YABANCI SERMAYE
Talat SARAL
 
Türkiye uzun yıllardan beri iç ve dış borçları yüksek bir ülkedir (1). Bunun temel nedenleri; iç borçlarda kamunun (savurganlık ve yolsuzluklardan da kaynaklanan) finansman açıkları, dış borçlarda ise, kamu açıkları ve iç tasarrufların yetersizliği, nedeniyle sıkça dış borçlanmaya başvurulması ve dış ticaret açıklarının (kriz yılları) hariç sürekli cari açık yaratıyor olmasıdır.

Yazının devamı...


6 Haziran 2005
BİR BİLİMSEL TOPLANTI
Tuncer AKTAŞ
 
Ülkemizde bir çok üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerde bilimsel toplantılar yapılarak sonuçları kamu oyuna duyurulmakta aynı zamanda sonuç bildirgesinde varılan hükümler dünyada da ülkemizde olduğu gibi tartışmaya açılmaktadır.

Yazının devamı...


2 Mayıs 2005
24 NİSAN
Tuncer AKTAŞ
 
Türkiye Cumhuriyetinin başına yıllardır sorun olarak dikilen ve bir türlü alt edemediği sorun sözde Ermeni Soykırımıdır.
Soykırımın gerçek anlamı bir ırkın tümü ile katliama tabi tutularak yok edilmesidir. Uzun süren tarihimizde hiçbir dönemde, Avrupalıların ve Amerika Birleşik Devletlerinin bu tanıma uygun gerçekleştirdikleri soykırım yapılmamıştır.

Yazının devamı...


29 Nisan 2005
GIRGIR DEĞİL GERÇEK
Yılmaz DİKBAŞ
 
‘Ulusal Egemenlik’...
Ve de ‘Çocuk Bayramı’...
23 Nisan günü kutladık...
Avrupa Birliği (AB)’ne girdiğimizde, ‘Ulusal Egemenlik’ bayramı kalkacak.
Sakın yüzüme bakıp,
- Ne diyorsun sen? diye sormayın.
AB’ye üye olan ülkelerin hepsi bunun böyle olduğunu artık çok iyi biliyor. İngiltere, Danimarka ve İsveç AB’nin ortak parası Euro’yu kabul etmemekte direniyorlar, ulusal egemenliklerini Brüksel’e teslim etmek istemiyorlar. İsviçre ve Norveç ise zaten AB’ye girmediler bile! Bugün İngiltere ve Fransa’da halkın en az yarısı AB Anayasasına referandumda ‘hayır’ diyerek ulusal egemenliklerini korumayı planlıyorlar.

Yazının devamı...


20 Nisan 2005
AVRUPA BİRLİĞİ: TABUTA ÇAKILAN SON ÇİVİ
Yılmaz DİKBAŞ
 
Bu yazımda sizlere, 35 yıldır İngiliz siyasetinin içinde bulunan çok saygın bir devlet adamını, Lord David Stoddart’ı tanıtacağım.
David Stoddart, İngiltere’de 1970 genel seçimlerinde İşçi Partisi’nden Swindon kenti milletvekili olarak Parlamentoya girdi, 1983 yılına kadar da sürekli parlamentoda kaldı. Bu süre içinde, hazineden sorumlu devlet bakan yardımcılığı, hükümet sözcülüğü yaptı. İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne, o zamanki adıyla Ortak Pazara’a katılımıyla ilgili tartışmalarda öne çıktı, İngiltere’nin üyeliğine karşı oy kullandı. 1983’de kendisine verilen ‘Lord’ ünvanıyla Lordlar Kamarası’na İşçi Partisi temsilcisi olarak girdi. O dönemde, Avrupa Birliği’nden çekilme politikasını izleyen İşçi Partisi’nin muhalefet sözcülüğünü üstlendi.

Yazının devamı...


18 Nisan 2005
ANKARA'DA BİR EOKACI
Cem BAŞAR
 
Yunanistan Dışişleri Bakanı MOLİVYATİS Ankara’da.
Şimdi MOLİVYATİS’i tanıyalım. Yunanistan’da yıllarca Dışışleri Bakanlığı yapmış olan EVANGELOS AVEROF yayınlanan anılarında şöyle tanıtıyor:
“Türk-Yunan Başbakanlarının iki ülke arasındaki “Dostluk ve Kardeşlikten” bah¬settikleri 7 Mart 1953 günü Atina’da “Büyük Britanya Oteli”nin “328” numaralı odasında, Kıbrıs Başpiskoposu Makarios, Albay Grivas, Türkiye’ye karşı her zaman iki yüzlü bir politika izlemiş bulunan politikacı Evangelos Averof, General Nikolaos Papadopulos, iki bakan ile üç general ve Yunanistan’ın yeni Dışişleri Bakanı PETROS MOLİVYATİS, ‘Yunan Bayrağına, Incile ve Silaha” el basarak şu yemini ettiler.

Yazının devamı...


15 Nisan 2005
ALDIĞIMIZ FİYATA...
Osman GÜNEY
 
Oynamaya gönlüm yok ya, bakın bu yazıya ikinci kez başlamak zorunda kaldım. Nasıl ettiysem ettim, bilgisayarın bir düğmesine elim değdi, tüm yazdıklarım yok oldu… Oysa ki bu meret alet, bazen “sil” desem silmiyor da, illa ki kırk kez soruyor: “silinsin mi..”, “emin misin…”
Niye soğudum yazarlıktan biliyor musunuz. Hoş, yazar mazar da değilim ya aslında… Laf ola beri gele, benimkisi öylesine bir özenti işte…Bu “yazarlık”tan evine ekmek götürenlere yardım etsin, hiçbir albenisi kalmadı bu işin…

Yazının devamı...


13 Nisan 2005
BRÜKSEL'deki AHTAPOT
Yılmaz DİKBAŞ
 
17 Mart 2000 tarihinde İngilizlerin Lordlar Kamarası'nda, Lord Pearson'un vermiş olduğu bir önerge tartışıldı. Önerge, İngiltere'nin Avrupa Birliği (AB)'nden çıkması durumunda doğacak sonuçların irdelenmesini öneriyordu. Oturum, bütün gün sürdü. 24 soylu parlamenter önerge üzerinde konuştu, bazıları 2-3 kez söz aldı. Bu oturumun tutanakları 65 sayfa tutmaktadır. Lordlar Kamarası'nda, zaman zaman sıcak sahnelerin yaşandığı bu önemli oturum açıldığında ilk sözü, AB'ye karşı olan önerge sahibi Lord Pearson aldı. Şimdi sizlere, Lord Pearson'un konuşmasının bir bölümünü sunuyorum.

Yazının devamı...


11 Nisan 2005
AB ULUSLAR HAPİSHANESİNE HOŞGELDİNİZ
Yılmaz DİKBAŞ
 
İrlanda, Avrupa Birliği (AB)'ne 1973 yılında katıldı. 1 Mayıs 2004 tarihine kadar AB'nin 15 üyesi bulunmaktaydı. Genişlemeyi hedefleyen AB'nin mimarları, üye sayısının artmasına olanak sağlayacak Nis Anlaşması (Treaty of Nice)'nı hazırladılar. İrlanda bu anlaşmayı, Haziran 2001'de referanduma götürdü. Seçmenlerin yüzde 34,7'si 'Evet', yüzde 45,4'ü 'Hayır' oyu verince, Nis Anlaşması reddedilmiş oldu. 'Hayır' kampanyasının öncülüğünü, Dublin Trinity Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof.Dr.Antony Coughlan yürütmüştü. Sonuçtan hiç hoşlanmayan AB'nin mimarları, ortaya çıkan bu demokratik sonucu kabul etmek istemediler. İrlanda'ya, bu sonucu değiştirmek amacıyla hem para akıttılar hem de siyasi baskı uyguladılar.

Yazının devamı...


08 Nisan 2005
KIBRIS AVUÇLARIMIZDAN UÇUYOR MU ?
Tuncer AKTAŞ
 
Kıbrıs’ın tarihi Ak Denize egemen olma tarihi ile birlikte yürümüştür.
Ak Denizde egemen olmak isteyen devletlerin büyük bir kısmı Kıbrıs’a hakim olmaya ve bu adayı ellerinde tutmaya çalışmışlardır.
Osmanlı Tarihinde de Kıbrıs’ın önemi her zaman ön planda tutulmuş olmasına rağmen XV. Yüzyıla kadar herhangi bir ciddi teşebbüsle karşılaşmıyoruz. Osmanlı İmparatorluğunun en büyük sultanlarından birisi olan Fatih Sultan Mehmet’in büyük bir ihtimalle zehirlenerek öldürülmesinden sonra Ak Deniz ve Osmanlı’nın güney sınırları ile olan ilişkiler ve büyüme hızı da durmuştur. Ta ki, Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta çıkışına kadar bu yörede önemli bir faaliyet göremiyoruz.

Yazının devamı...


06 Nisan 2005
ÇANAKKALE ZAFERİ'NİN 90. YILI
Nurettin TÜRSAN
 
Çanakkale Kenti içinde ve muharebe alanı olan Gelibolu yarımadasında birçok törenler yapıldı. Şehitlikler ziyaret edildi. Çiçekler konuldu. Türk ulusu bir kez daha vatanları için yaşamlarını veren öz Türk evlatlarını andı, gözyaşları döküldü.

Bu arada basın da bu heyecana katıldı, dizi makaleler, köşe yazarı makaleleri yayınlandı. Yazarların merakı şehit sayısının doğru ve tam söylenmesiydi. Ciddi yazarlar, Genelkurmay Başkanlığının tespit ettiği 53,000 küsur sayısına inanıyor, daha fazla söyleyen ve yazanları “yalancılık” la itham ediyorlardı (1). Bu gibi söylemler, her şeyden önce “kitabet” noksanlığıdır. Benim gibi 253,000 diyenler, “yalan” değil, “yanlış” konuşmuş olabilirler.

Yazının devamı...


04 Nisan 2005
ÖCALAN'IN İNANILMAZ ÖZGÜRLÜĞÜ
Emin ÇÖLAŞAN

SEVGİLİ okuyucularım, bugün size tümüyle ‘Türkiye’ye özgü’ bir olaydan söz edeceğim. Böyle bir şey değil Türkiye’de, dünyada yok!
En büyük terörist Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nde yattığını biliyorsunuz. Yasal hakları açısından, ülkemizdeki on binlerce hükümlüden hiçbir farkı yok.

Her hükümlü ve tutuklu, gerektiği zaman cezaevinde avukatlarıyla görüşür. Avukat görüşmelerinde hukuk-yargılama süreci-savunma gündeme gelir.

Yazının devamı...


30 Mart 2005
BAYRAK YAKMA OLAYI İHANETİN SON GÖRÜNTÜSÜDÜR
Bahir M. ERÜRETEN
 
Türklüğü ve Türk ulusunu sevmek ve onu yüceltmek için çalışmanın, özetle bu ülkedekendini Türk saymanın, Atatürk Türkçülüğünde asıl değeri, kültür ve ülkü birlikteliğini, vatan ve dilbirliği sevgisi ile bütünleştirmektir. Kişinin etnik kökeniyle hiçbir ilintisi yoktur.
Ulusçuluğun ÖZÜ, kişinin, ülkesini ve mensubu bulunduğu ulusunu sevmek, bu istenci korumak ve yüceltmek için gerekli özeni göstermek, ulusal değerlere ve simgelere saygılı olmaktır.

Yazının devamı...


28 Mart 2005
SEN KİMSİN?
Prof. Dr. Mahir Aydın
 
Yeni bin yıla girdiğimizden beri, olaylar anlaşılmaz oldu. Gelişmeler düz mantık kurallarına bile uymuyor. Nedenler sonuçlarıyla örtüşmüyor. Birinden biri yanlış ama, hangisi? Belki de asıl sorun, olayları yönlendirenlerde. Bu, ya tarih bilgisi eksikliği olmalı ya da erdem yoksunluğu.
Son beş yıllık politika1ann içinde insan yok. Ama hepimiz insanız. Robotlaşma aşamasına henüz gelemedik! Avrupa, ABD'nin "dev aynası"na dokunmuyor. İlkesiz Blair'den başka, ona destek veren Avrupalı yok. Avrupa, usta pehlivan gibi. Son oyununu, kendine saklıyor. Ama ABD İmparatorluğu gittikçe tükeniyor.

Yazının devamı...


3 Mart 2005
AVRUPA BİRLİĞİ POLİS DEVLETİ
Yılmaz DİKBAŞ
 
Alman araştırmacı-yazar, gazeteci Hans-Martin Tillack, ünlü Alman dergisi Stern’in, 1999’dan 2004’ün ortalarına kadar, Brüksel’de muhabirliğini yaptı. 2002 yılında Tillack, AB’nin yürütme organlarından Avrupa Komisyonu’undaki yolsuzluk ve sahtekarlıkları araştırıyor, bulgulaları Stern’de yayınlanıyordu. Avrupa Birliği (AB)’nin de kendi bünyesinde yolsuzluk ve sahtekarlıkları izleyip inceleyen, OLAF adlı bir örgüt bulunmaktaydı. OLAF, Tillack’ın yazılarından rahatsızdı.

Yazının devamı...


28 Şubat 2005
CUMHURBAŞKANI’na AÇIK MEKTUP
Yılmaz DİKBAŞ
 
Sayın Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı Temelleri 25 Mart 1957’de Roma’da atılan Avrupa Birliği (AB )’nin Anayasası, 29 Ekim 2004 günü Roma’da AB’nin 25 Üye Devleti’nin devlet ya da hükümet başkanları tarafından imzalandı. 12 Ocak 2005 tarihinde de Avrupa Parlamentosu’nda oy çokluğuyla kabul edildi. AB Anayasasının yürürlüğe girebilmesi için, 25 Üye Devlet’in tümünün birden, ya referandum (halkoylaması) ya da meclis kararıyla, Kasım 2006’ya kadar Anayasasyı onaylamaları gerekmektedir.

Yazının devamı...


18 Şubat 2005
İNGİLİZ PATRONLAR, AB ANAYASASINA KARŞI!
Yılmaz DİKBAŞ
 
Avrupa Birliği (AB)’nin 25 Üye Devleti’nin devlet ya da hükümet başkanları 29 Ekim 2004’de Roma’da, AB Anayasasını imzaladılar. 12 Ocak 2005 günü de, Avrupa Parlamentosu oyçokluğuyla Anayasayı kabul etti. Ancak, AB Anayasasının yürürlüğe girebilmesi için, Kasım 2006’ya kadar, 25 Üye Devlet’in ya referandum (halkoylaması) ya da meclis kararlarıyla Anayasayı kabul ettiklerini ilan etmeleri gerekiyor.

Yazının devamı...


11 Şubat 2005
Avrupalılar, AB Anayasasını  Biliyorlar mı?
Yılmaz DİKBAŞ
 
Avrupa Birliği (AB) Anayasası, 29 Ekim 2004 günü Roma’da 25 Üye Devlet’in temsilcileri tarafından büyük bir törenle imzalandı. 12 Ocak 2005 günü de Strasburg’da AB Parlamentosu’nda oylandı; 500 ‘Evet’, 176 ‘Hayır’ ve 40 çekimser oyla da kabul edilmiş oldu.

Yazının devamı...


09 Şubat 2005
AVRUPA’NIN  İŞSİZ  DOKTORLARI
Yılmaz DİKBAŞ
 
Yarısı açlık sınırına dayanmış, çoğu genç on milyondan fazla işsizi bulunan Türk halkını, Avrupa rüyası ile oyalayıp kandırmak isteyen işbirlikçiler, şu katmerli  yalanı söylediler: “Avrupa Birliği’ne girersek, elinizi kolunuzu sallayıp Avrupa’nın istediğiniz yerine serbestçe gidecek, çok güzel işler bulup bol para kazanacaksınız!”

Yazının devamı...


07 Şubat 2005
ERMENİLERİN TARİHİ GERÇEKLERİ DEĞİL KABUL ETMEYE DUYMAYA DAHİ TAHAMMÜLLERİ YOK: Peki Ya Yahudiler?
Dr. Şenol KANTARCI
2004 yılının başlarında Star TV'de Kadir Çelik'in hazırlayıp sunduğu
"Objektif" adlı canlı olarak yayınlanan programda, Ermeni asıllı Kanadalı
yönetmen Atom Egoyan'ın Ermeni tezlerini esas alarak yaptığı "Ararat" adlı
filmin Türkiye'de gösterime girip-girmemesi konusunu tartışıyoruz. Kadir
Çelik'in program öncesinde söylediğine göre, program için birkaç Ermeni
vatandaşımızı davet etmiş (Başta Ermeni konusunu yazarlığını yaptığı
gazetesindeki köşesine zaman zaman taşıyan Ethem Mahçupyan olmak üzere)
ancak olumlu yanıt alamamış...

Yazının devamı...


07 Şubat 2005
“AB: İtibarsız, Utanç Verici Kurum”
Yılmaz DİKBAŞ
 Avrupa Birliği (AB) Anayasası, 12 Ocak 2005 günü Starsburg’da Avrupa Parlamentosunda oylandı. Bu oylamada İngiliz, Polonyalı ve Çek parlamenterler AB Anayasasına karşı büyük bir protesto gösterisinde bulundular. İngiliz parlamenterlerin başını, Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP)’nin parlamenterleri çekiyordu. Tek bir amaçla, İngiltere’yi Avrupa Birliği’nden çıkarma amacıyla 1993 yılında kurulmuş olan bu İngiliz siyasi partisi UKIP, 2004 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 16 koltuk kazanmıştı. 677 koltuklu Avrupa Parlamentosu’nda İngiltere’nin toplam 78 parlamenterle temsil edildiği göz önünde tutulursa, 16 koltuğa sahip UKIP’in gücü daha iyi anlaşılmış olacaktır...

Yazının devamı...


31 Ocak 2005
YENİ YILA GİRERKEN TÜRKİYE'YE YÖNELİK TEHDİTLER
Prof. Dr. Orhan KILIÇ
 
2004 yılım bitirip 2005 yılına girmeye hazırlandığımız şu günlerde siz değerli dost, arkadaş, meslektaş ve büyüklerimle hepinizin bildiğine inandığım bazı hususları paylaşmak ve dertleşmek ihtiyacı hissettim.
Yıllardan beri sistemli bir şekilde uygulamaya konulan bazı planların geçen son birkaç yıl içerisinde hızlandığım Türkiye'nin ciddi tehditler içerisine sokulduğunu üzüntüyle, endişeyle ama kılımızı kıpırdatmadan sadece seyrediyoruz ve bunu sadece kendi aramızda yaptığımız konuşmalarda birbirimize anlatıp duruyoruz. Nedir bu tehditler? isterseniz satır başlan ile bir daha hatırlayalım.

Yazının devamı...


17 OCAK 2005
DOSTUMUZU, MÜTTEFİKİMİZİ VE KOMŞUMUZU
ARTIK TANIMAMIZIN ZAMANI GELDİ
 
Cem BAŞAR
 Türkiye’nin diplomasi  lügatında yer alan üç sözcük, İkinci Dünya savaşından sonra bize hayli sorun yaratmıştır. Bu üç sözcük şunlardır.  “DOSTUMUZ”, “MÜTTEFİKİMİZ” ve “KOMŞUMUZDUR”.
 
Yazının devamı...
 

10 OCAK 2005
AB MÜKTESEBATI
YILMAZ DİKBAŞ 
      Avrupa Birliği (AB) Üye Devletleri ile Türkiye arasında Müzakereler, 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacaktır. Müzakereler, Avrupa Birliği Müktesebatı üzerinde yapılacaktır.
      AB Müktesebatı nedir?
      Müktesebat, Arapça bir sözcüktür. Anlamı, uzun bir süreden beri edinilip elde tutulmuş şey ya da şeyler, demektir.
      AB Müktesebatı demek ise, “Avrupa Yasalarının Tümü” demektir. Avrupa belgelerinde bu, Fransızca adıyla, ‘Acquis Communautaire’ olarak geçmektedir.
      AB’ye üye olacak her devlet, AB Müktesebatı’nı benimsemek, almak ve uygulamaya koymak zorundadır.
 
Yazının devamı...
 

10 ARALIK 2004
"BİR BU EKSİTKİ"
TUNCER AKTAŞ 
                   Avrupa Birliğinin 17 aralık için hazırladığı taslağa göre müzakere için yeni koşullar ileri sürüldü.
                   Bu koşaları şu başlıklar altında sıralayabiliriz :
1-     Türkiye’nin uyum protokolünü imzalaması dolayısıyla Kıbrıs’ı fiilen tanıması,
2-     İş gücünün serbest dolaşımına sürekli kısıtlama gelebileceği,
3-     İmtiyazlı ortaklık gibi alternatifler sunulacağı,
4-     Müzakerelerin ucunun açık olduğu
5-     Üyelerin 3/1 önerisi ile müzakere sürecinin taştırmaya açılabileceği, nitelikli çoğunlukla durdurulabileceği
6-     Ekümenik konusu:   Koşullar devam edecek ve ödünler teker, teker koparılacaktır.
Saydığımız maddeler içerisinde önemli üzerinde durulması gereken iki maddeyi tartışmaya açmak gerekmektedir.

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


 
08 Aralık 2004

BARIŞ   İÇİN   DUA !

Yılmaz DİKBAŞ

 

 Birinci Dünya Savaşı’nı Hıristiyan Avrupalılar çıkardı, Müslümanlar değil!

Hıristiyan Avrupalıların çıkardığı Birinci Dünya Savaşı’nda 50 milyon insan öldü!

İkinci Dünya Savaşı’nı Hıristiyan Avrupalılar çıkardı, Müslümanlar değil!

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


01 Aralık 2004
AVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU TAVSİYE RAPORU
VE
BİR DEĞERLENDİRME
İbrahim YILDIRIM
 

         6 Ekim 2004 tarihinde yayımlanan Avrupa Birliği Komisyonu Tavsiye Raporu, Basın-Yayın organlarında ve TV’lerde tartışıldı, hakkında olumlu ve olumsuz gelişmeler belirtildi. Raporun Türkçe tercümesi, her nedense henüz resmiye gayri resmi olarak yayımlandı.

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


11 Kasım 2004

CAHİL  Mİ,  HAYİN  Mİ ?

Yılmaz Dikbaş

Başbakanlık’a bağlı, 78 üyeden oluşan, “İnsan Hakları Danışma Kurulu” adlı bir kurul bulunmaktadır. Bu kurulun, “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu” , birbuçuk yıldır bir rapor hazırlamaktaymış. Raporun baş mimarı da Prof. Dr. Baskın Oran’mış. Öğrendiğimize göre 78 üyeden sadece 24’ünün imzasıyla oldubittiye getirilerek onaylanan bu rapor, 20 Ekim 2004 günü medyaya duyuruldu.

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


22 Ekim 2004

TÖRENLER VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 Tuncer AKTAŞ

Ulusal Bayramlarla ilgili törenleri izlediğimde ; ülkemizde kurtuluş savaşının zorlukları içerisindeki günleri hatırlarım. Kurtuluş savaşının ve o günleri yaşamanın zorlukları içerisinde zaferi kazanan komutanların başarıları karşısında ulusal bilincimizin nasıl böylesine büyük olayları gerçekleştirdiğini düşünür, saygıyla bu insanlara bir kez daha hayranlığımı  tekrarlarım.

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


29 Eylül 2004

 

SAHNEDE  ZİNA  OYUNU

Yılmaz Dikbaş

İslam’ın kutsal kitabı Kuran’da zina suçtur.

Peki, yalnız Kuran’da mı suçtur?

Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’ta da zina suçtur. İşte, Tevrat’taki bazı ayet ve surelerden örnekler:

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


20 Eylül 2004

Sabra  ve  Şatila  Katliamları

Yılmaz DİKBAŞ

Bundan tam 22 yıl önce, 16 Eylül 1982’de, yirminci yüzyılın en vahşi, en kanlı katliamlarından biri, Sabra ve Şatila’daki mülteci kamplarında yaşandı.

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


15 Eylül 2004

AMERİKALI BAŞKAN ADAYLARININ DEĞİŞMEYEN “ERMENİ” KARTI

          Dr. Şenol KANTARCI·

 

ABD’de Başkan adaylarının, sayıları 800 bin civarında nüfus olarak az, ancak toplu olarak bir takım bölgelerde yaşamaları ve kurumsal lobicilikleri yüzünden nüfuz olarak etkili olan Ermenilere yönelik seçim propagandaları veya verdikleri -ancak tutmadıkları- vaatler, artık gelenekselleşmiştir. Söz konusu durum, 1912 yılında, Demokrat Parti’den adaylığını koyan Woodrow Wilson’un Başkanlık kampanyasından 2004 yılı Kasımı Bush-Kerry Başkanlık kampanyasına kadar değişmeden devam etmiştir

                                                                                                                                                                           Yazının devamı...


19 Ağustos 2004

AVRUPA’NIN MÜSLÜMAN  DÜŞMANLIĞI

 Yılmaz DİKBAŞ
 
“Tüm Müslümanların, tıpkı köpekler gibi, ortak nitelikleri vardır. Köpek, kedi gibi bir hayvan değildir, her ne kadar her iki cinsin de çeşitli türleri bulunsa da...
Aşırı bir Hıristiyan, Cennet Bahçeleri’nin gerçekten var olduğuna inanır, aşırı bir Müslüman ise binalara saldırı uçuşları yapar-arada büyük fark vardır...
Müslümanların da tıpkı Naziler gibi gündemlerinde küresel cihat bulunmaktadır...
Müslümanlar bizim hayatımıza karşı tehdit oluşturmaktadırlar...
Milyonlarca kişinin karşı olduğu şey, Müslümanların kara suratları değildir, İslam’ın kara kalbidir..” [1]

Yukarıdaki sözler, İngiltere’nin çok satan gazetelerinden biri olan Sunday Telegraph’ta 25 Temmuz 2004 günü Will Cummins tarafından yazılmıştır

                                                                                                                                                                                    Yazının devamı...


28 Haziran 2004

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLMAK

Nurettin TÜRSAN

1. KÖŞE YAZARLARI :

Bu güzel sözü, ne yazık ki bir köşe yazan olan Uğur Mumcu söylemişti. Muhatapları da, yine, gazetelerin köşe yazarlarıydı.

Köşe yazarları, gündelikçi işçi gibi, her gün makale yazmak zorunda olduklarından okumaya pek vakit bulamıyorlar. Okuyanlar da, moda gereği, İngilizce eserleri okuyorlar.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


16 Haziran 2004

TÜRK LOKUMU (*)

Graham E. FULLER

Amerikalıların, İslam’ın Müslüman dünyası siyasetinde ne kadar yer ettiği konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu bağlantı çeşitli sorunlara yol açmaktadır ancak laiklik gibi kurumlarla değiştirilemeyecek bir gerçektir. ABD, Bush tarafından kullanılan ve milletleri “ya kendi taraflarında ya da teröristlerin yanında” şeklinde bir ayrıma tabi tutan Manichean tarzı açıklamalardan kaçınmalıdır; bu açıklama olan biten hakkında, bin Ladin’in “Müslümanlarla inanmayanlar arasındaki savaş” olarak yaptığı nitelendirmeden farklı değildir. Gerçekte olan; İslam’ın kendisini değil, İslam anlayışını ve bu şekilde Müslüman Reformu ve bağlamda hem İslamist hem de liberal ve demokrat bir siyaset anlayışına temel hazırlayacak olan Müslüman dünyadaki potansiyel güçlerin yükselişidir. Böyle bir eğilime verilecek destek ABD için önemli bir hedef olmalıdır.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


01 Haziran 2004

EMPERYALİZM 1919'UN RÖVANŞINI ALMAK İSTİYOR !

Kudret ULUSOY

Paris Konferansı tarafından Yunan istekleriyle ilgili olarak kurulan özel komisyonun İngiliz üyesi Harold Nicolson 14 Mayıs günü karısına yazdığı mektupta, bir gün önce nihai tartışmaya katılmak üzere Lloyd George tarafında çağrılışını şöyle anlatıyordu; " İçeri girdim. Wilson ile Clemenceau koltuklarını benim getirdiğim haritanın önüne çekmişlerdi Yarım saatten beri bazı itirazlarda bulunmak üzere konuşma sırasının bana gelmesini bekliyordum. Lloyd George gibi Başkan Wilson da çok nazikti. Clemenceau'ya gelince 'boş ver delikanlı, sıkma canını !' der gibi bir havadaydı. Bu bilgisiz ve sorumsuz insanların Küçük-Asya'yı (Anadolu) bir pasta gibi dilim dilim parçalama hakkına sahip olmaları çok korkunç ! Hem de Küçük Asya ile doğrudan ilgili kişilerin bulunmayıp yalnızca benim bulunduğum bir yerde"

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


28 Nisan 2004

DERVİŞİN FİKRİ VE ZİKRİ!

Hülagu VEKİLOĞLU

 

Böyle bir şey olamaz dedirtiyor kimi olaylar.

Son dönemde hükümetin yapıp ettiklerinin içeriye bakan en önemlilerinden biri, belki de en önemlisi olan Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanması projelerinin anlatıldığı ve T.C. Başbakanlık yayını olan tasarıların kitapçığı elime geçti. Daha önce İnternetten metin biçiminde indirdiğim için basılı halini görmek mümkün olmamıştı.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


26 Nisan 2004

MONDROS'tan KIBRlS'a

Yılmaz DİKBAŞ

Osmanlı Devleti 16 Ekim 1914' de; Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'ın oluşturduğu İttifak Devletleri ile birlikte Birinci Dünya Savaşı'na girdi. Karşı cephede İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve sonra Amerika Birleşik Devletleri'nden oluşan İtilaf Devletleri bulunmaktaydı. 30 Ekim 1918'de sona eren savaşı, içinde Osmanlı Devleti'nin de bulunduğu İttifak Devletleri kaybetti.      

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


21 Nisan 2004

KIBRIS’TA “EVET”; KIBRIS’TA “HAYIR”

                                                                                                                Gözde KILIÇ YAŞİN

                                                                          

New York’ta 10-13 Şubat 2004 tarihleri arasında Annan’ın çağrısı ile yapılan görüşmelerde Kıbrıs’taki sorunun çözümü için bir takvim oluşturulmuş ve bu takvim doğrultusunda sürdürülen görüşmeler, Annan’ın  tarafların talepleri doğrultusunda beşinci kez revize edilmiş olan Plan’ın son halini açıklaması ile sona ermiştir. Yine New York’ta yapılan görüşmelerde, Plan’ın yapılan müzakereler doğrultusunda ortaya çıkacak son halinin Kıbrıs’taki iki halkın onayına sunulması ve referandum sonucunun Kıbrıs’ın geleceğini belirleyen nihai karar olması konusunda prensipte anlaşılmıştır. 

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


19 Nisan 2004

TARİH TEKERRÜR EDER Mİ? (I)

Bülent ERANTEPLİ, Diyarbakır

1838 Ticaret Antlaşmalarından 1995 Avrupa-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşmasına

1830’larda yaşanan Mısır’da Mehmet Ali Paşa isyanı sırasında, Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusu Kütahya’ya kadar gelmiş, Osmanlı Payitahtı düşmek üzere. Zayıf bir  Osmanlı Devletinin varlığını sürdürmesini çıkarlarına uygun gören ‘Düvel-i Muazzama’ araya girer ve Osmanlı Devleti  ve hanedanının bir süre için dahi olsa yaşamasına izin verilir. Ama bu lütfun bir bedeli olmalıydı; sanayi devrimini gerçekleştiren Avrupa’nın Pazar gereksinimi vardı.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


16 Nisan 2004

ÇOBAN ATEŞLERİ YANMAYA BAŞLADI!...

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDEN YÜKSELEN SESLER

                                                                                             Dilşen İNCE ERDOĞAN

24 Nisan’da yapılacak olan referandum öncesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkından farklı sesler yükselmektedir. Kıbrıs Türk halkı, Annan Planı’nın oylanması öncesinde “evet” veya “hayır” denmesi doğrultusunda ikiye bölünmüş durumdadır. Kıbrıs sorununu çözmeyi hedefleyen, aslında çözüm yerine çözümsüzlüğü getirecek olan Annan Planı’na karşı yürütülen “hayır kampanyası”nın liderliğini KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yapmaktadır. Sayın Denktaş, Annan Planı’nda devlet ve egemenlik  kavramlarının olmadığı, Türklere tanınan haklara yeterince garanti sağlanmadığı gerekçesiyle; KKTC halkının referandumda oyunu hayır yönünde kullanması konusunda  kampanya başlatmıştır.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


15 Nisan 2004

ATA'YA SAYGI VE KIBRIS BİLDİRİSİ

Gaziantep Üniversitesi Öğrenci Konseyi

EY TÜRK GENÇLİĞİ!

“Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


14 Nisan 2004

“EVET” VEYA “HAYIR” DİYEMEMENİN VEBALİ!  ;

ALTEMUR KILIÇ

Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hilmi Özkök’ün, “Basını Bilgilendirme”,  konuşmasının, beni tatmin etmediğini ,hatta hayal kırıklığına uğrattığını , ,haddimi, rütbemi ve mevkiimi bilmeme rağmen, açık yüreklilikle ,ifade etmek mecburiyetindeyim. Bunu yapmazsam ,  kendime ve bu konularda,şimdiye kadar yazdıklarıma ihanet etmiş olurum.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


14 Nisan 2004

KKTC ve Türkiye Cumhuriyetinin hükümetlerine sesleniyorum:

Yakın Doğu Koleji/Kıbrıs

  1. 1878’den 2004’e kadar Kıbrıs Türk toplumunun yaşantısı nasıl oldu:

 

·         82 yıl İngiliz esareti

·         14 yıl Rum mezalimi

·         30 yıl anavatanımızın ve Kuzey Kıbrıs’taki idarecilerin gayr-ı ciddi karar ve yönetimleri

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


12 Nisan 2004

4. ANNAN PLANI’NDAN NOTLAR

Necati ÖZGEN
(E) Orgeneral

1. HARİTADA DEGİŞİKLİK YOKTUR

·         Sınırlar düzeltilmemiştir.

  • Batıda beşparmak eteklerine kadar toprak verilmesi askeri açıdan son derece tehlikelidir.     
  • % 28,5 toprak kaybı doğru değildir. (kilise ve efkaf arazilerine bitişik olan, 2 dönüme kadar araziler verilecektir. )

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


12 Nisan 2004

YAVRU VATANA SAHİP ÇIKMAK SUÇ MU?

 Müdafaa-i Hukuk

Bugün Kıbrıs'ta "Ver kurtul" politikasının benimsendiği bir dönemde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Türk Milletini Annan Plânı çerçevesinde aydınlatma çalışmaları engellemelerle karşı karşıyadır. TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın Denktaş'a yönelik; "Ne yapacaksan Türkiye'de değil, Ada'da yap" çağrısını, gelecek nesiller bir vefasızlık örneği olarak telakki edeceklerdir.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


05  Nisan 2004
 

21. YÜZYIL ENERJİ SEÇİMLERİ VE KIBRIS

Prof .Dr. Recep Kök  

Tarih penceresinden tarih şuuru ile coğrafya’ya bakabilen milletler, büyük deha ve stratejistleri ile yükselirler. Onları takip eden nesillerin içselleştirebildiği bu tür anlayışlar da , o milletin yaşama felsefesine şekil verir. Tayin edilen milli hedefler perspektifinden değişen dünya şartlarına, hangi ölçüde bakılabiliyor ve yorumlanıyorsa, bağımsızlık ve milli birlik o ölçüde korunmuş olur.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


26  Mart 2004

İRAN’DAKİ KAVGALI SEÇİM

                                                              Ş.Osman ARAS

         Nüfusça TÜRKİYE ile yarışan, yüzölçümü iki katımız (1.650 milyon kilometrekare) olan İran İslam Cumhuriyetinde (İİC) 20 Şubat 2004 günü 290 üyeli Meclisin 7.Dönem Milletvekillerini belirlemek için seçim yapıldı. 25 / 26 Aralık depreminde yerle-bir olan ve   elli bin civarında can kaybına uğrayan BEM’de seçim yapılamadığından, seçmenler 289 sandalyeyi belirlemek için sandık başına gitti.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


22  Mart 2004

Denktaş niçin   gitme-me-li?

Fuat VEZİROĞLU
Volkan Gazetesi

Gitme-me-li, çünkü:
         Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e Kıbrıs konusunda güvenmek mümkün değil. Şimdiye kadar verdikleri hiçbir söze sadık kalmadılar, milleti ve Kıbrıs Türkü'nü aldattılar. Başbakan Erdoğan 15 Kasım 2003 tarihinde Lefkoşa'da çektiği "kahramanlık nutku"nda ne dediyse tersini yaptı. Abdullah Gül'ün söylem ve eylemleri bir çelişkiler yumağından ibaret, altı üstünü, üstü altını tutmuyor, dün başka, bugün başka, yarın başka söylüyor.

                                                                                                                                                                                     Yazının devamı...


Diğer Yazılar

 

ARŞİV

·         ·         Güncel/2003
·         ·         Güncel/2002

- Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |