"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

01 Aralık 2004

AVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU TAVSİYE RAPORU

VE

BİR DEĞERLENDİRME

İbrahim YILDIRIM

 

         6 Ekim 2004 tarihinde yayımlanan Avrupa Birliği Komisyonu Tavsiye Raporu, Basın-Yayın organlarında ve TV’lerde tartışıldı, hakkında olumlu ve olumsuz gelişmeler belirtildi. Raporun Türkçe tercümesi, her nedense henüz resmiye gayri resmi olarak yayımlandı.

         Raporun, içeriği itibariyle kabul edilmesi mümkün olmamasına mukabil, Sonuç ve Tavsiyeler bölümündeki aşağıdaki metin; Avrupalıların asıl amaçlarını açık ve net olarak belirgin hale getirmektedir.

         Doğası gereği, bu ucu açık bir işlem olup, sonucunun önceden garanti edilmesi mümkün değildir. Müzakerelerin sonucuna ve sonraki uygunluk işlemine bırakılmaksızın, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, Türkiye’nin Avrupa yapısına (bünyesine) tam anlamı ile demir atmış (perçinlenmiş) olarak kalmasını temin etmelidir. Türkiye’nin topluluğa katılımı, Avrupa’nın elli yıllık entegrasyonundaki başarılarını daha da güçlendiren sorunsuz bir entegrasyonu sağlamak amacıyla, noksansız hazırlanmalıdır.

         17 Aralık 2004 tarihinde, Tavsiye Raporundaki ifadeler diplomatik olarak yumuşatsalar ve Türkiye’ye bir müzakere tarihi verseler bile, AB yukarıdaki hedefinden kesin olarak vazgeçmeyecektir ve bu hedef, “Türkiye’nin Avrupa yapısına tam anlamı ile demir atmış (perçinleşmiş) olmasını temin etmek.“ Başka bir anlatımla Türkiye’yi teslim almaktır.

         Türkiye’nin  teslim alınması işlemini gerçekleştirmesi amacıyla;

  • Kopenhag siyasi kriterlerini tarama usulü ile gözden geçirecekler ve yeni şartlar ileri sürülecektir. (2)

  • Türkiye ile sözde siyasi problemleri olan ülkeler ile Türkiye topluluklarında gözü olan bazı Avrupa Birliği Devletleri emellerini gerçekleştirmek için, Avrupa Birliği kartını bir koz olarak kullanacaklar ve Birliğe katılabilmek için her isteği yapmağa hazır vaziyete getirilmiş ve biçare (çaresiz) Türkiye’ye baskı uygulayacaklardır. Artık değnek onların elindedir ve bu tarihi fırsatı kaçırmayacaklar ve âzami ölçüde istismara kalkacaklardır. Konuya ilişkin olarak;

    1. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Hükümeti; Türkiye ve Kıbrıs aleyhindeki olumsuz isteklerini, birer kriter olarak ortaya atacaklar ve bunları AB vasıtasıyla elde etmek isteyeceklerdir. Zaten, her kriterin oy birliği ile müzakerelerde kabul edilmesi şartı, AB Üyesi Devletler olarak onlara veto etme hakkını imkânı vermektedir. (3)

    2. Fener Rum Patriği; tarihte yaptığı gibi, bundan sonra da Türkiye’nin değil, Yunanistan’ın bir Devlet Kuruluşu gibi hareket ederek ve AB’yi kullanarak, Anadolu’yu bir “Rum Ortodoks Ülkesi” halinde getirmeğe çalışacak ve Bizans hayallerini gerçekleştirme hevesine kapılacaktır.

    3. Fransa; emellerini kullanarak, sözde soykırım iddiaları kamuflajı altında Türkiye’den toprak talebinde bulunacaklarıdır.

    4. Almanya; Kürt kartını kullanmağa devam edecek, Ülkemize gelen Alman yetkilileri, Türkiye’nin tepkilerini dikkate almaksızın Diyarbakır’ı ziyaretlerini, ayrılıkçı ve bölücü faaliyetlerini devam ettirebileceklerdir. Böylece Almanya, tarihte yaptığı gibi Ortadoğu ve KAFKASLAR’da söz sahibi olmaya hayret göstereceklerdir.

    5. İsrail; sözde “Vaddedilmiş  Topraklar” projesine uygun olarak, GAP bölgesinde toprak alımlarını sürdürecek; Urfa civar, Harran ve Ceylanpınar ovalarındaki etkinliklerini güçlendirecektir. Bu arada, Hatay ve Türkiye’ye hududu olan Arapları unutmamak gerekmemektedir.

    6. ABD’nin desteği ve yardımları ile IRAK’ın kuzeyinde meydana gelen olumsuz, Avrupa Birliğinin himaye ve kışkırtmalarıyla, ifade etmekte çok zorlanmakta olduğum ve kabul edilmeyecek gelişmelere sahne olacaktır.

    7. Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında olduğu gibi, Avrupa mevzuatına uyum yasaları adı altında, Türkiye’ye yeni yatırımlar uygulanacak ve Türkiye Emniyet güçlerinin eli-kolu bağlanarak, olaylara müdahale etmesi daha da önlenecek ve ülkemizde misyonerler, yabancı ajanlar, yerli işbirlikçiler ve kendini bizden saymayanlar, bizlere hareketler yağdırarak olumsuz gelişmelere meydan vereceklerdir. İstiklal Harbimiz esnasında, Rum çetelerinin toplanma bölgesi, eğitim yeri, silah deposu ve yönetim karargahı haline gelen Merzifon Amerikan Kolejinin durumu, daima hatırlanmalıdır.

    8. Sizin nüfusunuz çok diyerek, Türk işçilerinin AB Ülkelerinde çalışmalarına sürekli ihtiyati tedbirler konulurken, AB ülkesi İnsanlarının ülkemizin en değerli bölgelerinde yerleşmeleri teşvik edilecek, yeni LEVANTENLER’in Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerle birlikte, Anadolu’nun her vilayetine yerleşerek, para ve kâr nerede ise oraya gidecekleri ve ticarete, sanata hakim olacakları, Türk insanını işsiz bırakacakları görülecektir. Türkiye’nin  ekmeğini, aşını elinden alacaklarıdır.

 

Yukarıdaki örnekleri uzatmak daha da mümkündür. Göz önünde bulundurulması gereken husus, Türkiye’yi teslim almak üzere hazırlanacak yeni kriterler, uygulama ve sindirme bakımından, uzun zaman diliminde (15 yıl ve daha sonrası) alıştıra, alıştıra  Türk milletine kabul ettirilecektir.

 

Sonuçta; AB ülkelerinin Büyük Elçilikleri, Siyasi Komiserleri; yerli işbirlikçiler, dönmeler, devşirmeler ve kendilerini bizden kabul etmeyenler ve kültür itibariyle Dünya Vatandaşı olanların jurnalle meleri ile Türkiye’nin bir olmuş armut gibi düşmeğe hazır olduğuna kanaat getirdiklerinde, müzakereleri başlatacaklarıdır. O zaman da, Türk egemenliğinden, Türk milletinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Kusura bakmayın, mali durumumuz iyi değil v.b. gibi sudan bahaneler uydurarak, üyeliğinizi  garanti etmemiştik, maalesef kabul edemiyoruz diyerek, Türkiye’yi teslim alacaklardır. Bu bir rapor değil, tam anlamıyla bir işgal planıdır.

 

AB ülkeleri ve onların yöneticileri şunları bilmek zorundadırlardır ki; Anadolu’da güçlü, bir Türkiye’nin varlığı; AB’nin Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya politikaları ve Dünyada söz sahibi olması için gereklidir. Türkiyesiz bir AB; kolsuzdur, kanatsızdır. Tavize gerek yoktur. Güçlü bir Türkiye bölgesinde barış ve istikrar unsurudur. Tarihi, coğrafyası, nüfusu, ekonomik potansiyeli kaynakları ve geniş bir bölgeye yayılmış kültürel özelliklere sahip bulunan Türkiye’ye ve Türklere yakışan da güçlü olmaktır. Pısırıklık, kendini güçlü görme ve ver-kurtulçuluk Türk milletine yakışmamaktadır. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi hiçbir zaman gözden uzak bulundurulmamalıdır.

 

Türkiye için iki seçenek vardır; ya onurumuzla AB’ye katılmak veya katılmamak, Vahdeddinleri, Damat Feritleri, Ali Kemalleri Türk milleti unutmadığı gibi, bundan sonra da aynı şekilde hareket edenleri asla unutmayacaktır ve onlara hak ettikleri cezayı verecektir.

            



 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |