|
02 Mayıs
2003
SEVR’E UYUM, SÖMÜRGELİĞE UYUM
Hüseyin
MÜMTAZ
Langa’nın eski futbolcusu kıvrak bir bilek
hareketiyle gündemi AB’ye taşıdı.
Irak kâbusunu üzerinden atmaya çalışan, Kıbrıs’ta
neler olup bittiğini anlamaya uğraşan kamuoyunun
dikkati böylelikle başka bir alana çekilmiş
olacaktı.
Hem bu; Musul-Kerkük’teki yanlışları yüzünden
hayli sıkışmış hükümete de bir nefes alma imkânı
sağlayacaktı.
59’uncu Hükümetin başı sadece Kerkük-Kıbrıs
yüzünden değil, irtica-mürteci kavramını doğru
okuyamamasından, ailece kadrolaşmalarından da
ağrıyor.
İşte tam da böyle bir ortamda AB’ye bilmem kaçıncı
uyum paketinin hazırlandığını açıkladı hükümet.
Aslında batılılar ile onların içimizdeki
işbirlikçileri ve radikal dinciler garip bir
işbirliği içindeler AB konusunda.
İkisinin de hedefi, artık gizlemeyip açıkça ifade
ediyorlar, “Kemalist devlet”.
AB bugün “Kemalizmin, Türkiye’nin önündeki en
büyük engel olduğunu” irdeleyen bir raporu
görüşüyor.
Radikal dinciler de laik cumhuriyeti önlerinde
engel olarak görüyorlar.
Posta’nın Belçikalı gazetecisi işte tam da böyle
bir ortamda diyor ki;
“MGK, türban’ı değil AB’yi görüşmeli... Laik
sistemimizi sonsuza kadar asker sopasıyla
koruyamayız. Bunu çözmenin tek yolu, AB
üyeliğidir. MGK Türban’ı bir yana bırakıp, AB
seferberliğini görüşmeli.”
Hem bunu, Verhaugen’in , “Ödevlerinizi yaparsanız
2005’te görüşmeye başlarız, ondan sonra da siz
ancak 2011-12’de üye olabilirsiniz” dediği bir
zaman aralığında diyor.
Belçikalı(lar) şunu hatırlatmıyorlar AB’deki
patronlarına, “Kuzey Irak’a girerseniz AB’ye
alınmazsınız demiştiniz. Girmedik. Hadi alsanıza!”
Herkes birbiriyle ama hepsi Türkiye’yle alay
ediyor.
Gazetelerde hükümetin hazırladığı uyum paketinin
bazı maddeleri yer aldı.
Pakete göre MGK, RTÜK üyeliği için aday
gösteremeyecek, denetleme kurulunda temsil
edilmeyecek, cami dışındaki ibadethanelerin de önü
açılacak, TMY'nin 8. maddesi ile Kürtçe isim
yasağı kalkacak.
Paketle, Kürt politikalarında değişiklik yolunda
sonuçları çok önemsenen ilk adım, Terörle Mücadele
Yasası'nın (TMY) devletin bölünmez bütünlüğü
aleyhine propaganda suçunu düzenleyen ve TCK'nın
312. maddesinden sonra düşünceyi açıklama
özgürlüğünü engellediği için çok eleştirilen 8.
maddesinin kaldırılması olacak. Bu madde bugüne
kadar çok sayıda
gazeteci-yazar-siyasetçi-sendikacı hakkında
uygulandı.
Paketle terör tanımı da BM'nin terör tanımı
dikkate alınarak değiştirilecek. Bu değişiklik,
düşünceyi cezalandırdığı için eleştirilen TCK'nın
168 (örgüt üyeliği) ve 169. (örgüte
yardım-yataklık) maddelerinin de değiştirilip
'eylemi olmayanların' cezalandırılmasına son
verilebilmesine geçişe kaynaklık edebilecek.
'Özgürlükçü seçim' hedefindeki pakette Türkçe
dışındaki Kürtçe, Arapça vb. dillerdeki propaganda
yasağından da vazgeçilecek. Seçim Kanunu'ndaki
'radyo ve televizyonda yapılacak propaganda
yayınlarıyla, diğer seçim propagandalarında
Türkçe’den başka dil ve yazı kullanılması
yasaktır' şeklindeki 58/2. cümlesi kaldırılıyor.
Seçim Kanunu'na, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi
olarak davet ettiği uluslararası gözlemciler,
seçimlerin tüm aşamalarını izleyebilir' hükmü
eklenecek.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Kanunu'nda
da değişiklik yapılacak. Söz konusu yasada
yapılacak değişiklikle Türkçe dışındaki dil ve
lehçelerde TV yayınının özel TV'lerde de
yapılmasına olanak sağlanıyor. (Önceki hafta RTÜK
yönetmeliği de bu yönde değiştirilmişti).
Nüfus Kanunu da değiştirilerek, ailelerin
çocuklarına Türkçe adlar dışında da ad vermesine
kapı aralanarak, Kürtçe isimlerin iptali ayıbına
son verilecek.
Yabancı vakıfların taşınmaz mal edinebilmeleri
amacıyla daha önce hazırlanan AB'ye uyum paketinde
tanınan altı aylık süre, yeni pakette 18 aya
uzatılacak.
İmar Kanunu'ndaki değişiklikle cami dışındaki
ibadethanelere de yer tahsis edilmesi mümkün hale
geliyor. Yetkililer bunun gerekçesini din ve
vicdan özgürlüğü sınırının genişletilmesi, cemevi,
kilise vb. ibadet yerlerine yasal destek verilmesi
olarak gösteriyor. Nitekim özellikle Alevi
kuruluşları ve İslamiyet dışındaki dinlerden
temsilciler, bu düzenlemeye olumlu baktığını
açıklamıştı.
Hazırlanan uyum paketinde İmar Kanunu'na ilişkin
bir başka değişiklik de şöyle öngörülüyor: "...
Kat mülkiyetine tabi ve müstakil binalarda ihtiyaç
olması halinde ibadet yeri açılmasına, kat
maliklerinin onayının alınması ve plan tadilatı
yapılması koşuluyla mülki idare amirince izin
verilir."
Hükümetin hazırladığı uyum paketinde bir başka
değişiklikle de, namus ve töre cinayetlerinde
büyük indirim öngören TCK maddeleri değişecek.
Kısaca MGK denetimi yumuşatılıyor, Kürtçe ve sair
dillerde yayın ve seçim propagandası serbest
bırakılıyor, seçimlerimize yabancı gözlemcilerin
gelmesi ve denetlemesi kabul ediliyor, TMY
sulandırılıyor, yabancı vakıflara yeni kolaylıklar
tanınıyor, apartmanlarda bile kat maliklerinin
kararıyla ibadethane açılması sağlanıyor, töre ve
namus cinayetlerinde indirime gidilmesi önleniyor.
Öcalan’ı asamadığınız bir ortamda töre cinayetine
indirim sağlayamayacak; zararlı faaliyetleri sabit
yabancı vakıflara devlet eliyle kolaylık
tanıyacak; bundan sonraki seçimlerde
Kürtçe-Arapça-Ermenice seçim propagandası
yapabilecek ve apartmanda kilise açabileceksiniz.
Türkiye kurtulacak, bizi de hemen AB’ye alacaklar.
Bu uyum paketinde de, bundan öncekilerde
olduğu gibi Kemalist ulus devletin temel
nitelikleri sulandırılıyor, laik demokratik
cumhuriyetin kendini koruma refleksi dumura
uğratılıyor.
Ve bunu “ilerici batıcılar” ile “radikal
İslamcılar” elbirliği ile yapıyorlar.
Tanzimat’ta azınlıklara haklar, yargı
kolaylıkları tanıyarak imparatorluğu yıkmamış
mıydık?
Helsinki-Kopenhag kriterleri-Uyum paketleri ile
şimdi de cumhuriyetin temeline mi dinamit
koyuyoruz?
Molla Saitler de, işgalciyle işbirliği yapmamışlar
mıydı? İşgalciyle hemhâl olacak vakıf değilse bile
dernek kurmamışlar mıydı?
Vahdettin İngiliz zırhlısına binmemiş
miydi?
Ne koalisyon ama?
-
Geri -
|