|
03
Ocak 2003
YURT
DIŞINDAN
Sedat İLHAN, E.General
ANNAN
PLANININ ETKİLERİ
PLAN İÇİN SÖYLENENLER
· KKTC Muhalefet Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet
Ali Talat : Kıbrıs için Annan planının mükemmel
olduğunu belirtiyor yapıcı ve olumlu olunmasını
istiyor.
· KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı : Plana karşı
olduğunu resmi ağızla duyurdu.Bunu kendi adına
söylediğinin altını özellikle çizdi.
· KKTC Ticaret Odası Başkanı : " Kıbrıslı
Türklerin neleri kabuk edecekleri ve neleri etmeyeceklerini
bazı yetkisiz kişilerin seslendirmesini hayretle
karşılıyoruz.Plan hemen kabul edilmelidir."
· Kıbrıs Türk Devlet Çalışanları Sendikası ( Çağ-Sen)
Genel Sekreteri Tijen Zeybek:" Nihai hedeflerinin
TC ile bütünleşme olduğunu inkar etmeyenler daha
şimdiden bu anlaşmanın ölü doğması için çaba sarf
etmeye başladılar."
· Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Gökhan Güler:"
Rumlara Karpaz burnunun verilmesi Bakü-Ceyhan
boru hattının güvenliği açısından sakıncalar yaratır."
· Yunanistan eski Başbakanı Miçotakis : "
Bu belge bizim ölçülerimize göre doğrulursa Kıbrıs
10 yıl sonra Yunan adası olur.
· AKP Lideri Tayyip Erdoğan : BM planının içeriği
ile ilgili itirazları bulunduğunu kayda geçirmekle
birlikte bu metni müzakere zemini olarak kabul
edeceklerini açıkça belirtti. "
Yukarıda belirtilen ve politik sorumlulukları
bulunmayan kişilerin bu görüşleri , inceleyeni
daha olayın başında iki kutuplu bir mecraya götürüyor.
Annan hazırladığı 156 sayfalık belgeyi sadece
yetkililere göndermiş ve basına ise bunun bir
özetini sunmuştur. Bu özette Annan'ın , Rumlar
için lehte olarak adlandırılabilecek bir çok konuları
belirtmeyerek gizlemiş olması şüphe uyandırmış
bulunmakta. Ayrıca işlemlerin zamanlaması ve metnin
önceden Yunan basınına sızdırılmış olması, Anna'nın
davranışı konusunda zihinlerde değişik düşüncelerin
oluşmasına neden oldu.
BM GENEL SEKRETERİ
KOFİ ANNAN BİR AB MEMURU MU?
Bulunduğu mevki yönünden Genel Sekreterin AB genişleme
zamanlamasını bu belgenin yürürlüğü için esas
alması bu şahsın en azından AB' in hizmetinde
olduğunu gösteriyor. Türkiye ve KKTC nin AB üyesi
olmayışları nedeni ile Annan,bu tutumu ile bir
defa daha adil davranmadığını ortaya koymuştur.
Türkiye'deki yeni seçimi,henüz kurulmamış hükümeti,toplanamamış
parlamentoyu ve en önemlisi KKTC Cumhur Başkanı
Rauf Denktaş'ın hastalığını dikkate almayan Annan,
yalnız diplomatik bir hata işlemekle kalmadı ayrıca
ayıp ta işledi.Yılların yöneticisi bu insanın
bu hataları bilerek ve AB - Yunanistan istekleri
doğrultusunda işlemekte olduğu şüphesi yaygınlaştı.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan bir AB memuru ve
dolayısı ile sanki Yunanistan hizmetinde bir kişi
gibi hareket etmiştir.
Türkiye'nin hiç mi ihmal ve kusuru yok? Koşulsuz
olarak bazı politikacılarımızın hizmetini kabul
etmiş olan bazı diplomatlarımız, bütün bu işlemlere
zemin hazırlayan bir anlaşılmaz tutumun sorumlusudur.Esasen
daha işin başlangıcında Türkiye'nin dış politika
ile sorumlu bazı diplomatları,politikacıların
etkisinde, Kıbrıs olayını BM zemininden AB zeminine
taşıyarak en büyük hatayı işlemiş bulundular.
Sonuç: Politik,askeri, sosyal ve ekonomik yönden
uygulanması halinde Kuzey Kıbrıs Türklerini adeta
Rum'un içinde eritmeyi ve bir askeri müdahale
olanağını tamamen ortadan kaldırmayı öngören bir
plan ile karşı karşıyıyız.Bazı eski politikacılarımız
bu planın ; Türkiye'nin ulusal çıkarlarına ters
düştüğü ve Lozan Barış Anlaşmasından da daha çetrefil
olduğu görüşünde birleşiyorlar.
BU METİN DERDİNDEN
TÜRKİYE NASIL KURTULACAK ?
Burada Türkiye'nin yönetim olarak uyguladığı bir
teamül ( Yapıla geliş ) çok önemli rol oynayacaktır.
İçinde güvenlik bulunan dış politika konularında
Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı çok sıkı bir
işbirliği içinde çalışırlar. Planın verildiği
andan itibaren bu iki kurumumuzun yetkili elemanları
,eminim, ortak çalışmalara başlamışlardır.Ayrıca
her iki kurumda da Kıbrıs konusunda tam bilgili
elemanlar göreve çağrılacaklardır. Bu cümleden
olmak üzere Washington Büyükelçisi Faruk Loloğlu,BM
Büyükelçisi Ümit Pamir,Londra Büyükelçisi Korkmaz
Haktanır,Atina Büyükelçisi Yiğit Alpogan Türkiye'ye
çağrılarak görevlendirildiler. 1974 Kıbrıs Barış
Harekatında maiyet memuru olarak göreve başlayıp
ta bugünlere ulaşan yukarıdakiler gibi değerli
elemanların elinde bu plan enine boyuna incelenecek
ve Genelkurmay çalışmaları ile koordineli yürütülecektir.Unutmamamız
gereken bir gerçek var: Türk Genel Kurmay ve Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs konusunda çok deneyimlidirler.
Yarım yüzyıla yakın bir süredir sürmekte olan
bu konuda diplomatlarımız Yunanistanı çoğu zaman
çığırtkan durumuna düşürmüşerdir.Koordineli bir
çalışma bu planı da çıkarlarımız yönünde müzakere
ettirmeyi başaracaktır.
Hukuki ve ekonomik konularda istişareli bir çalışma
ile TÜRKİYE;NE MAKSATLA,NE ZAMAN,NEREDE,NASIL
VE NE YAPACAKTIR sorularını yanıtlayan bir çözüm
ile ortaya çıkacaktır. Kısa,orta ve uzun vadede
alınması gereken önlemlere ek olarak gerekirse
politik değişime dahi gidilebilecektir.
YENİ YÖNETİMİN TUTUMU NE OLMALIDIR ?
Bu arada şu soru sorulabilir : Yeni yönetim çalışmalarla
ulaşılan sonucu beğenmez ise ne olur ? O zaman
onun saptayacağı bir çalışma gurubu işi deruhte
eder ve yeni yönetim bundan kaynaklanacak sorunlara
bağlı büyük bir sorumluluk yüklenecektir. Kıbrıs
gibi yaşamsal çıkar önceliğine sahip bir konuda
hiçbir yönetim şimdiye kadar teamülü çiğnememiş
olduğu için, bu yeni yönetimden de böyle bir ters
durum beklenmemelidir.Davranışlarındaki dikkat
bu görüşün emarelerini oluşturuyor.Yönetimin çözümü
ehil ellere bırakacağından eminim.Deneyimsiz girişimler
çalışmaları çıkmaza sokabilir.
SONUÇ
Kıbrıs Türk'tür,Ya Taksim Ya Ölüm, İki Eşit Federasyon,
İki Eşit Devletten Oluşan Konfederasyon gibi bir
çok sloganlar ile uluslararası arenada direnmeyi
beceren bu kurumlarımızın elemanları bu metni
de görüşme için bir zemin olarak benimsedikten
sonra,bugüne kadar olduğu gibi bu günlerde de
, çıkarlarımız yönünde çabalarını sürdürecektir.
Bugüne kadar olduğu gibi. Bu nedenle değerli okurlarımız
yetkisiz,hesapsız,incelemesiz ve bazen de maksatlı
olarak ortaya atılan görüşlere itibar etmeden
bu kurumlarımızın çalışmalarının sonucunu beklemelidir.
-
Geri -
|