|
03 Mart 2004
TIBBIYELİ AHLÂKI
"DEONTOLOJİ"
Dr. Osman GÜNEY
İnsanların giderek zamanla meslekleri ile
özdeşleştiklerini bilmem gözlediniz mi... Hani
karı-koca da yaşlandıkça birbirlerine benzeşirmiş
ya, onun gibi... Bir köşe başında veya bir bulvar
kahvehanesinde pencere önünde oturup seyredin,
yoldan geçen orta yaşın üstündeki insanların
mesleklerini azçok tahmin edebilirsiniz..
Gerçekten de bir emekli öğretmeni, elçiyi,
hakimi, doktoru, politikacıyı...tavrından,
edasından, yürüyüşünden az çok çıkarabilirsiniz..
Hatta bir paşa ile albayı, öğretmenle müdürü,
futbolcu ile güreşçiyi, işçi ile ustabaşını bile
ayırt edebilirsiniz...
Diyeceğim o ki, ben bir doktorum ve
bununla övünür, gurur duyarım... Ve de mesleğimiz
adına övünülecek her ne varsa, bunların da bize,
bizden evvelki meslektaşlarımızdan miras kaldığını
iyi bilir; hepsini minnet ve şükranla anarız...
Ve yine bilir misiniz ki, Tıp'tan başka
hiçbir meslekte DEONTOLOJİ diye bir kavram,
kürsü ve ders yoktur...Deontoloji, kutsal bir
meslek olan tıbbın, ahlaksız ve arsızların elinde
yıpratılmasını, hele hele ticaret malı haline
getirilmesini önlemeyi amaçlayan kurallar
manzumesidir.. Meşhur HİPOKRAT yemini de,
deontoloji'ye dahildir...
Peki, Tıp ilmi ve sanatı, deontoloji'ye
neden gerek duymuştur...
Çünkü, ilim ve fen ne kadar gelişirse
gelişsin, ahlâk ve maneviyat, tıp ilmini ayakta
tutan temellerin başında gelir... "Tıbbıyeli'yim"
diyen herkesin istisnasız iyi doktor, üstün
sanatkar olmasını beklemek tabiki boş bir
hayaldir; fakat her tıp mensubunun istisnasız,
merhametli, sevecen, diğergâm ve
İYİ İNSAN olması şarttır. Bu yapıda
olmayanları, denizin dışarı attıkları gibi, tıbbın
da dışına atmak şarttır. İşte Deontoloji salt
bunun için, ta fi tarihinden beri kurulmuş ve
kurgulanmıştır; ara sıra da çıksa bazı yozlaşmış
tıp mensuplarını ve kuruluşlarını koruyup kollamak
için değil...
Cami'de zina eden bir imamı korumak
olası mıdır.. Bu, dinin ulviyetine saldırmak olmaz
mı, buna kim cür'et edebilir...Tıp ilmi de en az
"din" kadar, belki de ondan daha fazla kutsaldır..
Nitekim doktorların piri LOKMAN hekim de, bir
peygamber değil midir... Bu mukaddesata her kim
kötülük ederse, tereddütsüz önce meslektaşları
tarafından dışlanmalıdır... Böyle yapmak inanın en
azından bir "müdafaayi nefistir".. Yukarda
da söylediğim gibi, biz yıllar geçtikçe
mesleğimizin onuru ile nurlanır, özdeşleşiriz...
Kim ki beni, kutsal mesleğim adına, yaşlılık
dönemimde ve mezar yolunda, arsızla, uğursuzla,
hırsızla, sahtekarla, meslek cahillerinin yediği
nanelerle... özdeşleştirmeye kalkışırsa, o,
mesleğimin de, benim de, temiz bir hatıra
bırakmaya çalıştığım çocuklarımın da düşmanıdır; o
kadar... Bunun affı, hoşgörüsü söz konusu bile
olamaz.. Şu iyi biline ki, çürük tek yumurta bile,
tüm sepeti kokutur...
Bilindiği gibi son yıllarda özerkleşme
ve özelleşme baş tacı edilmektedir...
Amenna, olabilir... Fakat meslek kuruluşlarının
yönetimi, türlü yasa açıkları ve desiselerle bir
üçüncü şahıslara asla devredilmemelidir...
Yönetsel irade mutlaka ve mutlaka o mesleğin
mensuplarında kalmalıdır... Cami'yi hangi zengin
yaptırırsa yaptırsın, cami, imamların
sorumluluğunda olmalıdır... Gazeteyi, matbaayı
hangi para babası yaptırırsa yaptırsın, gazetenin
yönetimi gazetecinin elinde olmalıdır... Aksi
takdirde görüyorsunuz işte, holding
gazetecilikleri, para üniversiteleri, para tuzağı
özel sağlık kuruluşları ve neler neler, alır
başını gider...
Bir muhasebeci veya para babası, hesabı, kitabı,
tüccarlığı tabii ki iyi bilebilir; ama, Tıp, Din,
Eğitim... dendi mi, işin şekli değişir...Oralarda
onun bir hastabakıcı, bir hademe kadar bile söz
hakkı olmaması gerekir... Aksi takdirde mesleki
yozlaşmanın önünü kimse alamaz.. Parayı bastıran
diploma, makam, mansıp alır ve verir; hatta bunlar
babadan miras bile kalmaya başlar... Sonra ne mi
olur... Sahtesi piyasaya sürüldükçe, doktor,
gerçek doktor; imam, gerçek imam, talebe gerçek
hoca arar duruma düşer... Hadi dış düşmanlarımız
bunu zaten istiyor ve teşvik ediyor da, ya
vatanın "gayyur evlatları-gayretli çocukları-"
neyleyip ne ediyorlar dersiniz... Ortak Pazar için
papatya falına bakmakla bir yere varılır mı
sanarsınız..Hadi hayırlısı: girecek.. girmeyecek,
girecek...
Onu bunu, kolay köşe dönme hayallerini bir tarafa
bırakın da; maddi ve manevi tüm değerlerimize
sahip çıkmaya bakın... Evdeki yumurta,
yumurtlayacak tavuk hayalinden daima iyidir...
-
Geri -
|