|
03
Ekim 2002
Bu
denlisi de fazla değil mi, Yaşar Kemal?!
Mustafa Yıldırım
Yaşar Kemal,
22 Eylül 2002 tarihli Hürriyet-Pazar'da Doğan
Hızlan ile son yazdığı kitabı konuşmuş. İki
tam sayfalık söyleşi içinde kitabından bir alıntı
özel olarak çerçevelenerek yayınlanmış.
Romanın kahramanlarından denilerek çerçevelenen
yorum şudur: "Biliyorum korkunç bir durum.
Mübadeleyi kabul etmek bizim büyük hatamızdı.
Yunanlılar bize, senin gibi birkaç kişi dışında,
bize sadece okur yazar olamayan köylüleri gönderdiler.
Bizim Rumlar Osmanlının en okumuş insanlarıydı.
Bütün Anadolunun zenaatleri onların elindeydi.
Doktorların, mğühendislerin, yüksek tahsil görmüşlerin
birçoğu onlardı.(..) Bizde yetişen kıymetleri
Yunanlılar aldı.
Bundan sonra iddia ediyorum ki, Anadoludan giden
Rumlar Yunanistan'ı değiştirip çok ileriye götürecekler.
Bu kazık bize gene İttihat ve Terakkinin attığı
bir kazıktır."
Çerçeve, yeterince açık ama, özetlersek, şunlar
söylenmiş oluyor:
Anadolu'nun medenileri, Makadenyo'nın medenileri,
Trakya'nın medenileri Türkler değildi.
Onlar cahil köylülerdi.
Anadolu'nun medenileri, okumuş yazmışları Rumlardı.
Mübadele sonrasında da, bildiğiniz aşağı Türk
kültürünün üste çıkıp baskınlaşmasıyla olan olmuş!
Roman kahramanı, ortada yok ki ona soralım. Biz
de kahramanının ağzından yazan Yaşar Kemal'e sormak
zorundayız:
1)Balkanlardan, adalardan gelen Türkleri, "köylüler"
diyerek, aklınca aşağılayan Yaşar Kemal, size
ün sağlayan roman kahramanlarının Türk köylüsü
olduğunu unuttunuz mu? Yoksa onlar dönme Rum muydular?
2)Bağımsızlık Savaşı'nda orduda savaşan tıbbiyeliler,
hastanelerdeki doktorlar Türk değil miydi? Yoksa,
bunlar, Türkleri iyileştirmeye kararlı medeni
Helen (Yunan) doktorları mıydı?
O doktorların, öğretmenlerin, onda dokuzu savaş
alanlarında, gencecik yaşta, işgalcilerin eline
tutuşturulmuş, medeni Avrupa'nın süngüleriyle
vuruldular. Herhalde onların sayıları, Helen'dekilerden
çoktur. Yoksa bu da mı, "resmi tarih"
Yaşar Kemal? Yaşar Kemal'e de, atalarına da sağlık
ulaştıran doktorlar Stockholm'den mi gelmişti?
Yoksa Yaşar Kemal, başı ağrıdığında Paris'e mi
gidiyordu? Böyle yaptıysa, Helen doktorlarına
ayıp etmiştir!
3)Bu geri Türkler değil miydi, onlarca yıl süren
savaşların hemen ardından yeni bir ülke kuranlar.
Demiryolları yapan, 20 yılda elektrik üretimini
30 kat artıran, fabrikalar, hastaneler, tarım
işletmeleri , matbaalar kuranlar... Yoksa Yaşar
Kemal'in kitapları Atina'da mı basılmıştı?
4)Tarihi kafana göre yazmak, Amerikan demokrasisine
uyar ama, işgal acılarını içine gömmüşlere uymaz!
Onların suskunluklarına bakma Yaşar Kemal , yanılırsın!
Suskunlukları, sabırlarındandır, içlerindeki iyiliktandir,
bağışlayıcılıklarındandır. Siz Yaşar kemal, bu
özelliği Atina-Paris-Berlin-Stockholm hattında
unutmuş olabilir misiniz?
5)İşgalciyle bağımsızlık savaşçısı arasında az
da olsa bir fark olmalı değil mi? Tıpkı, ihanetle
insanlık arasındaki ince çizgi denli bir fark!
6)Mübadeleye gelmeden önce Yaşar Kemal! Lozan
Anlaşması İttihat Terakki'nin değil, Bağımsızlık
Savaşçılarının eseridir.
Mübadeleyse, politik bir karar değildir. Onbeş
yıl süren savaşın sonucudur. Unutma ki, Yaşar
Kemal, medeni Helen'in Başbakanı İzmir'e çıktıklarında,
"Türklere karşı bir ırk savaşı açtık!"
demiştir. Bilmemezlikten gelmemeli ki, mübadelenin
temel nedeni, işgal ordusuna destek veren Rum
taburlarının, Rum İzci Gruplarının barbarlıklarıdır.
Daha işin başında,15 Mayıs 1919'da, İzmir'de,
esir alınmış Türk subaylarına balkonlardan, kaldırımlardan
atılan "sivil" Rum kurşunlarının sonucudur.
Göç, Rumların tutumlarının da bir sonucudur. Komşuları
katledilirken, ırzlarına geçilip, soyulurken,
çalınan ev eşyaları dahi işgal askerlerince işportada
satılırken, çocuklar annelerinin gözleri önünde
yanan evlere atılırken, o Rumlar yalnızca izlediklerinden,
çoğu zaman da ihbar edip, destek verdiklerindendir.
İşgal yörelerinin Türk halkı, medeni Helen'in
kalelerine, esir kamplarına götürülüp, işkenceyle
öldürülürken alkış tuttuklarındandır. "Sivil"
Türkler, Atina'daki esir kamplarında, ilkel biyolojik
savaş yapar gibi, pis su içirilerek dizanteriden
ölmelerine yol açıldığından ve o komşu "sivil"
Rumların, azından ses etmemelerinden; Türklerin
yok olup gitmelerini beklemelerindendir.
Emperyalist saldırısından
arta kalan bu acıları unutmaya çalışırken, hatırlatman
nedendir Yaşar Kemal? Türkleri aşağılayarak, "Irkçı
propaganda böyle inceden yapılır"diye, ders
vermeye mi çalışıyorsunuz?!
7)Kısaca Yaşar
Kemal, bizim mühendisliğimize, doktorluğumuza
laf edip, ne kazanacaksın? Yoksa Stockholm'de
kurduğun "Kürt Nobeli" (Vedat Günyol,
senin başkan olduğunu yazıyordu) yetmiyor da,
medeni dünyanın Nobelini bu kez, ne olursa olsun,
alamaya çoktan kararlı mısın?
Ama, şu yaptığın aşağılama o Nobel'in bile barış
ruhuna uyar mı?!
***
Bu tür örtülü kaşımalar, Soros'un parasıyla eylem
yürüten HRW'den "1000 dolar" ödül kazandırır
ama, insanoğlunun kalbini kazandırmaz.
Kalpleri kıranların geriye bırakabilecekleriyse,
ancak tuzlu su içen karınca olur!
Belli ki, tarih vakıflarınca, "Stiftung"
ve "Foundation" parasıyla kotarılan
"Rum tehciri" dosyası tamamlanmak üzere.
Tıpkı "Ermeni soykırım" dosyası gibi!
Tıpkı ABD kongresince hazırlatılan Lozan dosyası
gibi!
***
Ama, asıl suç, aradan geçen bir haftaya karşın,
size bir yanıt vermeyen doktorlarda, mühendislerde,
öğretmenlerde! Onlar diplomalarını yalayıp yutmuş
olmalılar!
Ama, unutmamalı ki, bu günler de geçer. Gün olur,
petrol kuyuları hesabına yeni işgallere soyunanlar,
ödüllendirdiklerini de unuturlar! Bu arada, medyatik
oyunlar da tersine döner!
Siz de dönersiniz Yaşar Kemal!
Avangardlıkla geçen tatlı günler sona erer! Sonra,
sığınacak yer aranır. Kapıları kapamamak gerekir,
Yaşar Kemal!
***
İnce Memed'in yazarı! Siz, belki dönmezsiniz de;
bu "okur-yazmaz köylü" Türklerin kültür
fukarası torunlarını, size göre, Türklerin dışında
herkesin medeni olduğu bu topraklardan yollarsınız,!
Şaşmıyoruz bu işlere. Ne demiş bilge Türk köylüsü?
"İnsanın rengi içindedir!"
26 Eylül 2002
Mühendis Mustafa Yıldırım Doktor Turgay Altınay
Hukukçu M. Emin Değer
Not: Bu tür psikolojik
savaş propagandası yeni değildir. Bu tür kaşımalara,
bilerek ya da bilmeyerek, araç olanlar , ya Atatürk'ten
vazgeçmeli ya da özenli davranmalı. Çünkü;
"Bugünkü Türk ulusunun siyasal ve toplumsal
birliği içinde, kendilerine Kürtlük, Çerkezlik,
Lazlık ya da Boşnaklık düşüncesi aşılanmak istenmiş
yurttaş ve ulusdaşlarımız vardır. Ancak, geçmişi,n
zorbalık dönemlerinin bir soncu olan bu yanlış
adlandırmalar - düşmana alet olmuş birkaç gerici
beyinsiz dışında - ulus bireyleri üzeri,nde üzüntüden
başka bir etki yaratmamıştır."
Mustafa Kemal, Yurttaşlık Bilgileri, Bölüm: Hoşgörülülük,
Ankara, 1929.
-
Geri -
|