"Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı             vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile             kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

 04 Nisan 2003

KARANLIĞA İKİ EL ATEŞ (2)

 Hüseyin MÜMTAZ

 

Kimse kendini kandırmasın Washington, en üst düzeyde Ankara’ya karşı "Kürt kartı"nı oynuyor. Konu ile ilgili ilk emâreler Bush’un AKP lideri ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a gönderdiği "tebrik" mektubunda yer aldı.

"Kuzey Irak’ta tek taraflı hareket ederseniz bu bizim planlamamızı ve uygulamamızı olumsuz yönde etkiler" diyen Bush’un mektubunda şu ifadeler de yer aldı: "Böyle durumda, korkarım, Türk askerleri ile ABD askerleri çatışabilirler. Bu da iki müttefik ülke için hiç iyi bir sonuç doğurmaz."

Başkan Bush’un mektubunda yer verdiği bu tehdidi, Başkan Yardımcısı Cheney de Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde dile getirdi. Cheney telefonda AKP lideri ve Başbakan Erdoğan’a, "Kuzey Irak’ta tek başına hareket etmeniz halinde Türk ve ABD askerleri arasında çatışma çıkabilir" dedi.

         25 Mart günü Colin Powell, şu anda Türkiye’nin, Kuzey Irak’a asker göndermek gibi bir planı bulunmadığını söyledi.    ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin, sınırı geçmek gibi bir niyeti olmadığına dair hafta sonunda uluslararası topluma ve dün (24 Mart) sabah da NATO’ya güvence verdiğini iddia etti.

Amerikan Fox News televizyonunda gazeteci Brit Hume’e konuşan Powell, Türkiye’nin Kuzey Irak’a asker gönderme ihtimalini değerlendirdi.

Powell, “Kuzey Irak sınırına bir asker akını yok. Türkiye, hafta sonunda uluslararası topluma ve bu sabah da (dün) NATO’ya bu konuda güvence verdi, bu yönde açıklamalar yaptı. Türkiye’nin şu anda sınır ötesine asker göndermek gibi bir planı yok” dedi.

Colin Powell, basında çıkan Türk askerinin Kuzey Irak sınırını geçtiği veya geçmeye hazırlandığı yönünde haberlere dikkat çekerek, “Türk hükümetinin pozisyonu, bu konuda bizimle birlikte çalışmaktır. Irak’ın bu bölgesinde insani yardım veya ortaya çıkabilecek benzeri ihtiyaçlarını inceliyoruz. Türkiye ile çok çok yakın danışmalarda bulunuyoruz, ancak şimdi Türkler, büyük, hatta orta veya küçük çaplı birliklerle sınırı geçmeye dair planı olmadığını bildirdi” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Powell, “Şu anda büyük mülteci akını yok. Dolayısıyla Türk askerinin sınırı geçmesine de gerek yok” dedi.

Bush da fazla gecikmedi; Erdoğan’a mektupla bildirdiği “kırmızı çizgileri” bu kez medya aracılığı ile dünyaya ilân etti.. George Bush, Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesi için gerekçesi olmadığını belirterek “Kuzey Irak’a girmelerini istemediğimizi Türkiye’ye söyledik” dedi.  Bush, bölgede gerilimlerin tırmanmasını önlemek için Kürtlerle birlikte çalıştıklarını belirtti ve Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesi için gerekçesi olmadığını belirterek, “Kuzey Irak’a girmelerini istemediğimizi Türkiye’ye söyledik” dedi.

Arkadan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell Türkiye’yi bir kez daha Kuzey Irak’a asker sokmaması konusunda uyardı. Powell bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, Türk Hükümeti’ne daha önce, Türk ordusunun Kuzey Irak’a girmemesinin en iyi fikir olduğunu söylediklerini belirtti. İnsani yardım operasyonları konusunda, Türkiye’nin bir takım kaygıları bulunduğunun bilincinde olduklarını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, buna rağmen, en sağlıklı tavrın Türk askerinin Kuzey Irak’a girmemesi olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı hava koridorunu kullanmalarıyla Türkiye’nin Irak’a girmesinin ayrı konular olduğunu bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher de geri kalmadı, Kuzey Irak’ta tek taraflı, kendileriyle koordine edilmeyen hiçbir askeri faaliyeti desteklemediklerini söyledi. Boucher düzenlediği basın toplantısında Irak’ın artık bir savaş bölgesi olduğunu, kimsenin, savaş bölgesinde yanlış anlama olmasını istemeyeceğini dile getirdi.

Sözcü Boucher, Türkiye’nin Kuzey Irak’a insani amaçlarla girme niyetine ilişkin bir soru üzerine, “Bu tür şeyler, yanlış anlamalara yol açar. Biz açıkça belirttik. Kuzey Irak’ta tek taraflı, koordine edilmemiş hareketleri desteklemiyoruz. Irak artık bir savaş bölgesi. Kimse, savaş bölgesinde yanlış anlama olmasını istemez” dedi.

Boucher bölgedeki tüm taraflara bu tür hareketlerden kaçınılması gerektiğini söylediklerini bildirdi. Boucher, ayrıca sınırda insani ihtiyaçların karşılanması konusunu Ankara’yla görüştüklerini ifade etti.

         Son noktayı Zalmay Halilzad koydu;    25 Mart tarihli "The Washington Post" gazetesinde Philip P. Pan imzalı habere göre, Türkiye’yi ziyaret eden Halilzad’ın ilettiği mesaj, "Türk askerlerinin Irak’a girmesi, Türk - Amerikan ilişkilerini çok olumsuz etkileyeceği" şeklinde. Gazete, Türk birliklerinin bölgeye girmesi halinde Türk - Kürt çatışması, hatta Türk - Amerikan çatışması yaşanabileceği konusunda da, Ankara’nın uyarıldığını yazdı.

         Hem Türkiye topraklarını kullanmak isteyen, zaten on yıllardır örtülü olarak kullanmakta olan, Kuzey Irak’taki Kürt kabileleri tercih eden, onlara her türlü yardımı yapan, hem de Türk askerine güvenmediği için Kuzey Irak’a girmesini istemeyen Amerika asıl “stratejik müttefik olarak” üç buçuk peşmergeyi kabul ettiğini zaten göstermiştir.

         Türkiye’ye de “m”tratejik müttefik olmanın haklı gururu kalmıştır!

         Amerika bölgede istikrar istememektedir. Amerika bölgede partner olarak Türkiye’yi seçmiş olsaydı, kartlarını ona göre oynardı. Bölgesel güç Türkiye, siyasi-ekonomik ve askeri ağırlığı ile coğrafyada düzenin-istikrarın kollayıcı ve koruyucusu olurdu.

         Fakat sınırları dışındaki her ülkede kendi ırkından azınlığı bulunan “güçlü” Türkiye’nin yerine; yine çevresinde kendi ırkından azınlık bulunan zayıf-güçsüz, hep Amerika ve İsrail’in güdümü-yardımı-desteğine muhtaç kürt kabilelerin tercih edilmesi Amerika’nın bölgede huzuru değil, huzursuzluğu düşündüğünün en güzel göstergesidir.

Amerika Ortadoğu’yu “müttefik dost” Türkiye yerine, “kullanılabilir dost” peşmergelerle idare etmek istemektedir.

Guam Peşmergeleri, satılık kabileler çevre için, bu arada Türkiye için de  hep bir tehdit unsuru olarak kullanılacaklardır.

Bu Amerikan plânının yumuşak karnı, kendilerinde de kürt azınlıklar bulunan İran ve Suriye’dir.

Oyunu, Türkiye-İran-Suriye’nin işbirliği bozar.

Çünkü Amerikan desteği-güdümünde kurulacak bir kukla kürt devleti Türkiye ile beraber İran ve Suriye’yi de tehdit edecektir.

Onun için İran Dışişleri Bakanı Harrazi’nin “Görüşelim” çağrısına Türkiye kulak kabartmak zorundadır.

Ve onun için, bu muhtemel birlikteliğin önünü kesmek için Amerika Suriye ve İran’ı da Irak’la beraber “Şer ekseni”ne dahil etmiştir.

Sırada kim var dersiniz?

  - Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |