|
05
Şubat 2003
KKTC
ÜZERİNDE TEHLİKELİ OYUNLAR OYNANIYOR
Cem
BAŞAR
Yunanistan Dışişleri
Bakanı Yorgo Papandreu, babasının Türkiye'ye karşı
sürdürdüğü kabadayı politikasının aksine, Türkiye'yi
çok seven bir dost görüntüsü ile sürdürüyor ve
sinsi sinsi hedefine ulaşmaya çalışıyor.
Papandreu, aramızda
yaşayan Yunanlıya dost emekli diplomat, iş adamı
ve gazetecilerden oluşturduğu bir lobi ile Türkiye
aleyhtarı politikasını adım adım gerçekleştiriyor.
Şu sıralarda Atina'nın ilk hedefi, Kıbrıs adasını
bütünüyle Yunanlılaştırmak ve dolayısıyla AB sınırlarına
katmaktır. Arkasından sıra Ege'ye gelecek.
Oğul Papandreu,
sürdürdüğü Bizans diplomasisi ile 1999'dan bu
yana, Türkiye'ye AB troykasını kullanarak problem
yaratmıştır. Ankara'ya, 'ben sizin dostunuzum,
AB ile aranızı düzelteceğim ama AB'yi yatıştırmak
için önce Kıbrıs konusunu halledelim' diye şartını
da her fırsatta öne sürüyor.
AKP iktidara gelince,
Simitis-Yorgo ikilisinin ilk işi partinin Genel
Başkanı Tayyip Erdoğan'ı ülkelerine davet etmek
olmuştu. Türkiye'deki Yunan dostlarının, Tayyip
Erdoğan ile ilgili bir dosya hazırlayıp seçimlerden
önce Yorgo Papandreu'ya yolladıklarını da, Yunan
basınında
yer alan bir haberden öğrendik. Simitis'in Tayyip
Erdoğanı hiçbir resmi sıfatı olmadığı halde alelacele
davet etmesinin nedeni de bu dosyada okuduklarıymış.
Şimdi AK parti
iktidara geldikten sonra, Kıbrıs üzerinde gelişen
olaylara bir göz atalım.
Atina, AK parti
ile değil de Tayyip Erdoğan ile kurduğu Kıbrıs
ittifakında, güçsüz olduğunu hissedince politikasını
değiştirmiş, oyununu doğrudan KKTC üzerinde oynamaya
başlamıştır.
HEDEF DENKTAŞ
AB-Yunan ikilisi,
Adanın tümünün Yunanlılaştırılması yolunda en
büyük engel olarak gördükleri Rauf Denktaş'ı yıpratmak
için, Rum Komünist partisi AKEL'i devreye soktular
ve böylece onlar kanalı ile KKTC'ye sızdılar.
Rum komünistlerin KKTC'deki işbirlikçileri ise
"Cumhuriyetçi" ve "Toplumcu"
perdesi arkasında Komünist partiler olarak herkesçe
bilinen CTP ve TKP'dir. Bunların liderleri Mehmet
Ali Talat ve Hüseyin Angolemli'dir. Bu iki isim
ve partilerinin yöneticileri hemen her hafta Rum
komünist politikacılarla ara bölgede BM Barış
Gücü koruması altında buluşuyor, Denktaşı nasıl
devireceklerini planlıyorlar. Bu toplantılara
Rum ajanlarının da katıldıkları söyleniyor.
Hazırlanan senaryoya
göre, Denktaş istifaya zorlanacak, halk kışkırtılarak
ayaklanma zemini hazırlanacak ve kurulacak bir
halk komitesinin başına Mehmet Ali Talat geçerek
18 Şubat'a kadar çözüme imza atacak.
Gelişmelere bir
göz atacak olursak amaçlarının, Türkleri birbirlerine
kırdırmak olduğu görürüz. Türkiye, Türk Askeri
ve Denktaş aleyhine geliştirilen bu ayaklanma,
propaganda ve psikolojik savaş eylemleriyle besleniyor.
Bu gelişmeler kaydedilirken
ortaya bir gerçek daha çıktı. Bu CTP'nin henüz
13-14 yaşındaki küçük çocukları ne maksatla ayaklandırdığını
partinin yayın organı Yeni Düzende okuduğumuz
bir yazıdan öğrendik. Partinin dişi militanlarından
ve CTP'nin uluslararası ilişkiler
sorumlusu ve aynı zamanda SABAH gazetesinin KKTC
muhabiri Sevgi Songül, Ocak ayı başında Atina'da
yapılan Avrupa Komünist Partiler toplantısına
CTP'yi temsilen katıldı. Orada neler konuştuğunu
bilemiyoruz ama Adaya dönüşünde bu toplantı nedeni
ile yazdığı dizi yazıda yer alan bir bölüm hayli
dikkatimizi çok çekti.
KKTC'DE KOMÜNİSTLER
İKTİDAR OLMAK İSTİYORLAR
29 Ocak'ta yayınlanan
yazının başlığı, 'KIBRISI ILK KEZ SOLCULAR YÖNETECEK'
şeklindeydi ve şöyle diyordu:
'Bugüne kadar ne
zaman Kıbrıs'ta barıştan söz edilse, ne zaman
bu yönde bir hareket olsa, akla hemen Kıbrıslı
Türk ve Rum solcular geldi. Çünkü Kıbrıslı solcular
ülkelerine barış getirmeyi hep bir görev bildiler
ve yaşamlarının en önemli parçası olarak kendilerini
bu mücadeleye adadılar. işte şimdi karşımızda
bu fırsat var ve bunu kaybetmemeliyiz.
Ben inanıyorum ki barıştan sonra Kıbrıs'ı ilk
kez solcular yönetecek artık hem Kıbrıs Türk,
hem de Kıbrıs Rum solu bu güce ulaşmıştır. Ve
solcular çok iyi biliyorlar ki "Kıbrıs'taki
tüm sorunların nedeni ulusal değil sınıfsaldır".
Bundan dolayı çok büyük mücadeleler vererek
kurdukları barışı göz bebekleri gibi koruyacak
birliği de gösterecekler. Şimdi artık barışı kurma
zamanıdır...'
Parti içinde söz
sahibi bir kalemden çıkmış bu birkaç satır oynanan
oyunu bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.
Bu oyunun ipini çekenlerden biri Mehmet Ali Talat
diğeri de eski
komünistlerden Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı
Ali Erel'dir.
KIBRIS ÜZERİNDE
OYNANAN OYUNUN DİĞER YÜZÜ
Biz şimdi dönelim
gene Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'ya.
Yunan basınında yer alan haberlere göre Yorgo
ile Tayyip kapalı kapılar ardında Kıbrıs konusunda
anlaşmışlar. Hatta bir Yunan gazetesi geçtiğimiz
hafta manşetinde bu anlaşmanın kağıda döküldüğünü
de yazdı. Buna benzer haberler Rum basınında da
yer aldı. Tayyip, Yorgo ile görüştükten iki gün
sonra en sıkışık gününde alelacele Ankara'ya gelen
Mehmet Ali Talat'ı kabul ederek gene kapalı kapıların
ardında BİRBUÇUK SAAT görüşmesi çok farklı şekillerde
yorumlandı. Türkiye'ye gelen en üst düzey yabancı
ziyaretçileri 20 dakika kabul eden Tayyip, birbuçuk
saat Talat ile ne görüştü acaba. Ne konuştuğu
zaten Cumartesi günü parti kurucular meclisinde
Denktaş hakkında söylediklerinden belli oldu.
Recep Tayyip AK
partinin Genel Başkanı olabilir ancak parti içinde
Kıbrıs konusunda ondan çok farklı düşünenler de
var. Örneğin Meclis Başkanı Bülent Arınç. Kısa
süre önce Kıbrıs'ı ziyareti sırasında köy köy
dolaşarak elleri nasırlı, gözleri yaşlı SOYLU
KIBRIS TÜRKLERİ ile
kucaklaştı ve Kıbrıs gerçeğini gözleri ile gördü
yaşadı.
Tabi Rum yandaşı
Ali Erel ile Mehmet Ali Talat isyan ettiler ve
Meclis Başkanımızı Tayyip'e şikayet ettikleri
yetmiyormuş gibi gazeteleri Yeni Düzen 'Müfteri'
ve "Satılmışlıkla' suçlayacak kadar ileri
gitti.
İşte 2003 yılının
Şubat ayı başında Kıbrıs Türkleri üzerinde oynan
oyunun gerçek yüzü budur. Hedefleri Türk Cumhuriyetini
Komünistleştirmek-Rumlaştırmaktır. Bu kendileri
için çok tehlikeli
olabilecek oyunu oynayanlar faaliyetlerini AB
ve 'Çöz yaşat' politikasından güç alarak sürdürüyorlar.
-
Geri -
|