"Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

05 Mart 2003

KIBRIS TÜRK STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (01.03.2003)
KIBRIS'I TÜRKİYE'YE KANAYAN YARA YAPAN ABD İLE NATO'DUR

Türkiye'ye "Kıbrıs sorununu" yaratanların başında ABD ile NATO yer alır.

Türkiye 50 yıldan beri NATO üyesidir. İttifakın bünyesinde payına düşen görev, Yunanistan ile birlikte, Doğu Akdeniz bölgesini Rus tehdidine karşı korumaktı. 1950'lerden, Sovyetler Birliği'nin çöküşüne kadar geçen 40 yıllık zaman içinde Türkiye, payına düşen her görevi, tüm tehlike ve zorluklara rağmen yerine getirdi. Bölgeyi birlikte savunacakları Yunanistan ise, Türkiye'ye, Rusya'dan bile daha büyük tehlikeler yarattı, düşmanca diyebileceğimiz bir politika izledi hata NATO'nun Türkiye'nin savunmasıyla ilgili gizli planlarını Moskova'ya vererek ülkemizin güvenliğini tehlikeye düşürecek kadar ileriye gitti.

Yunanistan'da 21 Nisan 1967 darbesini hazırlayan ABD'dir. Darbeyi yapan Albay Papadopulos, Mısır'da Yunanistan Elçiliğinde Askeri ataşesi olarak görev yaptığı yıllarda CIA için çalıştığı da biliniyor. 1970'li yılların başında Makaryos'un, cunta ile olan ilişkileri hayli gerginleşmişti. Bunun nedeni Başpiskopos'un Kıbrıs'ın yönetimini tek başına elinde bulundurmak istemesiydi. Atina ENOSİS'i gerçekleştirmek için, Grivas ve EOKA B kanalı ile onu öldürtmek istiyordu. 1970-1974 yılları arasında Yunanistan Kıbrıs'ta 5 kez darbe planı yaptı, 4 defa da Makaryosu öldürtmek için suikast düzenledi.

Rusya'nın soğuk Savaşın o sıcak döneminde, bir hedefi de, Doğu Akdeniz bölgesinde deniz üsleri kurmaktı. Suriye'nin Lazkiye limanında bir deniz üssü kurmuş, bölgede önemli bir stratejik değeri bulunan Kıbrıs ile ilgilenmeye başlamıştı. Amerika ve Cuntaya kızgın olan Makaryos, bu durumu fırsat bilerek Moskova'ya yanaştı, Ruslarla yakın ilişkileri olan Dışişleri Bakanı Benyamin'i alelacele Moskova'ya göndermiş, bir bağlantı kurmasını sağlamıştı. Etrafındaki Komünistlerin etkisinde kalan Makaryos'un en büyük hatası, Atina'ya kafa tutması olmuştu.

Bu arada Ruslar, Rum komünistlerin desteği ile Ada üzerinde üs kurma hazırlığı yapmaya başlamışlardı. Ruslarla birlikte 150 kadar Küba'lı sözde tarım uzmanı hüviyeti ile Kıbrıs'a gelmişlerdi. Bunlar gerçekte AKEL militanlarını, EOKA'ya karşı eğitecek gerillalardı. Öte yandan Andreas Papandreu, Yunan Cuntasını yıkmak amacı ile NATO'nun Güney Doğu kanadını bir çatışmanın içine sürüklemek amacıyla Kıbrıs'ta, NATO ile Rusya arasında, Küba benzeri bir gerginlik yaratmayı planlıyordu.


Gelişmelerden huzursuz olan Washington, tek çözümün Makaryos'u ortadan kaldırmak olduğuna karar vermiş, Yunan Cuntasını devreye sokmuştu. Cuntanın lideri Papadopulos geçmişte Amerikalıların adamı olduğu halde, bazı nedenlerle sonradan onlara karşı tavır almış, bu da onun sonu olmuştu. Bir gece Cunta zirvesindeki ikinci adamı Askeri polis şefi General Yoannidis sessiz bir darbe ile Papadopulos'u devirerek yerine geçti. Yoannidis de CIA'nın adamı olarak biliniyordu.


Bu olay 1973 Kasım ayında gerçekleşmişti. O tarihten sonra, 15 Temmuz 1974'de Makaryos'a karşı yapılın darbeye kadar geçen zaman içinde Atina-Lefkoşa arasındaki ilişkiler hayli gergin geçmişti. Yunanistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üç garantöründen biri olmasına rağmen giriştiği darbe hareketi ile yarattığı durum, diğer iki garantör Türkiye ile İngiltere'nin müdahalede bulunmalarını gerektiriyordu. Buna rağmen İngiltere "Bana ne" dercesine ilgilenmemiş, Türkiye durumu Birleşmiş Milletler ve ABD ile görüşmüş, onlar da belki politikaları gereği umursamayınca, Türkiye tek başına 20 Temmuz 1974'de müdahalede bulunmak zorunda kalmıştı.

Durum böyle gelişince Ruslar, ayaklarını Kıbrıs'tan çekmiş, AKEL'in, EOKA'ya karşı başlatmayı planladığı gerilla savaşı da hayal olmuştu. Zaten 15 Temmuz 1974'de EOKA B ile Yunanlı subaylar, yüzlerce AKEL militanını öldürmüşlerdi. Bu arada Yunan cuntası çökmüş, demokrasi geri gelmişti. Amerika'nın 1967'de ülkenin yönetimine getirdiği Askerlerin yıprandıklarını, dolayısıyla şimşekleri toplamaya başladığını görünce, darbecileri devirmeyi zaten planlıyordu. Türkiye Kıbrıs'a müdahale edince, bu da kendiliğinden hallolmuş oldu. Türkiye müdahalede bulunmasıyla, Rusya'nın Kıbrıs'ı bir üs haline getirmesini önlemişti. Böylece NATO ile Rusya arasında patlak verebilecek bir sıcak çatışma tehlikesi ortadan kalkmıştı. Ama ne yazık ki o dönemden sonra geçen 29 yıl Türkiye zor günler yaşadı, yaşamaya devam ediyor.

Geçen bu zaman içinde Türkiye'yi Kıbrıs'a sürükleyenlerin gerçek yüzlerini görmüş, onları daha iyi tanımış olduk. Türk askeri Kıbrıs adasını Rus tehlikesinden kurtarmak için adaya çıktığı günlerde, Girit Adasındaki ABD cephaneliğinin sözde kilidini kıran Yunanlılar depodan çaldıkları torpillerle Türk savaş gemilerini batırmaya teşebbüs ettiler ama buna cesareti gösteremediler.

Amerikalılar "depolarımızı soymuşlar" diye kendilerini savundular ama, onlara inanan olmadı. Rusya'nın, Ortadoğu üzerinde hakimiyetini kurduma savaşı verdiği sıcak dönemde, Amerika, Türkiye'ye silah ambargosu uyguladı. Ta ki Irak, Kuveyt'i işgal edinceye kadar Türkiye tek başına varlığını sürdürmeye devam etti. Körfezde savaş patlak verince Türkiye gene aranan müttefik oldu. Ankara, her zaman olduğu gibi hoşgörülü davranarak müttefiklerinin yanında yerini aldı. Sonuçta, mesele hallolduktan sonra, Türkiye uğradığı milyarlarca dolar zararla bir köşede kaldı. 1992'den 2003'e gelininceye kadar Türkiye aleyhinde her taşın altından ABD çıktı.


ABD Senatosunun Türkiye aleyhine Ermeni, Rum, Kürt, Silah satılmaması, yardım yapılmaması konusunda aldığı kararları, Yunanistan'ın NATO'ya dönmesi için kurulan Roger planı tezgahını, Türk insanı unutmadı, daha sayabileceğimiz çok şey var. Şimdi bakıyoruz, Irak konusu nedeni ile Avrupalı müttefikleri ona sırtlarını dönünce, Türkiye gene değerli oldu.

Annan planı ortaya çıktıktan sonra, Amerika'nın Türkiye'ye karşı hiç değişmediğini bir kez daha gördük. Kıbrıs'ı Yunanlı dostlarına vermek için İngilizlerle birlikte alışılagelmiş diplomatik oyunlarını Annan'ı kullanarak sürdürmeye devam ediyor. Bakalım bu işin sonu nereye varacak.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |