 |
 |
 |
ÇANAKKALE ZAFERİ'NİN 90. YILI
Nurettin TÜRSAN
Çanakkale Kenti
içinde ve muharebe alanı olan Gelibolu yarımadasında
birçok törenler yapıldı. Şehitlikler ziyaret edildi.
Çiçekler konuldu. Türk ulusu bir kez daha vatanları
için yaşamlarını veren öz Türk evlatlarını andı, gözyaşları
döküldü.
Bu arada basın da bu heyecana
katıldı, dizi makaleler, köşe yazarı makaleleri yayınlandı.
Yazarların merakı şehit sayısının doğru ve tam söylenmesiydi.
Ciddi yazarlar, Genelkurmay Başkanlığının tespit ettiği
53,000 küsur sayısına inanıyor, daha fazla söyleyen
ve yazanları “yalancılık” la itham ediyorlardı (1).
Bu gibi söylemler, her şeyden önce “kitabet” noksanlığıdır.
Benim gibi 253,000 diyenler, “yalan” değil, “yanlış”
konuşmuş olabilirler.
Neden 253,000 diyorum? her şeyden
önce, 1915 yılında koca Osmanlı İmparatorluğunun genelkurmay
başkanlığında bir Harp Tarihi dairesi yoktu. Bir ufak
şubede, 1-2 subay çalışıyordu. Birinci Dünya Savaşında
Türk ordusu 2,850,000 insanı silah altına almış, sekiz
cephede (bana göre ermeni iç savaşı ile 9 cephede) savaşmış,
savaş sonunda 560,000 kişi hayatta kalmış, 2 milyon
kayıp vermişti (2). En kanlı muharebe ise Çanakkale
“siper savaşı” idi. Bunu yabancı tarihçiler de onaylar.
Köşe yazarları, bu arada Aralık 1914’de cereyan eden
Sarıkamış Kuşatma Manevrası’ndaki şehit sayısından da
bahsettiler (3).
Dr. Tevfik Salim Paşa’nın çok
değerli bir eseri (raporu) vardır (4). Dr. Bnb. Tevfik
Salim Bey, 3. ordu sıhhiye müfettişiydi. Bir cümlesi
hala hatırımdadır. ”3. orduda kurşunla ölen 9,001 insandır”
diye yazar. Mareşal Fevzi Çakmak, ünlü eserinin son
sayfalarında (5), 3. Ordu’nun 4 yıllık savaşında hastanelerde
ölen erlerin sayısını 128,698 olarak verir ve bunların
23,607’sinin salgın hastalıklardan öldüğünü bildirir.
Pek iyi! Allah-u Ekber dağlarında donarak şehit olan
er ve subayları kim saydı ki, ordu 60 küsur bin sayısını
verdi ? Ordu Komutanının (Hafız Hakkı Paşa) tifüs salgınından
öldüğü bir cephede kim istatistik tutmayı düşünürdü?
Yine de Tevfik Salim Paşa kendi görevine ait istatistikleri
tarihimize kazandırmıştır.
Mareşal Fevzi Çakmak, “Sarıkamış’tan
sonra, ordu döküntüleri yarı hale gelmişti” diyor ve
190,000 mevcutlu (6) bir ordudan, 1 Şubat 1915’de geri
kalanları 2,254 subay, 66,720 er ve 28,000 hayvan olarak
gösteriyor (7).
Savaş başlayalı 5 ay geçmiş, 18
günlük bir muharebeden sonra geriye 69,000 kişi kalmış,
120,000 insan nerede? Kuşkusuz, Allah-u Ekber dağlarında
donanlar ve Ruslara esir düşen 2,000 küsur insan…
Nasıl inanırım ben, 50-60 yıl
sonra yayımlanan askeri tarih kitaplarına?
Kar, kış, soğuk iklimde 3000-4000
metre yükseklikte yapılan Sarıkamış Kuşatma Manevrası;
alman hayranı Enver Paşa’nın kurmay başkanı General
Fritz Bronsart von Schellendorf planlayarak, sevk ve
idare etmedi mi? (Harekatın başladığı gün Enver Paşa
kızağa binerek, cepheye hareket ederken, bu generalin
çevresine almanca “Napoleon’un Moskova seferi” dediği
rivayet edilmiştir.)
O halde, ben bir tek kitaba inanırım.Bu
savaşta 9. Kolordu Kurmay Başkanlığını yapan Şerif Beyin
(Ruslara esir düşmüştü), verdiği sayıya “86,000 zayiat
verdik” diyor.
Bir karşılaştırma yapalım: Çanakkale
Savaşı 9 ay sürdü. Resmi olarak 57,000 şehit verdik.
Sarıkamış kuşatma harekatı 18 gün sürdü. Mareşale göre
60,000, Şerif Bey’e göre 86,000. Hangisi daha kanlı
bir muharebe? Ne var ki birincisi hezimet, bozgun, ikincisi
zafer.
Bu her iki muharebe de, facianın
çapını, büyüklüğünü, savaşın süresine etkisini, sadece
şehit sayıları anlatamazlar.
Çanakkale’de, o ufacık toprak
parçasında iki taraftan toplam yarım milyon insan savaştı.
Arkadan bol bol takviyeler geldi; cephede ölenler gömülüyordu.
Fakat yaralananlar, hastanelerde bir iki gün sonra ölen
ağıt yaralılar (neden şehit sayılmıyorlar), hava değişimi
alıp tekrar cepheye dönerek şehit olanlar, bunlar savaşmadılar
mı?
Savaştılar. Hem de nerede?
Mustafa Kemal Paşa’yı Çanakkale’de
harcamayı beceremeyen Enver, aynı sayılı kolordu ile
(16. KO.), onları Çapakçur dağlarına gönderdi. Çanakkale’den
sağ çıkanlar da o dağlarda kar, kış, soğuk, açlık, susuzluk,
hastalık (tifüs, kolera) ve Rus kurşunlarıyla şehit
olup gittiler.
Çanakkale zaferinin şimdi bol
anıtları var. Çapakçı (Bingöl) dağlarında ise anıt yok.
Halbuki, Mustafa Kemal Paşa, o cephede de (2. ordu)
bir orduyu Ruslara esir düşmekten kurtarmıştı.
Köşe yazarlarının, ciddi insanları
yalancılıkla itham etmek yerine, biraz daha askeri tarih
okumaları gerekir.
(1) Cumhuriyet Gazetesi, Toktamış
Ateş, 18 Mart 2005
(2) Cemal Kutay, Cilt 19, s. 10663.
(3) Cumhuriyet Gazetesi, a.g. makale.
(4) Birinci Dünya Harbinde 3. Orduda Sıhhiye Hizmeti,
bu değerli kitabı Rahmetli Prof. Dr. Ekrem Kadri Onat
benden ricayla aldı, sonra bu kitap Cerrahpaşa Hast.
de kayboldu.)
(5) Mareşal Fevzi Çakmak, “Büyük Harpte Şark Cephesi
Hareketleri”. 1936, Genelkurmay Başkanlığı Basımevi
(6) Kur. Yrb. Şerif. Emekli “Sarıkamış”, 9. KO. Kur.
Bşk., İstanbul, Necm-I İstiklal Matbaası, 1338, eski
yazı.
(7) Mareşal Fevzi Çakmak, a.g.e.
|
 |