"Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

07 Şubat 2003

UYARI
Eyaletçiler nerede ve nasıl ikna oldu?!
Bedeli kaç dolar?


Mustafa Yıldırım

Anımsanacaktır, ABD ikiz kulelerin vurulmasıyla El Kaide arasında bağlantı kurduğunu ileri sürmekteydi. Bazı uçak yolcularının ABD'de pilotluk eğitimi aldığından başkaca bir kanıt da sunmuyordu.
Günler akıp geçerken birden video kasetler yayınlanmıştı. Ne ki, kasetlerden kulelerin vurulması için emir verildiğini belirten bir kanıt da çıkmıyordu. ABD ve Batı Avrupa yönetimleri dışında kalanlar, maddi kanıtlar istiyordu.Bu maddi kanıtlar o gün bugündür ortaya çıkmadı.
İşte o günlerde ABD Türkiye'yi Afganistan'a saldırı konusunda ikna etmemeye çalışıyordu.
ABD'den gelen heyetle görüşen hükümetin Başbakanı kapıda merakla bekleyen gazetecilere kısa bir açıklama yapmıştı:
"Biz ikna olduk!"
Ne Başbakan ne de Cumhurbaşkanı, hangi kanıtlarla ikna olduklarını o günden sonra da açıklamadı. Tüm ulus dünyanın çoğunluğunu oluşturan uluslar gibi o gün bugündür, hala kanıtları bekliyor.
Sonucu biliyorsunuz, ABD Afganistan'ı bahane ederek Orta Asya'da üsler elde etti.

1991'de Birleşmiş Milletler'den karar çıkmasını bile beklemeyen Özal, petrol boru hattını kapattırmıştı. Bush'a jest yapmıştı! Şimdi de durum ona benzemiyor mu?

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletleri ikna etmek için sözde kanıtlar, tahmi,nler ileri sürerken ve kimseyi ikna edemezken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanı aynı gün ABD ile anlaştıklarını, işin ABD'nin Ortadoğu'ya saldırmasına köprü olma ve Irak'ın kuzey sınırını güvenlik altına karşılığı ve elbette İsrail'in güvenliğini de sağlama alma bedeli olarak alınacak parasal desteğin imza altına alınmasına kaldığını açıkladı.
Abdullah Gül, ayrıca Irak'ta saldırı sonrasında Kürt devleti kurulmayacağının da imza ile güvence altına alınacağını ileri sürdü.
Şimdi soru şudur:
Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, tıpkı iki yıl önceki gibi ikna mı oldu?
Bu ikna oluşun altında AKP bakanlarının açıkladığı gibi "Türkiye'de bir tür eyalet sistemi kurma" idealleri yatıyor mu?
Bu iknanın altında Türkiye-ABD-İsrail üçgeninde Türkiye'nin rejimini değiştirmek üzere ABD hazinesinden de dolaylı parasal destek almış olan ve devlet yüksek katında güven duyulan "sivil toplum örgütlerinin" atölye çalışmaları mı var?
Bunu ulusa kim açıklayacak?
Başbakan mı?
Yoksa Cumhurbaşkanı mı?
Yoksa hangi makam sahibi açıklayacak?
Kısaca "ikna olduk" mu diyecekler?

Ne ki biz kısa da olsa bir açıklama yapmak zorundayız:
Türklerin tarihinde saldırganların aracısı olmak yoktur!
Türklerin son bin yıllık tarihinde başka devletin gücü ve saldırganlığı önünde eğilmek yoktur!
Türklerin tarihinde Ortadoğu'nun emperyalizm tarafından işgaline karşı koymak ve yüzbinlerce can vermek vardır!
Türklerin tarihinde Ortadoğu ülkelerinde emperyalistlerle işbirliği yapanlara karşı savaşmak vardır da işbirlikçilerle ortaklık yapmak yoktur!
İkna olanlar yalnızca bir başka devletin dayatmaları önünde eğilmiyorlar. Onlar Türklerin kalbindeki, vicdanındaki, kimliklerindeki özgüveni, erdemi ezmektedirler! Bin yıldır yok edilemeyen "yiğitlik ahlakını" ezmekte ve yerine yüzyıllarca silkinemeyecek bir utanç yerleştirmektedirler!
Asıl yitirilecek olan binlerce yıldır düşmanında bile saygı uyandıran işte bu yiğitlik ahlakıdır!
Bu ahlak parayla alınamayacak denli tarihseldir.
Bizi bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı olmadığı gibi, bunu yapanlarında sorumluluğu öyle siyaseten affa uğramayacak ve unutulmayacak denli büyüktür.
Eyaletçilerin, mozaikçilerin, dinsel ya da kültürel çoğulculuk örtüsü altına gizlenmiş azınlık milliyetçileri kendi ideallerine göre hareket ediyor olabilirler. Onların dinle imanla ilgilerinin olmadığı Filistin'in ezilmesine, Filistin'de soykırımına ölümüne sesiz kalmalarından ve İsrail'den danışmanlar tutmalarından bellidir.
Onlar bu saldırı sonunda ortaya çıkacak durumdan ideallerine uygun sonuçlar çıkacağına, Amerikan petrolcülerinin ve tröstlerinin kuruluşu CFR toplantılarında ve ABD askeriyesine çalışan"think tank" denen güvenli odalarında ikna olmuş olabilirler.
Sözümüz onların oyunlarına ortak olanlaradır! Unutmasınlar ki, onlardan beklenen Ortadoğu'da barış ve istikrarı koruyacak önlemlerin alınmasına çalışmalarıdır.
Bunun için başta İsrail olmak üzere tüm bölgede kitle imha silahlarının yok edilmesini istemektir. Onlardan istenen, silahsızlanma için başta ABD olmak üzere Batı Avrupa ülkelerinde biyolojik ve kimyasal silah üretiminin, saldırganı daha da kışkırtan 'pershing', 'cruise've 'tomohawk' füzelerinin kullanımının ve illegal silah satışlarının durdurulmasını talep etmeleridir!
Ayrıca unutulmamalıdır ki, yarın imzalayacakları sözde güvence anlaşmalarının hukuk dinlemeyen saldırgan bir devlet tarafından şu ya da bu gerekçeyle yırtılıp atılması çok ama çok kolaydır!
Mondros'da imza atanların sonradan sızlandıkları gibi "Bizi kandırdılar, bize söz vermişlerdi" demek, imza atanları da, onlara karşı sessiz kalanları da sorumluluktan kurtaramaz! Unutulmasın ki onların ki, "manda" altına girme çabasıydı.
Sizinkiyse, erdemimizin son noktalarını da yok ederek Cumhuriyet Devletini yıkmaktır!
Biz yanılıyorsak, çıkın ulusun karşısına ve her şeyi açıklayın!
Açıklayın ki, meclis saldırgana destek kararını almadan önce halk gerçeği öğrensin!
Yoksa sizin Irak'a Anglo-sakson demokrasisi ihraç etmek istediğinize de kimse inanmayacaktır.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |