|
08 Mart
2004
AB’NİN DÜRÜST POLİTİKACILARI
Sedat İLHAN
E.General
OLAY
Willy BRANDT , Helmut KOHL, Valery Giscard d!ESTAING
, Angela MERKEL, Wolfgang SCHAUBLE.. Daha birçok,
AB’nin bugünkü ve gelmiş–geçmiş politikacıları çok
dürüst davranarak,Türkiye’nin AB üyesi
olamayacağını açıkladılar.
WERHEUGEN,PRODI ve Gerhard SCHRÖDER gibi bir kısım
politikacılar ise olamayacağını bilmelerine
karşın, Türkiye’yi yanında ve olası bir tehdide
karşı kullanmaya hazır tutmak için, oyalama
taktiği uyguladılar ve uygulamaktalar. Aynen Kırım
Savaşında, İkinci Dünya Harbinde ve Soğuk Savaş
döneminde olduğu gibi ,Türkiye’yi Avrupa içine
almadan çevre nöbetinde kullanmayı düşündüler.
Takiyye yaptılar bu düşüncelerini gizlediler.
Ancak dürüst davranan MERKEL bunu açıklayınca
telaşa düşerek Ankara’yı su yolu yaptılar. Halbuki
MERKEL dürüst davranarak ,Türkiye için çevre
nöbeti düşündüklerini söyledi:
Üyelik değil İmtiyazlı ortaklık ve tam bir savunma
anlaşması.Yani Mehmetçik AB nöbetine.
Türk yayın organlarına ve kamu oyunun çoğunluğuna
iç politikada,takiyye ve aldatıcı beyanlara
alışıklık kazandırıldığı için, dış ilişkilerdeki
benzer davranışlara da kandılar.Olmayacak
hayallerle kamu oyu, yanlış beklentiler içine
sokuldu. Üyelerin dahi serbest dolaşımı
kısıtlanırken, kamu oyu AB ülkelerine gidebilme
hayaline sürüklendi. Şimdi hatalarını anlayan
dürüst yayın organları gerçekleri telaffuz etmeğe
başladı. Kronik hasta AB teslimiyetçileri ise
varsayımlar içinde çırpınıyorlar. MERKEL’in son
davranışı , seçeneksiz ve teslimiyetçi AB
politikasının yüzünü gösteriyor.AKP iktidarı
şaşkınlık içinde. Başbakan İmtiyazlı üyelik için
karşı çıkarken, milletvekili dahi olmayan bir
parti yetkilisi bu konunun görüşe bilineceğini
söylüyor.
.Kopenhagken Siyasi Kriterleri konusunda müzakere
kararı alınsa dahi ( Ki çok şüpheli olduğu
gözüküyor) ondan sonra gelecek olan Maastritch
Ekonomik Kriterlerine baktığımızda üyeliğin,AB
üzerine büyük yük getireceğini ve açıkların
kapatılarak istenen düzeyin sağlanamayacağını
görebiliyoruz.
DURUM
Olayı basite indirerek AB’nin dürüst
politikacılarına hak veren gerçekleri bir defa
daha gözden geçirelim :
* AB’de Ortalama İşsizlik Oranı %7.6 , TR-Türkiye’de
%11.2 ; *Tarımda İstihdam AB %5.3 , TR % 34.9 ;
*Bütçe Açığı ( 2002 ) GSYİH’ye Oranı AB 1.9 , TR
13.1 ; * Borç Stoku ‘nun GSYİH’ye oranı AB % 62.7
, TR % 102.5 ; Enflasyon AB % 2.5 , TR 26.3 ; *
Yabancı Sermaye Girişi ( !993-2002 Yılları arası )TR
7.6 Milyar Dolar, sadece Polonya’ya 48.6 Milyar
Dolar ; *Nüfus Artışı AB % 0.32 ,TR % 1.73 ; * İlk
Öğretimde Okullaşma Oranı AB % 106 , TR 96.3 ; *
Bin Kişi Başına Düşen Hekim Sayısı İtalya’da 4.2 ,TR
% 1.3 .
Üyelik görüşme tarihi alınsa dahi yukarıdaki
farklılıkların yarattığı korku nedeniyle bir
üyelik kazanılması olanaksız görülmektedir. Çünkü
kazanılması hayal edilse dahi bunun Maastritch
Kriterlerine uyum sağlaması ancak bu
eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ile mümkün
olabilecektir. Bu ise AB üzerine yılların ağır
yükünü getirecektir. Sadece bir kaçının örnek
olarak sunulduğu yukarıdaki farklılıklar
çoğaltılabilir.Dürüst AB politikacıları işte bu
büyük farklılıklardan ürkerek gerçeği
söylemekteler.
Yukarıdaki olumsuzluğa Katolik Lideri Papa II Paul
‘ ün dini baskısını ve onun bu görüşünü sempati
ile taşıyan Polonya ve İspanya gibi Katolik
ülkeleri, onların girişimleri ile askıda kalan
anayasa çalışmalarını da eklememiz
gerekiyor.Ayrıca Türkiye Müslümanlığına ek
olarak genç ve kalabalık nüfusu ile AB karar
mekanizmasında temsil sorunu yaratacak. Türkiye
üyeliği nasıl ki 40 yıl askıda tutularak
çözümlenmediyse, dürüst olmayan AB
politikacılarının takiyyesiyle de sürekli olarak
askıda tutulabilecektir.BU gerçekleri AKP iktidarı
da biliyor. İki taraflı takiyye sürdürülüyor.
Bütün politikasını bu üyeliğe dayamış,bundan
önceki iktidarlar gibi teslimiyetçi ve seçeneksiz
bir AB politikası uygulayan AKP iktidarı,
bugünden sonra AB takiyyesini suçlayarak ayakta
kalmağa çalışacaktır.
Dış borçların fazlalığı ve IMF müsaadesine
bağımlılık, iktidarı sadece AB üyeliği gibi
hayallere bağlı kalmaya zorlamaktadır. Yatırımdan
vazgeçtik; fakirlerine 500 kilo kömür dağıtanca ve
emeklilerine az bir zam yapınca vergi almadan
ayakta duramayan, geleceğini AB üyeliğine bağlamış
bir Türk dış ve iç politikasında yaşananlar yeni
uygulamaları gerektiriyor
Bizlerde en az AB’nin dürüst politikacıları kadar
dürüst olmalıyız
ÇÖZÜM
İçinde bulunduğumuz durum; çağdaş uygarlığı
öngören ulusal hedefimize uyan ve uygar toplum
gereklerini içeren AB müktesebatından (Edinilen
bilgilerden) yararlanmayı; aynı zamanda hayalden
uzak, takiyye içermeyen gerçek alternatif çözüm
için yeni iç ve dış politika plan, program ve
uygulama yöntemlerinin hazırlanmasını
gerektirmektedir.
-
Geri -
|