"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

9 Temmuz 2003 

ASKER BU ULUSUSUN  KENDİSİDİR

M.Emin DEĞER

Amerika’nın Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvet Timine karşı saldırısı, nereden bakılırsa bakılsın ulusal onurumuza yapılan ve asla bağışlanamayacak bir aşağılamadır. Ve ulusal tarihimiz boyunca bize böyle bir saldırı yapılmış değildir, yapılamaz da!

Hani bir söz vardır, at sahibine göre kişner. Türk Ordusu bir başka ülkenin sahip olmadığı bir yapıdadır. Evet yalnız Türk evladı, yurt savunması için askere gider ve  bir başka ülkede olamayan şenlikler içinde yolcu edilir. Ordu ulus - ulus ordu kavramı yalız bize özgü bir sistemi anlatır.

Kısaca asker, vatan ve ulus bir bütündür. Asker yoksa vatan da yoktur ulus da!. Bu mantık ve ruhtur ki, Çanakkale’yi geçilmez yapmış, Anadolu’yu işgal etmek isteyenler Sakarya’nın sularında boğulmuşlar, arta kalanlar da unutamayacakları bir ders alarak denize dökülmüşlerdir.

İşte o askerin ruh ve mana yapısından korkanlar, savaşta yenemedikleri o ruhu satın alamayınca, dünyanın en aşağılık oyunlarına baş vurmuş ve Irak’ta görevli bir avuç yurtseveri, ulusal onurumuzu alaya almak gibi bir aşağılık oyunla sözde esir almaya çalışmışlardır.

SİYASAL GÜÇ NEREDE

Bu aşağılık oyuna karşı ilk tepkinin siyasal güçten gelmesi gerekirdi. Çünkü onlara göre, siyasal güç varken asker geride durmalıdır. Asker bu olayda da geride durdu, ama siyasal güç o arada yoktu. Hükümetin zaman geçirmeden bu gibi olaylarda yapılması gerekeni yapması, yani ABD’ye NOTA vermesi gerekirdi. Gel gör ki, hükümetin başı bu olay sırasında Samsun’a; Dışişleri bakanı da memleketi Kayseri’ye babasının elini öpmeye gitti.. Kaldı ki, siyasal gücün başına göre,  “Öyle her konuda NOTA verilmezmiş, bu müzik notası değilmiş.. Buna politika bilmezlik denmez, buna ulusal onuru hiçe saymak denilir. Askerden intikam almak demeyelim, ama bir yere not edelim bu aymazlığı.

Evet nedendir bilinmez, siyasal güç gereğini yapmadı, olay kendi seyrine bırakıldı. Aslında olay CIA’nın düzenlediği bir Kürt ve Amerikan oyunuydu ve elbet kısa sürede çözülecekti. Bu arada, ikide bir siyasal iktidarları Cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkmadılar diye rahatsız eden(!) ( ki anayasadan aldığı görevi  yapan) askere ders verilmiş olacaktı. Evet siyasal gücün düşüncesi bu olmalıydı. Tam da Askerin etkinliği tartışılırken, askere ders mi verilmek isteniyordu. Yani  işte gör gücünü, bak kendini koruyamıyor mu demek isteniyordu  dersiniz. Sen kendi görveningreğini yapamıyorsun mu demek istediler.

Bu anlamda bir öç alma ve gücünü kırma amacı sırıtmıyor mu?

Bu oyunda rol alanlar, alet olanlar, o gücün kırıldığı an, kendi güçlerinin de yok olacağını düşünemediler anlaşılan.  Bunu düşünmek için, hırsın ve öç alma duygusunun değil, aklın egemenliği gerekirdi çünkü. Siyasette başarının özü de akıldan geçerdi, elbet düşünenler için...Şunu düşünseler yeterdi;çünkü

BU CUMHURİYETİ BU ASKER - ULUS KURDU

Bu söylemle bir tarih gerçeği öne çıkıyor. Ya da görmek istemeyenlere ben buradayım diye sesleniyor. Bu ülkenin hangi güce ve niçin bağlı olduğu ve dayanması gerektiğidir o gerçek.  Bu öte yandan sosyal ve siyasa açıdan da, temel bir varlık ve yaşam dayanağıdır. Çünkü bir varlığı kim oluşturmuşsa, ona o sahip çıkar ve korur, geliştirir. Bu yaşaman temeli ve özüdür..

Bu ülkeyi, adına Türk ulusu denilen bu toprağın insanları, bu topraklara sahip çıkanlar, kadını erkeği çoluk çocuğuyla düşmana karşı savaşanlar korudu ve kurdu. Ona sahip çıkacaklar da o halkın yenilmez ruhu olacaktır. Çocuklarımızı bunun için askere yolluyoruz. Yani bu ulus gerektiğinde tümden asker olur. O halde bu kutsal toprakları kim tehlikelerden koruyor, kim sahip çıkıyorsa onu kuran da odur.

Son çirkin olaya bu açıdan baktığımızda, siyasal gücün, ulusumuzun onurunu korumada gösterdiği, daha doğrusu göstermediği ciddiyet ya da ciddiyetten uzak tutum, aslında ulusal onurumuza Amerikanın gözüyle baktığının belgesidir.

Kısaca bu ülkeyi kuran ve koruyan askere yapılan hakaret bu ulusa yapılmıştır.

Ve ne onu yapanlar ne de bunu önemsemeyenler unutulmayacaktır.

Batı’da, ve hele Amerika’da devleti kuranlar, ya büyük toprak sahipleri ya da büyük sermayedir. Yani oralarda korunacak olan paradır, maldır.Ulusal güvenlik bu paranın, malın korunmasıyla sınırlıdır. Ve o mal hırsı, doğal olarak o ülkeleri, dünyanın zenginliklerine el koyma politikasına iter. Sömürgeciliğin mantığı budur. Onlar için vatan çıkarlarının gittiği her yerdir.

Türk için vatan, kanını canını verdiği kutsal topraklardır. Ve asker bu nedenle Türk ulusudur, ve bu ulus askerdir.Bu nedenle de son olay bu ulusun onuruyla alay etmek anlamını içerir ve Amerika bu oyunu bilerek oynamıştır. Siyasal gücün olayı bu gerçekten çıkarak  ele alması gerekirdi.

         Ama almadı, alamazdı da! Ama unutulmaz bir yanlış yaptı. Yanlış mı ya da bilinçli bir hiçleyiş mi?

         Kendi ordusuna ters bakan bir sistemin, bu topraklarda yaşama şansı var mı dersiniz.

         Var olmalıdır, ama bu utanç olayından ders alınır, uluslaşmış ordudan ve asker ulustan özür dileme başarılırsa.  Başarılır mı, izleyip göreceğiz.

 

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |