"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

 9 Temmuz 2003

YUNANİSTAN NATO’YA HER ZAMAN İHANET ETMİŞTİR...

 KTSAM

Türkiye gerçekten talihsiz bir ülke. Etrafını dost, müttefik diye saranların  yalancı ve riyakar olduklarını her gün biraz daha görüyor öğreniyoruz.  Onlara hiç kızmamamız lazım. Onlar kendi çıkarlarının oyununu oynuyorlar.

Son günlerde basında yer alan bir habere göre: “Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu NATO Genel Sekreterliği için en güçlü adaymış. Öneriyi yapan ABD imiş”. Çok garip. Yunanistan NATO’ya ne verdi ki ne alacak. Yunanistan bugün NATO içinde bulunuyorsa, 1980’de Türkiye’ye kızıp ayrıldıktan sonra, ABD’nin oyununa gelen Ankara’nın, Vetosunu kullanmamasından kaynaklanır. Eğer Türkiye veto’sunu kullanmış olsaydı bugün başımızda Yunanistan diye bir bela olmayacaktı.
 
NATO kurulduğunda, Türkiye ile Yunanistan’a Teşkilatın Güneydoğu kanadını savunma görevi verilmişti. Yunanistan, teşkilatın kuruluşundan bu yana geçen yarım yüzyıl Türkiye’ye karşı bir müttefik gibi değil bir düşman gibi davranmış, hatta NATO’nun Türkiye ile ilgili gizli bilgilerini  Türkiye’ye kötülük etmek için Rus İstihbarat Örgütü KGB’ye aktarmıştı.
 
 
ATİNA NATO’YA NASIL İHANET ETTİ
 
Italyan “Çalışma Birliği” adlı örgütün uluslararası ilişkiler sorumlusu Luigi Skritsiolli’nin, 1975’de sık sık Atina’ya gittiği tesbit edilmişti. Skritsiolli uluslararası terörün önemli bir dişlisiydi. Atina’ya her gidişinde Bulgar istihbaratının Atina’daki adamı olan Dimitar İvanov ile buluşuyordu. Skritsiolli’nin buluştuğu bir diğer kişi, kod adı “Albay Modest” olan Atina’daki Rus ajanı Sergei Ragof idi. Ragof’un görevi NATO’ya yönelik terör mekanizmasını yönlendirmekti.
Atina’daki Sovyet diplomatlartndan, Sergei Bokhan, 25 Mayıs 1985’de ABD’ye sığındığında, Yunanistan ve terör konusunda ilginç ifşaatlarda bulunmuştu.
 
Sergei Bokhan, 1974’de Askeri Yönetimin düşmesinden sonra, Atina’daki Rus elçiliğine Askeri İstihbarat GRU’nun iki numaralı adamı olarak atanmıştı. Batı ve Amerikan karşıtı operasyonlardan sorumluydu. 1978’de Moskova’ya dönmüş, 1982’de Atina’ya tekrar atanmıştı. Bokhan
1985’de Atina’daki Amerikan Hava Üssüne giderek sığınma hakkı talebinde bulundu.
 
Rus Askeri Ataşesi, kendisini sorgulayanlara Yunanistan’ın uluslararası terördeki rolünü önemli bilgi ve belgeler vererek anlattı.
 
Bokhan’ın Amerikalıların tarafına geçmesinden kısa bir süre sonra,
ABD basınında yer alan ifşaatları arasında, NATO karargahının
Yunanistan’a verdiği askeri bilgilerin onun aracılığıyla Moskova’ya nasıl aktarıldığı ve Atina’nın bu ihaneti yüzünden NATO’nun Brüksel’deki karargahta Yunanistan’a maksatlı olarak yanlış bilgiler verdiği de yer alıyordu.
 
Bokhan’ın ABD’ye sığınmasından bir ay sonra 26 Haziran 1985’te, Atina’daki Amerikan elçisi Sterns, Başbakan Papandreu’yu ziyaret ederek kendisine üzerinde 10 isim yazılı bir liste verdi. Bu listede Yunanistan’da Sovyet İstihbaratı ve yabancı terör örgütleriyle işbirliği yapan üst düzey Yunanlıların isimleri bulunuyordu. Sterns, listeyi Yunan Başbakanına verirken, listede adı bulunanların ABD ve NATO’ya karşı casusluk yaptıklarının tespit edildiğini belirtmişti. Listede isimleri yer alanların tümü Papandreu’nun adamlarıydı.
 
Bu olay, Papandreu iktidardan düştüğü 1989’a kadar gizliliğini
korumuştu. İktidara gelen Mitsotakis Hükümeti, İstihbarat Örgütünden bu olayın araştırması için talimat vermişti. Ancak Papandreu iktidardan ayrılırken son iş olarak dönemin EIP Başkanı TSİMAS’tan bu konuyla ilgili dosyayı imha etmesini istemişti. TSİMAS’ın adı da 10 kişilik listenin içinde yer alıyordu.
 
NATO ülkeleri İstihbarat Birimlerinin Yunanistan’ın NATO aleyhindeki faaliyetlerine dair elde ettikleri bilgiler hayli fazla ve endişe vericiydi.
 
Bu bilgilerden biri, Papandreu’nun Dışişleri Müsteşarı Yannis KAPSIS’in, Sovyet Ajanı ÇAKUNYAN ile olan gizli ilişkileriyle ilgiliydi.
 
Bu arada Papandreu’dan hiç hoşlanmayan Yunan Askeri İstihbaratı da NATO’ya konuyla ilgili bilgiler verdi. Bu raporlardan birinde Yannis KAPSİS’in 23 Mart 1987’de Rus casusu ÇAKUNYAN ile gizli bir görüşme yaptığı ve bu görüşmeden bir gün sonra Askeri İstihbarat’ın KAPSIS ile ÇAKUNYAN’ı sıkı takibe aldığı belirtiliyordu. Ordu İstihbaratı’nın bu operasyonu Papandreu ve EIP Başkanı TSİMAS’tan gizli tutulmuştu.
 
NATO ile ilgili bilgileri Ruslara aktaranlarla ilgili on kişilik listede, Yannis KAPSİS’ten başka, Basın Müsteşarı Dimitris MARUDAS, Akdeniz Araştırma Merkezi Başkanı Mihalis HARALAMBIDİS (Yunanistan ile PKK arasındaki bağlantıyı kurmuştur), Başbakanlık Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Vasilis KONDONEAS ile Kamu Düzeni Bakanı Sifis VALİRAKIS bulunuyordu.
 
15-17 Mayıs 1979’da Atina’ya 20 kilometre uzaklıkta bulunan “Apollon” otelinde “Akdeniz Ülkeleri Sosyalist ve İlerici Partiler” konferansı yapılmıştı. Toplantıya Yunanistan, Güney Kıbrıs, Ispanya, Cezayir, Italya, Fransa, Yugoslavya, Suriye, Malta, Mısır, Lübnan ve Libya’nın sosyalist ve komünist partilerinin temsilcileri ile FKÖ ve POLİSARİO temsilcileri katılmışlardı. Bu toplantının hedefi NATO’nun Akdeniz’den sökülüp atılmasıydı. Toplantıya katılanların arasında terör örgütlerinin temsilcileri de vardı. Bu toplantıda, 1980’den sonra Yunanistan’da üslenecek uluslararası terörün planlaması yapılmıştı.
 
Toplantıya katılanlar arasında en fazla dikkati çekenler, Hafız Esad’ın Güvenlik Danışmanı General AZAN, Kaddafi’nin sağ kolu Binbaşı CALLUD ile Cezayir’den gelen Albay Sliman HOFFMAN idi. General AZAN, Suriye’nin Avrupa’daki terör eylemlerini planlayan kişiydi. Albay HOFFMAN, Cezayir karşı casusluk Teşkilatının Başkanıydı. Avrupa’daki birçok terör eylemine imzasını atmış adamdı.
“Apollon” otelindeki yapılan toplantıya katılanların tümü Batı’nın ve dolayısıyla NATO’nun düşmanlarıydı. Bunları yönlendiren de Yunanistan Başbakanı Andreas PAPANDREU idi (ABD’nin NATO Genel Sekreteri yapmak istediği Yorgo Papandreu’nun babasıdır) . Toplantıya İran’dan da iki gözlemci. katılmıştı.
Basına kapalı olarak yapılan toplantıda alınan kararlar şöyleydi:
1) Akdeniz’deki NATO üslerinin sökülmesini hedef alacak faaliyetlerin düzenlenmesi,
2) Akdeniz bölgesinde bağımsızlık savaşı veren etnik hareketlere (terör örgütleri) her çeşit desteğin sağlanması.
3) Batı ülkelerinin, Akdeniz bölgesindeki hareketlerini izleyecek ortak bir istihbarat grubunun kurulması,
4) Akdeniz ülkelerinin siyasi ve ekonomik çıkarlarını savunacak eylem örgütlerinin kurulması,
5) Ortadoğu’daki petrol yataklarının yabancı şirketlerden geri alınması için eylemlere başlanması.
“The Strategist” dergisinin, Temmuz 1984 sayısında yer alan bir yazıda; ‘Arap Terör örgütlerinin birleşip Yunanistan’ı eylemleri için üs seçtikleri ve NATO ülkelerini hedef alan bir dizi eyleme hazırlandıkları yolunda CIA ve MOSSAD’ın Yunan istihbaratını uyardıklarını, ancak Yunan Başbakanının (Papandreu) bu uyarıyı duymazlıktan geldiği” belirtiliyordu.
EĞER SOVYETLER BİRLİĞİ DAĞILMAMIŞ OLSAYDI BU YUNANİSTANLA NATO’NUN HALİ NE OLURDU
EGE’de yapılması önceden planlanmış NATO tatbikatına Türk subaylarının komuta etmesi, 1978 Ekim ayında Yunan yönetimini çok kızdırmıştı. İktidarın yönlendirdiği gazeteler, “Üsleri Atarız, NATO ile olan ilişkilerimizi keseriz” şeklinde tehdit edici başlıklar kullanmışlardı. Sağ eğilimli “Apoyevmatini” gazetesinin sekiz sütunluk manşetinde Başbakan’ın, (Karamanlis) Amerikalılara, “Üsleri Kapatırız” şeklinde konuştuğunu belirtmişti. Gazetenin göbeğinde yer alan altı sütünlük bir fotoğrafta, Pire limanında Yunan-Rus bayrakları yanyana dalgalanıyordu. Bizans diplomasisi’nin bir ürünü olan bu fotoğraf “NATO benim istediklerimi yapmazsa ben de Ruslarla müttefik olurum” anlamına geliyordu.
             ABD, 28 sene NATO aleyhine casusluk yapan bir ülkenin Dışişleri Bakanını NATO Genel Sekreteri yapmak için kulis yapıyor. Durum böyle  olunca, Türkiye’nin artık güveneceği kimse kalmadı demektir.

 

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |