|
09 Eylül 2003
NECEF’TEN KERBELA’YA
Ş. Osman ARAS
29 Ağustos günü BAĞDAT güneyindeki NECEF Kentinde
kılınan Cuma Namazının ardından “Hazreti Ali
Camii” önünde , patlayıcı yüklü iki araç infilak
ettirildi. Tıpkı 7 Ağustos’ta BAĞDAT’taki Ürdün
Büyükelçiliğinde ve 18 Ağustos’ta BM. BAĞDAT
Bürosunda infilak ettirildiği gibi… NECEF’te ilk
anda 82 kişi öldü, 200’den fazla kişi yaralandı.
Ağır yaralıların yaşamını yitirmesiyle ölü
sayısının 150’yi aşmasından korkuluyor.
1440 yıl öncesine gidersek;
Ahirzaman Peygamberi Hz.Muhammed’in ardından, 632
- 661 yıllarını kapsayan “Dört Halife Döneminde” ,
sırasıyla Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Osman ve Hz.Ali
halife seçildiler. Hz.Ali, Peygamber’in serdarı ve
damadı idi. Peygamber torunları, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’den
Hz.Muhammed’in soyu süregelmiştir. Hz.Hasan’dan
gelenlere “Sıddık”, Hz.Hüseyin’den gelenlere
“Seyyit” denilmektedir.
Hz.Ali halife seçildiğinde ŞAM’da Vali
olan Muaviye’yi görevden alınca, kıyamet koptu.
Muaviye ve O’nu destekleyen Mısır Valisi Amr İbnül
As, Hz.Ali’ye isyan etti. Müslümanlar; Hz.Ali
yanlıları, Muaviye yanlıları ve Yansızlar
“Hariciler” diye üç kampa bölündü. Muaviye
yanlıları ile Hz.Ali yakınları arasında, Fırat
Nehri kıyısında “Sıffın” denilen yerde çetin
savaşlar oldu. Sonuçta, Amr İbnül As’ın hilesi ile
Hz.Ali’nin ordusu yenik duruma düştü. Muaviye de
ŞAM’da halifeliğini ilan etti.
Bölünmenin İslam’ı zayıflattığını gören
Hariciler “Halifelik kurumuna gerek olmadığını”
savunarak,adı geçen üç kişi hakkında suikast
kararı aldılar. Mısır’a, Şam’a(Suriye) ve Kufe’ye
(Irak) gönderilen üç terörist aynı günde, sabah
namazı vaktinde saldırıya geçecekti. Amr İbnül As
evinden çıkmadığı için saldırıdan kurtuldu.
Muaviye yaralandı. Kufe’de bulunan Hz.Ali ise
şehit edildi(661).Türbesi halen NECEF’tedir. Bu
nedenle NECEF Şiiliğin doğal merkezidir.
Şiiliğin doğuşu;
Hz.Ali’nin şehit edilmesi Müslümanlar arasındaki
düşmanlığı daha da şiddetlendirdi. Hz.Ali
yanlıları ilkin Hz.Hasan’ı halife seçtiler. Hz.Hasan,
Muaviye’nin entrikaları ile baş edemeyeceğini
görerek, halifelikten feragat etti. Muaviye
ölmeden önce kendi oğlu Yezid’i halife seçtirdi
(680). Ancak, Hz.Hasan’ın kardeşi Hz.Hüseyin,
Yezid’in halifeliğini tanımadı. KUFE’lilerin
çağrısına kanarak, halifeliğini ilan etmek için,
ailesiyle birlikte yola çıktı. Ne var ki, KUFE’nin
Valisi, Yezid’den yanaydı. Hz.Hüseyin ve
yandaşlarını KERBELA’da kuşattı. Kızgın çölde,
Onları günlerce aç ve susuz bıraktı. 10 Muharrem
(680) günü ordusuna hücum emri vererek, Hz.Hüseyini
ve pek çok yakınını KERBELA’da şehit etti. Bu
olaydan sonra, Hz.Ali ve Hz.Hüseyin yakınlarına
“Şii” denilmeye başlandı. (Not:KERBELA,KUFE ve
NECEF, BAĞDAT’ın güneyinde; aynı eksen üzerindeki
Şii yerleşim merkezleridir.)
Kerbela’dan Necef’e;
29 Ağustos 2003 günü NECEF’te kılınan Cuma
Namazının ardından, Hz.Ali’nin türbesi önünde
yaşamını yitiren Ayetullah Muhammed Bagr El Hakim,
20 yıl önce TAHRAN’da kurulan Irak İslam İnkılabı
Konseyi’nin (IİİK) Başkanı idi. Adı geçen
Konsey, sürgündeki bir parlamento ve hükümet gibi,
faaliyet göstermek için çok çaba harcamışsa da;
Batılı Ülkeler tarafından tanınmadığı ve
Iraklıların tümü tarafından benimsenmediği için,
yeterince başarılı olamamıştır. Ayetullah El
Hakim’in babası Uzma (Büyük) Ayetullah Muhsin El
Hakim de Şiilerin çok önemli bir lideri idi.
1955-1970 döneminde Iraklı Şiilerin “Taklit
Mercii” yani, mutlak itaat edilen başı idi.
Ölümünden sonra, Saddam’ın diktatörlüğü ile
birlikte, Şiilerin zor günleri de başlıyordu.
İran’da 1979 yılı başlarında Şahlık
Rejiminin devrilerek, İran İslam Cumhuriyeti’nin (İİC)
kurulması, İran-Irak ilişkilerini tamamen çıkmaza
soktu. Eylül 1979’daki Irak saldırısı ile, bir
milyondan fazla Müslüman’ın canına mal olan 10 yıl
sürecek kanlı bir savaş dönemi başladı. Bunun
üzerine, Şiiler üzerindeki Saddam zulmü de amansız
bir teröre dönüştü. 1980’de Irak’lı Şii
Liderlerden Ayetullah Muhammed Bagr Es Sadr
öldürülünce, Hüccetülislam Muhammed Bagr El Hakim
İran’a kaçtı. Geride kalan yakınları Saddam
Yönetimi tarafından tutuklandı ve kadın-erkek
ayrımı gözetilmeksizin, bunlardan otuzu idam
edildi.
İİC, “İslam devriminin ihracı” ilkesi
çerçevesinde, Hüccetülislam Muhammed Bagr El
Hakim’i bağrına bastı. Dini statüsü Ayetullahlığa
yükseltildi. O’na maddi ve manevi her türlü
desteği vererek, TAHRAN’da Irak İslam İnkılabı
Konseyi’nin kurulmasını sağladılar. Öte yandan,
“Besiç” adı verilen gönüllülerin oluşturduğu “Bedr
Tugayları” kuruldu. İran-Irak Savaşı 1989 yılında
“Ateşkes” ilanı ile sonuçlanınca, Saddam bu kez
gözünü Kuveyt’e dikti. Dünya kamuoyunun buna tepki
göstermesi ile başlatılan 1991’deki Birinci Irak
Savaşını, bu yıl ikincisi izledi. Saddam’ın 30
yıllık diktatörlüğü sona erdirildi. IİİK Lideri
Ayetullah El Hakim de İran’dan ülkesine döndü.
Ancak, Iraklı’nın çilesi sona ermedi.Cuma’dan
önceki Pazar günü, IİİK Lideri’nin amcası
Ayetullah Muhammed Said El Hakim, NECEF’te bombalı
bir saldırıya uğrayarak yaralanmış,üç koruması
yaşamını yitirmişti.
IİİK Lideri El Hakim Irak’a döndükten
sonra temkinli davranıyordu. Bu nedenle, hemen
silaha sarılarak ABD. ile çatışmaya girmedi.
Öncelikle siyasal bir zemin oluşturmaya
çalışıyordu. Bu bağlamda;kardeşi Abdülaziz El
Hakim’i, ABD denetimi altında kurulan Irak Geçici
Konseyi’ne sokmayı başarmıştı.
El Hakim’le birlikte , 150’ye yakın
kişinin hayatına mal olan terörist saldırıyı kimin
gerçekleştirdiği henüz belli değildir.Ancak
kuşkular üç grubun üzerinde yoğunlaşmaktadır:
-
Saddamcılar
-
ABD ve İsrail ajanları
-
El Hakim’e karşıt Şiiler
Sorumlusu kim olursa olsun, bu saldırı
Irak’ta yaşanan kaos ortamını daha da
şiddetlendirecektir. Tanrı “Irak Cehennemi’ne” bir
de Mehmetçiği sokmaya çalışanlara akıl, fikir
versin.
-
Geri -
|