|
10
Şubat 2003
ATATÜRK,
EGEMENLİK VE ANNAN PLANI
Bora KÜÇÜK
"Yolunda
yürüyen bir yolcunun, yalnız ufku görmesi kafi
değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve
bilmesi lazımdır." (Mustafa Kemal ATATÜRK)
Kasım 2002 ortalarında
BM planı elimize tutuşturuldu. 12 Aralık 2002
Kopenhag zirvesine kadar bu planı zemin olarak
kabul etmemiz istendi. Uluslararası anlaşmalarda
bir planın zemin olarak kabul edilmesi, plan üzerinde
yapacağınız müzakerelerde sunulan planın dışına
çıkamayacağınız anlamına gelir. Diğer bir deyişle
bir aylık sürenin tanınmış olduğu dikkate alınırsa,
zaten bu planın müzakeresi için bize zaman verilmediği
rahatça anlaşılabilir. Böyle bir planın 1 ayda
okunması, analiz edilmesi ve istatistiki sonuçların
çıkarılması da mümkün değildir.
Sayın Denktaş ne
demiştir? "Ben bu planı zemin olarak kabul
etmem, bu plan içeriği itibari ile benim halkımı
mahvedecektir. Ben halkımın güvenle yaşamasından
sorumluyum.Bize zaman verin biz bu planı Rum ile
müzakere edelim. Egemenliğimize ve güvenliğimize
zarar verecek maddeleri düzeltmeye çalışalım"
KKTC'deki basının
ve partilerin bir bölümü ne demiştir? Bu plan
zemin olarak kabul edilebilir. 40 yıllık geleneksel
siyaseti bırakmalıyız. (Bunu diyenler şuana kadar
düşündükleri siyaseti söyleme cesaretine ulaşamamışlardır).
Bu plan Kıbrıs Türklerine egemenlik vermektedir.
AB'ye girdiğimiz takdirde bütün ekonomik sıkıntılar
bitecektir. Fakat Denktaş bu planı imzalamamaktadır.
İstifa etsin. Hatta TKB isimli partinin genel
başkanı angolemli, plan olduğu gibi imza edilmeyecek
diye, Sayın Denktaş'ın diğer siyasi parti liderleri
ile plan üzerinde yaptığı görüşmeye bugün (06.01.2003)
katılmamıştır.
Şimdi zannediyorum,
gidilen yolda ufkun ötesinin görülmesi ve bilinmesi
gerektiğinin ne anlama geldiğini daha iyi anlıyoruz.
Ufkun ötesini göremeyenler, yada görmek istemeyenler,
yolunu inanarak yürüyünler için sadece aşması
gerektiğini gördüğü ve bildiği engellerdir.
"Önemli olan,
memleketi temelinden yıkan, ulusu tutsak ettiren
iç cephenin düşmesidir. Bu gerçeği bizden iyi
bilen düşmanlar bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca
çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar
başarıda kazanmışlardır. Gerçekten kaleyi içten
almak dıştan zorlamaktan kolaydır." (Mustafa
Kemal ATATÜRK)
Bazı partilerin
ve basında kalem sallayan kişilerin daha planı
okumadan, analiz etmeden ve istatistiki sonuçlarını
çıkarmadan Sayın Denktaş'a nasıl yüklendiklerini
hatırlıyormuyuz? Bu planı henüz okumadan planın
mükemmelliği, son şans olduğu konusunda yazılan
yazıları ve sokaklara döktürülen KKTC halkını
hatırlıyormuyuz? Bu halkın zaten 1964 de de Türkiye'ye
ve Türk Askerine protestosu olduğu yönünde yazılan
yazıları hatırlıyormuyuz? KKTC ve Türkiye halklarının
bu şekil bir şartlandırılmaya maruz bırakılarak
birbirlerine güvenmemeleri gerektiği ile genç
ve körpe zihinlerin zehirlendirilmeye çalışıldığını
hatırlıyormuyuz? Oynanan tüm bu oyunlardan sonra
işte 30 bin kişi KKTC'de yürüdü, Denktaş istifa
diye bağrıldı, zaten yürüyenlerin elinde de Türk
bayrağı yoktu yabancı bayraklar vardı diye senaryonun
son aşamasına getirildiğimizi anlıyormuyuz?
Biz Atatürkçü gençler
bunu anlıyoruz. Bizim herbirimizin bir kale olduğunu
er geç bu oyunları kurgulayanlarda anlayacaklardır.
"Tam istiklal
denildiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi,
adli, askeri, kültürel vs. her hususta tam istiklal,
tam serbestlik denilmektedir. Bu saydıklarımın
herhangi birinde istiklalden mahrumiyet, millet
ve memleketin hakiki manasıyla bütün istiklalinden
mahrumiyet demektir." (Mustafa Kemal ATATÜRK)
Bazı açık oturumlara
katılan tarafsız Prof.Dr'leri ibretle izledik
değilmi? Gözümüzün içine baka baka Annan Planı'nın
Kıbrıs Türk Halkına Egemenlik verdiğini söylediler.
Bu Uluslararası İlişkiler Uzmanı hocalar, bir
plan ile bir halka egemenlik verilip verilmediğini
sadece planın ilk üç maddesine bakarak rahatça
söyleyebiliyorlar. Egemenlik bu kadar basitmidir?
Egemenliğin verilip verilmediğini anlamak için
o planın tümünü okumanın ve plan içindeki Siyasi,
Adli, Askeri, Mali, İktisadi maddelerin analizinin
yapılması gerektiğini bu Prof Dr'ler bilmezlermi?
(bende İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
mezunuyum. Sayın Toktamış ATEŞ Devrim Tarihi dersinde
bize bu analizleri yapmamız gerektiğini öğretmişti.)
Annan Planı'nın
tümüne baktığımızda yukarıda egemenliği sağlayan
unsurların KKTC'ye verildiğini görüyormuyuz. İşte
Annan Planı ve Egemenlik;
1 - KKTC topraklarının
yaklaşık %28'i rum'a veriliyor. (Bu oran ekim
yapmaya elverişli toprakların ortalama %70'i demektir.
Su kaynaklarının ise büyük bir bölümüdür.Sonuç;
İktisadi Egemenliğiniz elinizden alınıyor)
2 - 60 bin rum
Kuzey'de ki yerlerine geri dönüyor. Bu dönen rumların
güvenliği Barış Kuvvetleri tarafından sağlanıyor.
5-7 sene içinde de seçme ve seçilme hakkı kazanıyorlar.
(Sonuç; Siyasi Egemenliğiniz elinizden alınıyor.
Güvenliğinizi Barış Kuvvetlerine bırakıyorsunuz.
Ayrıca, zaten %28 oranında verdiğiniz topraklara
ilaveten 60 bin rum'un Kuzey'e gelmesiyle Misak-ı
Milli sınırlarınızı kaybediyorsunuz. Anlaşma maddelerinde
Kuzey'e gelecek rumların Türk nüfusunun %28 ile
sınırlandırılması sadece bir hiledir. Global bir
takas ve gerçek egemenliğe dayalı bir anlaşma
yapmadığınız takdirde, malı olupta anlaşma nedeniyle
Kuzey'e gitmesi sınırlandırılan rumlar, Avrupa
Mahkemesi'ne başvurmak sureti ile evlerine kesin
kes dönebiliyorlar. Zaten şuanki Türk nufusunun
%28'i demek 1974'deki rum nüfusunun tamamı demektir.
Bu da yine anlaşma içine saklanmış bir hiledir.
Yani bu plan tüm rumların Kuzeye geri dönmelerine
imkan ve olanak sağlamaktadır.)
3 - İlk iki maddenin gerçekleşmesi ile Ekonomik
ve Mali egemenliğiniz elinizden alınıyor. Çünkü,
böyle karışık ve kaynakların, toprağın kıtlaştırıldığı
bir ortamda hangi müteşebbis yatırım yapar. %28
(1.madde)+%28 (2.madde)+BeşParmak Dağları - KKTC
= Türk Halkına bırakılan toprak parçası (yaklaşık
%7). Bu dar toprak parçasında ekonomi ve mali
sektör gelişirmi.
4 - Ülkeniz silahsızlandırılıyor. Türkiye'nin
garantisi sulandırılıyor. Türk askeri 4'ten fazla
araç ile kışla dışına çıkacağı zaman Barış Gücünden
izin alıyor. Barış Gücü ise, göç eden rumlarlar
ile Türkler arasında bir anlaşmazlık çıktığında
sorunu çözmek için tam yetki ile donatılıyor.
Barış Gücünü tek taraflı olarak ülkenizden çıkaramıyorsunuz.
Rum tarafınında onayını almanız gerekli. Halbuki
rum tarafında homojen nüfus yapısını korunduğu
için onların böyle bir kargaşa problemi olmayacak.(Diğer
bir deyişle Askeri Egemenliğiniz elinizden alınıyor.)
5 - Property Board denen bir kurul kuruluyor.
Kurulda 2 Türk, 2 Rum ve 3 yabancı bulunuyor.
Amacı, taraflar arasında mal ve mülk dağılımını
ve fiyatlandırmasını yapmak. Eşdeğer malları hesaplamak.
Bu board'un verdiği kararlar sizin mahkemelerinizin
hatta meclisinizin verdiği kararların önüne geçebiliyor.
(Böylece, Adli Egemenliğiniz elinizden alınıyor.)
Bu halkın parasıyla
okumuş, bu ülkenin havasından, suyundan, toprağından
yararlanmış ve tek görevi böyle durumlarda halkı
aydınlatmak olan Prof.Dr'ler halkın gözünün içine
baka baka Annan Planı'nda Egemenlik vardır diyebiliyorlar.
Gafletmi? yoksa delaletmi? Hıyanet diyesim gelmiyor.
"Ne kadar
zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalinden
mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında
uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat
kazanamaz" (Mustafa Kemal ATATÜRK)
Bazı basın, AB'ye
girmekle ve Annan Planı'nın imzalanması ile Kıbrıs
Türk Halkının bütün ekonomik sorunlarının biteceğini,
dünya ile bütünleşeceklerini ve önlerinin açılacağını
hayasızca söyleyebiliyorlar.
Gerçek bir egemenliğe
sahip olmadan bu mümkünmüdür? 10-15 yıl sonra
AB farz edelim dağıldığında sonuç ne olacaktır?
Kudretini dış güçlerden
aldığını sanan, fakat sadece maşa olarak uygulanan
kuvvete boyun eğen bu insanlar şunu hiç bir zaman
unutmamalı.
Benim halkım muhtaç
olduğu kudreti damarlarında ki asil kanda bulmaktadır.
"Alınmış egemenlik,
hiçbir neden ve biçimde terkedilemez, geri verilemez.
Bırakılamaz. Bu egemenliği tekrar geri alabilmek
için kullanılmış olan araçları kullanmak gerekir."
(Mustafa Kemal ATATÜRK)
-
Geri -
|