|
11 Şubat 2004
ÜÇ ALINTI VE BİR İTİRAF
Sedat İLHAN
E. General
Bugün bu satırlarla , Amerikalı tanınmış
düşünürlerin Türkiye ‘nin geleceği konusunda
yazdıkları olumsuz üç raporla , bir kişisel
itirafa yer vermeğe çalışacağım. Bu raporların
özeti sizlere değişik başlıklar altında
gazeteniz GÖZLEM’ de sunulmuştu. “Büyük Orta Doğu
- Çirkin Savaş” ,”Kaynaklarla Başkan Putin ve
Ötesi” Makaleleri , Ocak 2000.
Ancak bu raporlardan alıntılara geçmeden önce
raporları yazanlarla ilgili bir gerçeği
hatırlamamız gerekiyor. Amerikan bireyleri
meslekleri ile ilgili konular dışında sınırlı
bilgi sahibi olmakla suçlanırken, arkasından
genellikle bu büyük gücü destekleyen çok akıllı
insanların bulunduğu da belirtilir. Evet, bu büyük
ülkeyi bugün akıllı bireyler değil ,bunların
oluşturdukları toplumsal örgütler
yönlendirmektedir Özellikle Kongre bu merkezlerden
önemli konularda araştırma yaparak rapor (CRS)
vermelerini ister.Raporlar bu açıdan çok
önemlidirler.
BİRİNCİ RAPOR
: 2025 YILINDA DAHA BÜYÜK ORTADOĞU
Adam Garfinkle ( Ulusal Güvenlik Çalışma Gurubu ve
Enstitü elemanı)The Greater Middle East In 2025,FPRI-Foreign
Policy Research Institute,Dec 17,1999 (*)
“Daha Büyük Ortadoğu; Arap
dünyası,İsrail,Türkiye,İran,Orta Asya ve
Kafkaslardan oluşur.Bu bölge dünyanın en geniş
fosil yakıt yatağıdır. Soğuk Savaşın sonunda ABD
ileri askeri üslerini burada toplamıştır.İsrail ve
Türkiye hariç enstitüleşmiş demokrasi
bulunmaz.Önümüzdeki 25 yıl potansiyel olarak bu
bölgede bazı istikrarsızlıklardan kaynaklanan
değişime uğrayacaktır.Arap dünyasının ülkeleri
dışında yatırdıkları 500 Milyar Dolar bölgeye
ilgiyi artırmaktadır.
Daha Büyük Orta Doğu korkunç derecede
silahlanacaktır. Özellikle İran ve Irak. Ancak
ayni zamanda kötü gelişmelerde yer alacaktır.
Mısır,Suudi
Arabistan,Türkiye,Irak ve İran’da kötü gidişin
ateşleyeceği rejim değişiklikleri olabilecektir-
The Accumulation of bad news could ultimately
trigger regime collapse in major states such as
Egypt,Saudi Arabia ,Turkey,Iraq and Iran”
Bir rejim değişikliği olmasa da Türkiye’de
laikliğin sorgulandığı bir iktidar geldi, Irak
işgal edildi,İran’da bir gurup parlamenter isyan
halinde, Suudi rejimi ve Mısır yönetim şekli
sallantıda .Bu durumda rapor doğrulanmış
oluyor.
İKİNCİ RAPOR
: 11 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI
Adam Garfinkle ,September 11:Before And After,Foreign
Policy Volume 9,Number 8,October 2001. (*)
“ABD’nin Irak sorununu askıda bırakıp Körfez ve
Suudi Arabistan’da mevcudiyetini sürdürmesi tahrik
unsuru oldu.Kuveyt-Suudi Arabistan petrol yerine
enginar,yerelması üretseydi ABD Irak’a gidermiydi?
Suudi Arabistan rejimi (Wahhabism) 11 Eylül
terörizminin tohumlarının esas yatağıdır. ABD’nin
Küresellik ve üstün ulus olma davranışının
yarattığı husumet var.
Al Kaide fırsat bulursa Türkiye’yi, ABD dostu
olduğu için vurur.
Bu durumda Türkiye’nin ekonomik bunalımına
Almanya ve AB’nin yardım etmemesi anlamlıdır..
İleride ne olacağı konusunda kimse bir şey
söyleyemez. Ancak,yakın dönem için Japonya,Çin ve
Hindistan bizim tarafımızda olabilir.” Al Kaide
vurdu ve rapor doğrulanmış oldu
ÜÇÜNCÜ RAPOR
: NATO ENLARGEMENT , USIP SPECIAL REPORT, MAY
1997.
NATO’nun genişlemesinde jeostratejik etkinliğe
sahip Türkiye için Ruslar ne düşünüyorlar :
“ Her ne kadar Müslüman
Türkiye anayasal yönden laik görünüyorsa da İslâmi
yönetim en uzak 10 bilemedin 15 yıl içinde
yönetime gelecektir. “3
Kasım seçimlerden sonra yürütülen kadrolaşma ve
Başbakanlık Müsteşarının beyanları böyle bir
özlemin olduğunu doğrular niteliktedir. ABD-AB de
AKP iktidarını bu açıdan izlemektedir.
KİŞİSEL İTİRAF:
BİR KONUDA YANILMIŞIM.
Üçüncü Rapordaki Rusların Türkiye’nin yönetimi
konusundaki görüşüne makalemde şu eleştiriyi
getirmişim : “Rusların
kronik yanlışlı Türkiye değerlendirmelerine örnek
oluşturan bu değerlendirmesi ,Türkiye’deki 28
Şubat kararlarının tam duyurulamadığını
göstermektedir.” Bu düşüncemde
yanılmışım.Ruslar haklı.Bugünkü kadrolaşma
sürdürülürse sanırım Türkiye’ye İslâmi yönetim 10
yıla kalmaz gelebilir.
SONUÇ
Politik-ekonomik dayanağı sadece IMF ve AB
olan,yoksullara kömür dağıtma dışında, hiçbir
sosyo-ekonomik yatırım yapma olanağı
bulunmayan,zordakileri unutup,yanlışları ve
suiistimalleriyle bizi bu günlere getiren tuzu
kuru büyük kurum ve kuruluşların hizmetinde olan
AKP; AB ülkelerinde kurumlaşmış aşırı Müslüman
girişimlerin temsili olarak görülen türbanı
savunmaya çalıştıkça ,Türbanlı eşlerini Amerika’ya
götürerek bu konuda AB ‘yi karşılarına aldıkça
,cumhuriyet için çapraşık görüşler ileri süren
müsteşarlarını yanına alarak inatla
korudukça,kadrolaşmayı her düzeye yaydıkça,TÜBİTAK
ve YÖK gibi akademik ve bilimsel kurumlara acayip
gerekçelerle el atmağa çalıştıkça , ABD-AB
nezdinde kendi sonunu hazırlamış olmaktadır.Yegane
politikası AB olan AKP, bu desteği kaybettiği gün
dayanacağı hiçbir yer kalmayacak ve seçeneksiz
tek yönlü politikanın kurbanı olabilecektir.
Bu durumdan sıkıntıya düşecek olan Türkiye’dir.
AKP ilgililerinin yukarıdaki uyarılara kulak
vererek, çıkarları için destekleyen yayın
organlarının çizdikleri başarılı lider ve her
alanda görülmemiş gelişme görüntüsünün yapay ve
her an değişebileceğinin bilincine varmalıdırlar.
AKP’nin;,AB ülkelerinde olduğu gibi halkın bütün
katmanlarını kucaklayan , dinin hiçbir ortamda
egemen bir uygulayıcı olmasını benimsemeyen ,
kendilerini yaratan selefleri gibi silinmeden ,
söz olsun diye değil gerçek bir muhafazakâr
demokrat parti olarak politik spektrumda yer
almasını sanırım herkes isteyecektir.
(*)
FPRI-Dış Politika Araştırma Enstitüsü ( Foreign
Policy Research Institute) uzun süre Türkiye’de
Büyükelçilik yapıp, birkaç yıl önce vefat eden
Strausz.Hupe tarafından kurulmuştur.ABD çok
beğenilen Foreign Policy dergisini çıkarmaktadır.
-
Geri -
|