"Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı             vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile             kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

 11 Nisan 2003

POWELL’in ÇEKTİĞİ SAVAŞ FOTOĞRAFI

 Hüseyin MÜMTAZ

        

Powell Ankara ziyaretinde önümüze şöyle bir fotoğraf koydu:

         Irak’a güneyden girilmiş. Güney’de Amerikan-İngiliz güçleri arasında tam bir işbirliği ve koordinasyon var. Görev paylaşımı var. Çünkü iki müttefik birbirine güveniyor.

         İyi veya kötü ilerliyorlar.

         Saddam’ın ne yapacağı daha belli değil.

         Kuzey’de ise işler karışık. Çünkü Irak’ın kuzey komşusu Türkiye’de kafalar karışık. Akepe iktidarı bir gün başka söylüyor, diğer gün başka.

         Önce Gül; “Türkiye koalisyonun bir parçasıdır” dedi, sonra gelen tepkiler üzerine geri adım attı.Fakat bunu düzelttiği gün daha büyük bir yanlış yaptı; “Savaşta Amerika’nın teknolojik gücüne kimse dayanamaz” dedi. (4 Nisan 2003 Taha Akyol’a CNN Türk’te)

         Bush bile bu kadar kesin konuşmamıştı.

         Kuzey’de, güneyin aksine işler karışık çünkü kimse birbirine güvenmiyor.

Amerika Türkiye’ye, Türkiye Amerika’ya ve Kürtlere, Kürtler Türklere, Amerika Kürtlere güvenmiyor. Hepsi birbirini kontrol etmek istiyor.

         Hüsnü Mahalli “Amerika özerklik ve Kerkük için Kürtlere imzalı kağıt verdi” diyor.

         Ama aynı Amerika Türkiye ile imzalı-belgeli anlaşma yapmıyor.

         Yeni “karanlıklar prensi” Halilzad Silopi’de veya başka bir yerde bir “koordinasyon merkezi” kurulmasının hazırlıklarını yapıyor.

         Türkiye-Amerika ve Kürt kabilelerin temsilini istiyor.

         Kürtlerin zımnen tanınmasının hazırlıkları yapılıyor.

         Türk kamuoyu ve meclisi savaşa girmek istemiyor.

         Ama buna rağmen İskenderun’a gelen ve “boş ve silâhsız” olduğu açıklanan Hummer jeepler karadan Habur’a oradan Kuzey’e geçiyor.

         Ama yine Türkiye hava sahasından geçen kargo uçakları ile taşınan silah ve teçhizat ile bir gecede teçhiz edilip “ilk tezkere”nin gereklerine uygun birer “istihkam iş makinesi” oluveriyorlar.

Kuzey Irak’ta herhalde yol-su-elektrik-okul-hastahane yapımında kullanılacaklar.

         Biz de o Hummer’ların Sibel Can’ın veya Bonus Ağa’nın olduğuna inanıyoruz.

Tepkiler üzerine İskenderun’a gelen Patriotlar’ın Nato tarafından Türkiye’ye gönderildiği söyleniyor.

         Amerika Kürtlere “devlet kuracağım demeyin yoksa Türkleri tutamam” diyor, dönüp Türklere “Girmeyin yoksa Kürtlere Musul ve Kerkük’ü veririm” diyor.

         Fakat ne çare kuzeyde Türkiye’nin istemediği bütün oluşumlar Türkiye’nin gözünün içine baka baka ve Türkiye’nin hava ve kara sahası kullanılarak gerçekleştiriliyor.

         Irak’ta acayip bir savaş hüküm sürüyor.

         Irak’ın hava kuvveti ve hava savunma sistemi yok. Amerika üç haftadır elini kolunu sallaya sallaya gelip vurup gidiyor.

Türkiye üzerinden geçiyor, Musul’u, Kerkük’ü vuruyor. İnsanlar ölüyor.

Kuzey Irak’ın yüzde yirmisi Türkmen olduğuna göre ölenlerin de yüzde yirmisi Türkmen..

Kuzey’e yine Türkiye üzerinden geçen Amerikan özel timleri Kürtleri teçhiz-teşkil edip eğitiyor. Ve yavaş yavaş, çaktırmadan Musul-Kerkük’e ilerliyorlar.

         Fakat sadece hava kuvveti ile savaş kazanıldığı görülmemiş.. Kitaba aykırı.. İlle tank paleti savaşılan ülkenin başkentine, meclisine, başkanlık sarayına girecek.

         Ama Irak’ın yaptığı gibi sınırları açıp savaşı başkentte ve büyük şehirlerde kabul etmek de kurala uymuyor. Bütün ülkeyi geri çekilerek işgalciye teslim ettikten sonra çıkarmaya çalışmanın anlamı ve mantığı yoktur ki!

Karada ise intihar saldırıları başladı. Amerika 11 Eylül’de Newyork’ta bıraktığı terörü Mart 2003’de çölde geldi buldu.

Amerika Irak’a yerleşecek fakat “ruhuna” hakim olamayacak gibi görünüyor.

Tek çıkar yolu, Irak’ın “gayri nizami” harp yapmasını sağlayacak dış yardımı engellemek.

Vietnam’da Amerika’ya karşı Rusya, Afganistan’da Rusya’ya karşı Amerika direnişçileri desteklemişti.

Fakat şimdi dünya tek kutuplu, Irak’ın işi zor.

Bunun için Amerika Irak’a maddi ve manevi yardım ettiğinden-edeceğinden şüphelendiği İran ve Suriye’yi tehdit ediyor.

Ve işler burada biraz daha karışıyor.

Çünkü Türkiye bu üç ülke ile de komşu, üstelik bu komşularında hatırı sayılır oranda kendi ırkından insanlar var. İran-Irak ve Suriye’de milyonlarca Türk yaşıyor.

Amerika’nın “şer ekseni” suçlaması, değişik idareler altında yaşayan milyonlarca Türk’ü hedef alıyor.

Amerika okyanus ötesi bir devlet.. Fakat Türkiye yüzyıllardan beri bu coğrafyada yaşayan ve yaşayacak olan bir bölge ülkesi.

Türkiye; Amerika’nın Irak savaşına da, Irak’tan sonra yangını sirayet ettirmeye çalıştığı İran ve Suriye çatışmalarına da kesin olarak bulaşmamalıdır.

Daha önce başka vesilelerle Genelkurmay Başkanı ve MGK Genel Sekreteri’nin dile getirdiği, siyasi ufkunun Avrasya boyutunu hayata geçirmelidir.

Türkiye’ye gelen İran Dışişleri Bakanı, Powell’dan daha sıcak (ama Pazartesi günü) karşılanmalı, ağırlanmalıdır.

Amerika belki bölge ülkeleri ile tek tek baş edebilir ama Türkiye-İran-Suriye-KKTC-Gürcistan-Azerbaycan bloğu ile baş edeceği şüphelidir.

Çeçenlerin, Amerika’nın bu kirli savaşına verdiği açık destek “ileride kullanılmak üzere” dikkatle bir kenara not edilmelidir.

Bölgede coğrafya yeniden mi şekilleniyor ne?

 - Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |