|
11
Nisan 2003
ŞER GÜÇLER İTTİFAKINA KARŞI SAVAŞA HAZIR OLMALIYIZ
KIBRIS TÜRK STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ
CEM BAŞAR
Kıbrıs’ta muhtemel bir çözümün sonucu ne olursa
olsun, asırlarca ada üzerinde yaşayan Türk insanı,
varlığını ebediyen sürdürebilmesi için, bu
topraklar üzerinde, ona güç verecek onu yaşatacak,
ulusal bir mekanizmanın oluşturmasının zamanı
gelmiştir.
Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs konusuna aşırı ilgisi
ve tezgahlanan Annan planının ortaya çıkmasıyla
patlak veren olaylar, bazı hoş olmayan gerçekleri
gözlerimizin önüne sermiştir.
Üç kıtaya hükmetmiş dedelerimizden miras kalan bir
karış toprak parçası üzerinde varlığını sürdüren
KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’ni yaşatmak, her Türk için
ulvi bir görev olmalıdır.
KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’ni ada üzerinden silmek
isteyen güçlerin sayısı artmıştır. Kıbrıs adasını
tümü ile Yunanlılaştırmak isteyenler, kirli ve
sinsi oyunlarını, kılıktan kılığa girerek
sürdürecekleri yaşanan gelişmelerden anlaşılıyor.
Annan planı bize sorunlar yaratmış olmakla
birlikte, dostlarımızı ve düşmanlarımızı
tanımamıza zemin hazırlamış olduğu da bir
gerçektir. Karşımızda oluşan cepheyi doğrudan
düşman
olarak isimlendirirsek bu sözcük biraz fazla kaba
olabilir. Ama gene de bir isim vermemiz gerekirse
onlara
şer güçler ittifakı da diyebiliriz.
Kimlerden oluşuyor bu ŞER GÜÇLER.
“Birleşmiş Milletler” ile “Avrupa Birliği”, liste
başında yer alıyorlar. Ancak BM derken
teşkilatın tümünü bu kirli oyunun içine dahil
etmemiz haksızlık olabilir. KKTC’de yaratılan
gerginlikte önemli payı olan Genel Sekreter
Annan’nı yargılarken, bu pis oyunun içine bilerek
mi girdiğini, yoksa şer güçler tarafından
kandırılarak sürüklenmiş olabileceğini de
düşünmemiz gerekecek.
“Avrupa Birliği”nın, Türkiye ve KKTC’ye yönelik
yıkıcı faaliyetlerinin bir analizini yapacak
olursak, İttifakın beyni olduğunu görürüz.
İttifakın içinde yer alan Yunanistan ile Kıbrıslı
Rumların geçmişteki kanlı ENOSİS eylemlerini
hatırlarsak, buna alıştık artık diyebiliriz.
İngilizlere gelince, onların Ada üzerindeki
üslerini kaybetme korkularını da bir dereceye
kadar hoşgörü ile karşılayabiliriz. Ancak Irak’ta
savaşın patlama noktasına geldiği günlerde
dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik
Devletlerinin, ŞER GÜÇLERLE aynı cephede, Türkiye
ve KKTC’ne karşı tarafsız kalmayarak cephe alması
kolay hazmedilecek bir davranış olarak kabul
edilemez.
Şimdi, Irak savaşı nedeniyle, Washington-Ankara
arasında patlak veren farklı görüşlerden sonra
ABD’nin, Kıbrıs konusunda, ŞER GÜÇLERIN en güçlü
silahı olarak karşımıza çıkmasını bekleyebiliriz.
ŞER GÜÇLERİN, Türkiye’deki taşeronlarını ve
özellikle KKTC’deki ajanlarını da unutmayalım,
onları da listeye dahil edelim.
Annan planı belki iflas etti ama, Kıbrıs’ı dolaylı
yollardan Yunanistan’a vermek isteyen güçler,
önümüzdeki aylarda ve yıllarda melanet tohumlarını
Türkiye ve KKTC üzerinde serpmeye devam edecekler.
İşte bu yüzden biz Türkler bir bütün olarak
varoluş mücadelemizi vermeye hazırlıklı olmalıyız.
- Geri
-
|