"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

 11 Temmuz 2003

NEREDESİNİZ ?

Dr. İlhan AZKAN

 

Keşke diyordum
                  geçen gün,
1930’lu yıllarda yaşasaydım da
Görmeseydim bu günleri..
Görmeseydim Cumhuriyet’in
             gözlerimin önünde
                          eriyip gittiğini..
Tanık olmasaydım aydınımızın (!)
           sessizliğine, kayıtsızlığına

...........

Olmaz diyordum
                   geçen gün,
İzin vermezler bu ülkenin yurtseverleri,
           devletin yok edilmesine.
Çünkü dağa, taşa, tüm okulların sınıflarına
           asmıştık Atatürk’ün “Gençliğe Hitabesi”ni..
Gün artık o gündü,
“Hitabe”nin gereğini yapma günüydü.

...........

Ulusallık adına ne varsa,
Devlet, vatan, yurt ve Atatürk,
Kuruluştan 80 yıl sonra,
            kayıp gidiyordu
                      gözlerimin önünde...
Acı veriyordu insana,
Kahrediyordu insanı,
Birşeyler yapamamanın acısı...

 

       Saat sabahın 04.30’u.. Ter içinde uyandım. “Yazmam gerek” dedim. Otur-dum masanın başına. Bir büyük şairimizin  yazım tarzına benzedi belki başlan-gıç ama “Olsun” dedim, “Niyetim kopyacılık değil, içimdekileri dökmek”.

       Atatürkçülüğe karşı akımlar, girişimler, 50 yılı aşkın bir süredir sürüyordu ama bugün geldiğimiz durum başkaydı. Geri döndürülmesi zor yaptırımlar karşı-sındaydık. Yerel yönetimler yasası ile devlet un ufak etmek istenirken, özelleş-tirmelerle halkımızın nesiller boyu birikimleriyle oluşturulmuş, devletimizin gü-cünün, egemenliğimizin, bayrağımızın simgesi, üstelik ülkenin en kârlı, devlet bütçesine vergileriyle en büyük katkıda bulunan kuruluşlar teker teker elden çıkarılıyorken huzur içinde tamamlayamazdım uykumu..

      Yıllardır uyarmaya çalıştık. Devleti küçültürseniz Doğu’ya yatırım yapamaz, etnik ayrımcılığın sürmesine, azmasına neden olursunuz, ulusal bütünlüğümüzü korumamız güçleşir dedik... “Sermaye”nin, niteliği gereği, kısa dönemde kâr ge-tirmeyen yatırımlar yapmayacağını, ulusallığın öncelikleri arasında olmadığını anlatmaya çalıştık. Belki anladılar değil ama kabul etmeleri mümkün değildi, ama okumuş insanlarımıza da gönderme yapıyorduk, biraz uyansınlar diye... Çok değil, üç hafta önce yaşamını bu ülkenin varlığını korumaya adamış, cephe-de çarpışmış bir büyüğümüzle konuşuyordum. “İyi ama İlhan Bey” diyordu. “Ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşması için bu özelleştirmelerin yapılması gerekmiyor mu?”. İşte bu soruda yatıyordu büyük yanılgımız. Sermaye, yayın organlarının da kontrolunu eline alarak öyle bir “yanlış bilinç yaratma kampan-yası” başlatmıştı ki bu vatan için canını feda etmekten kaçınmayacak insanları-mız dahi bu devletin sonunu getirecek uygulamalara “işin gereği” gözüyle baka-biliyorlardı.

       Yıllardır devletimizi tehdit eden unsurlardan laiklik karşıtı akımlarla ve te-rörizm ile savaşıp duruyoruz. Bu savaşım elbette kesintisiz devam edecek, etme-li.. Ama vatanı koruyup kollamak sadece laikliği, toprak bütünlüğümüzü etnik ayrımcılara karşı silahla korumakla olmuyor. Devletimizin ekonomik Sevr’e zorlanması, iktidarın bu gidişe çanak tutan ve özelleştirmelerle de-vam eden tutumuyla yakında, laik yapısını korumaya çalıştığımız bir Cumhuriyet de kalmayabilir. Çünkü sonun başlangıcını yaşamaya başla-dık.

       Bu görüşlerde bir abartı yok. Bir aşırı kötümserlik de söz konusu değil.Kim- seden öğrenimlerinin kendilerine verdiklerinin dışında derinlemesine bilgi sahibi olmalarını bekleyemeyiz. Ama yurtsever olmanın koşullarından biri “onu koru-yabilmek” için hatasız yorumda bulunabilmek için asgari düzeyde de olsa “doğ-ru bilgi” ye sahip olmaktır. İçinde bulunduğumuz durumun vehametini anlaya-bilmek için fiilen var olan düyun-u umumiye idaresinin resmen ilan edilmesini mi bekliyoruz? Bir bu, bir de “Ülkenizi eyaletlere bölün” demedikleri kalmıştı zaten. Bu teslimiyetçi tutum daha ne kadar devam edecek?

       Demokrasi, onu yok etmek isteyen güçlerin elinde bir araç olarak kullanıla-mamalı. Bunun adına demokrasi denemez. Olsa olsa  bizi yeniden parçalamak isteyen emperyalizmin yurt içindeki ajanlarının, varlıklarını “Batı’ya koşulsuz bağlı kalmak”la idame ettireceklerini düşünen bir avuç ayrıcalıklı kesimin fütur-suzca at oynattıkları bir rejim denebilir. Bunun da meşruiyeti yoktur ve ne pa-hasına olursa olsun durdurulması gerekir. Tüm aydınlarımıza, demokratik kitle örgütlerimize, kendini bu ülkenin aydınlık geleceğine adamış yurtsever-lerine seslenmek istiyorum: “Neredesiniz?”

                                                                          

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |