|
12 Nisan 2004
YAVRU VATANA SAHİP ÇIKMAK SUÇ MU?
Müdafaa-i Hukuk
Bugün Kıbrıs'ta "Ver kurtul"
politikasının benimsendiği bir dönemde, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın Türk Milletini Annan Plânı çerçevesinde
aydınlatma çalışmaları engellemelerle karşı
karşıyadır. TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın
Denktaş'a yönelik; "Ne
yapacaksan Türkiye'de değil, Ada'da yap"
çağrısını, gelecek nesiller bir vefasızlık örneği
olarak telakki edeceklerdir. Sayın Arınç 4 Nisan
2004 tarihinde yapmış olduğu açıklamada Sayın
Denktaş'ın TBMM'ne gelerek milletvekillerini
aydınlatıcı açıklamalarda bulunabileceğini
söylemişti. Bugün ne değişti Sayın Arınç? Acaba,
gerçeklerle yüzleşmekten mi çekiniyorsunuz? Yoksa
Türk Milletinin bu gerçekleri öğrenmesinden ve
Sayın Denktaş'ın geniş kitlelere ulaşmasından mı
endişe duyuyorsunuz? Neden aynı daveti bugün
yapmıyorsunuz?
Verheugen'in İsviçre'de görüşmelere müdahil olması
ve Türk delegelerine çocuk azarlar gibi bağırıp
çağırması, tehditler savurması kabul edilebilir
bir davranış değildi. Bu zatın Türk delegasyonuna
parmağını sallayarak; "Karpaz'ı Rumlara
vereceksiniz, yoksa fena olur!" sözlerine ve
terbiyesizliğine öncelikle cevap verilmesi
gerekmektedir. Sayın Arınç orada rencide olan
sadece görevli bir Türk yetkilisi değildir. Onun
nazarında büyük Türk Milleti hakarete uğramıştır.
Sayın Denktaş'a; "Kıbrıs'a dön" demeden
önce lütfen bu terbiyesizliği temizleyin.
Kendisini Kıbrıs'a ve Kıbrıs Türklerine adayan
büyük Türk Lideri Rauf Denktaş aslında Anavatana
gelip olan biteni anlatmamış olsaydı işte o zaman
hata yapmış olurdu. Sayın Denktaş, silah, bayrak
ve kuran üzerine el basarak; "Her nereden ve
kimden olursa olsun, vaki olacak tecavüzlere karşı
koymak için kendimi Türk Milletine adadım..."
şeklinde yemin eden Türk Mukavemet
Teşkilatı'nın bugün hayatta bulunan mensupları
arasındadır. Sayın Denktaş, yemininin gereğini
yerine getirmektedir. Halkına gerçekleri
söyleyerek, halkını aydınlatarak sonuna kadar
mücadeleye devam edecektir. Gerçekleri ifade
ederek ömür boyu mücadelesini sürdüren bir liderin
desteği; estek-köstek edebiyatı ile
sulandırılamaz.
KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti et ile tırnak
gibidir. Üzerlerinde yaşayan insanlar da
birbirlerinin kardeşidir. KKTC'de ne olup
bitiyorsa Türkiye'de yaşayan ve gözünün önüne
perde çekilmeye çalışılan Türk insanının da
bunlardan haberi olmak zorundadır. Onları bu
konuda bilgilendirmek gerekmektedir. "Ver
kurtul" politikasını benimseyen, motive edilen
medya ve bazı basın mensuplarının "Büyük
kazanımlar elde edildi!" yalanına dayanan
haberleri ile Türk Milleti kandırılmaya
çalışılmaktadır. Evrensel İnsan Hakları
Beyannamesinin en temel kuramlarından birisi haber
alma özgürlüğüdür. Maalesef bugün geldiğimiz
noktada gerçekler, Türk insanından saklanmaya ve
toz pembe tablolar çizilmeye çalışılmaktadır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan
tarafından Kıbrıs ile ilgili taleplerimiz ve
hassasiyetlerimiz maalesef dikkate alınmamıştır.
Buna mukabil bu zafiyet "büyük kazanım elde
edildi" sözleri ile geçiştirilmeye
çalışılmaktadır. Gelişmeler ve verilmek istenen
tavizler Türk milletinin bilgisinden saklanmakta;
tam manasıyla bir rezalet yaşanmaktadır. Bu
gerçekleri anlatma görevi Sayın Rauf Denktaş'ın
omuzları üzerindedir. Bu bilgilendirmeyi yapmadığı
takdirde tarih önünde sorumlu olacaktır.
Kıbrıs'taki meydana gelen gelişmelerden ne kadar
bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti sorumlu ise
görüşmelerle ilgili gerçeklerin anlatılması
konusunda da Sayın Denktaş sorumludur. Sayın
Denktaş bu sorumluluğun bilincinde olarak Türk
Milletini aydınlatmaktadır. Kendisine sonsuz
teşekkürler ediyoruz.
-
Geri -
|