|
12 Mayıs 2003
HALKIMIZI
BİRLEŞTİREN BAĞ: TSK.
BİNGÖL OLAYININ ANIMSATTIĞI GERÇEK
Deprem nedeniyle Bingöl Vilayet makamında ilin
valisi ve bir milletvekili bulunuyor. Binanın
önünde biriken halk gösteri yapıyor ve gördükleri
haksızlıkları haykırıyor. Toplantı izinsiz
yapılıyor, ancak ortada normal yöntemin
uygulanamayacağı bir felaket var : Deprem ve enkaz
altında kalan 200 çocuk ve halk..Ekranlara birden
otomatik silahlı polisler çıkıyor ve halkın
üzerine yürüyerek adeta saldırarak, otomatik
silahlarla halkın başları üzerinden sürekli ateş
ediyor. Halk direniyor ve araya TSK mensubu
jandarmalar giriyor. Halk onları alkışlıyor ve
dağılıyor .Halkın bu davranışı küçümsenmemeli ve
göz ardı edilmemelidir.Soruna konu oluşturduğu
söylenen çadır dağıtımı ,Kriz Masasından alınarak
Tugay Komutanlığının sorumluluğuna veriliyor. Halk
TSK ile huzur buluyor.İşte önemli olan da budur.
Gerçek nedeni incelemeden ve tam olarak açıklığa
kavuşturmadan gösteri yapanları terörizmin
kışkırtıcıları olarak suçlamak ise yapılabilecek
en büyük hatayı oluşturmuştur. Biz bundan önce bu
tür girişimleri tam olarak değerlendirememenin
hatasını 35 Bin insanımızı kaybederek en ağır
şekilde ödedik. Halkı kışkırtan varsa
,kışkırtanların dayandıkları nedeni bulup gidermek
gerekir. Suçlamak en hafif deyimi ile
kolaycılıktır. Halkın hemen galeyana
gelebilmesinin de nedenleri araştırılmalıdır.
Oradaki arabaları tekmeleyen halk yönetenlerin
yarattıkları yöntem nedeniyle ,umudunu yitirerek
hayatı boyunca sahip olamayacağı bir aracı , yani
umutsuzluğunu ve makûs talihini tekmelemekteydi.
İktidardakiler bu halka dönük umut yaratıcı
hizmetleri götürmedikçe ve bugünlerde yaptıkları
gibi eskinin nefretle anılan lafazanlığını
sürdürdükçe – zordaki insanlarını unutup ,tuzu
kuru insanların çıkarlarını garanti altına alacak
AB girişimlerine öncelik verdikçe - bu tepkiler
yaşanacaktır. Sorarım size, AB bu gösteri yapan
insanımıza yaşam süresi içinde bir şey verebilecek
mi ? Her insan umudunu yaşam süresi içinde
değerlendirir. Halk yapılanlardan umudunu
yitirdiği için tepki gösteriyor.Ayrıca halkın
üzerine silahla ve ateş ederek saldıran polisi ,bu
affedilemez harekete yönlendiren nedenler de
araştırılmalıdır. Umutsuz halk huzuru ancak araya
giren TSK-Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudiyeti
ile bulabiliyor.İşte anlaşılması gereken de
budur.
.
Çok kısa olarak belirtmeğe çalıştığım bu resimde
en çok önem vermemiz gereken iki gerçek yeniden
bir defa daha ortaya çıkıyor: Yönetim (
Yasama,Yürütme ve Yargı ) fakirliği tatmamış
,halkımızın deyimi ile tuzu kuruların değil,
zordakiler olarak adlandırabileceğimiz halkın
isteklerine öncelik vermeli
.
İkinci gerçek ise TSK,verdiği güven ile halkı ile
yönetim arasında bir güven bağı oluşturmaktadır.Bu
bağı ortadan kaldırırsanız Bingöl olayını yaşamak
kaçınılmaz olabilecektir.
ÖZETLE
TSK-TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ,HALKIMIZI KENDİ
ARASINDA VE YÖNETİMLE BİRLEŞTİREN BAĞDIR. YURT
DIŞINDAKİLER, ÖZELLİKLE AB- AVRUPA BİRLİĞİ VE
ONLARIN YURT İÇİ İŞBİRLİKÇİLERİ ,”TSK ‘ NIN YURT
İÇİNDEKİ ETKİN DURUMU YENİDEN DÜZENLENMELİDİR”
DİYEREK ,İŞTE BU BAĞI KOPARMAK İSTİYORLAR.
ÜZÜLEREK BELİRTMELİYİM Kİ İKTİDARDAKİ PARTİ DE,
TSK’NİN ETKİSİNİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN AB
DESTEĞİNE SIĞINAN POLİTİKASI VE TSK’ YI HEDEF
ALAN VE ONUNLA TARTIŞMALI ORTAMLAR YARATAN
TUTUMU İLE BU OLUMSUZLUĞA DESTEK VERMİŞ OLUYOR.
Bu duruma nasıl geldik sorusuna bundan öncekilerin
yaptıklarının değerlendirmesi ile yanıt
bulabiliriz. Bundan öncekilerin yaptıkları ile
politik ortamdan atılmalarına neden olan gerçekler
bugünde varsa, bugünkü iktidarı da bekleyen sonuç
ayni olacaktır. Bunu ortaya koymak amacıyla , 3
KASIM SEÇİMLERİNDEN ÖNCE YAZDIĞIM bir
değerlendirmeyi tekrar görüşlerinize sunuyorum.
“TUZU KURULAR ADAY,ZORDAKİLER KARARSIZ
3 Kasım seçim öncesi yapılan değerlendirmelerde,
halkımızın gelir durumu bakımdan bölünmüşlüğü ve
gelir farklılıklarının katmanlar yarattığı
görmezden geliniyor.Dünya standartları yönünden
fakirlik sıralamasının altına düşen ülkemizin bu
duruma nasıl düşürüldüğü seçim heyecanı ile
unutuldu.
Türkiye’de bugün ülke gelirinin %80 nine el atmış
%20 lik bir gurubun var olduğu varsayımı ileri
sürülebilir.. Bu oran için gerçek yüzdeleri vermek
ve sınırın nereden başladığını saptamak çok güç,
ancak bir basamak olmak üzere şöyle bir
değerlendirme yapalım: Devlete borç verebilenleri
Tuzu Kuruların tabanı kabul edelim ve bunların
dışında zorda kalanları da Zordakiler olarak
adlandıralım.Bunlar için bir oran vermek
olanaksız. Yine bir varsayım olarak Tuzu Kuruların
%30-40 ve zordakilerin ise %60-70 olduğunu
düşünelim.Bu varsayımlar tam doğru
olmayabilir.Ancak fakirliği belirleyecek gerçek
bir tablonun da bundan pek farklı olmayacağı
aşikar.
ZORDAKİLER ADAY OLAMAZLAR
Bu duruma göre: zordakilerden hiç bir
kimse,partilerin bağış adı altında koyduğu
milyarlık barajları aşamayacağı için,tuzu kurular
aday ve zordakiler ise seçmen olacaklar. gençlerin
ve ev hanımlarını oluşturan kadınların çok büyük
çoğunluğu da aday olma olanağını bulamayacaklar.
Bu gerçeği dikkate alarak gelecek seçimi
değerlendirdiğimizde ülkemizde kararsızları
oluşturan sayının çok olması yadırganmamalıdır. Bu
insanlarımız neden kararsızlar?Çünkü:Türkiye’yi
şimdiye kadar tuzu kurular yönetmiş olup bugün
içinde bulunduğumuz felakete yakın duruma onlar
getirmişlerdir.Bütün büyük soyguncular,hortumlayıcılar,yalancılar
hep tuzu kurular arasından çıkmış ve yönetimde
olanlar da, zordakileri oy için kandırmak uğruna
devletin ekonomik yapısını çökertmişlerdir.bu
nedenle zordakiler tuzu kuru adaylar arasından
seçim yapmakta zorlanıyorlar,kararsızlık
gösteriyorlar. 1950 yılından beri her seçimde
zordakileri tuzu kurular hüsrana uğrattılar.Tuzukurular
zenginleştikçe zordakiler fakirleşti. zordakiler
artık tuzu kurulara güvenmiyor .:Ancak onları da
değiştirmeye tuzu kuruların siyasi parti,seçim ve
anayasa kanunları engel. Zordakiler kendilerini
tuzağa düşürülmüş hissederek karasız
kalıyor.Demokrasinin temel ölçüsü olan halkın
isteklerinin yönetime ( yasama,yürütme ve yargıya
) yansıması için hiç bir girişimde bulunulmadı.
Anti-demokratik ortamda tuzu kurular daha çok
zenginleşirken zordakiler daha da zora düşüp
fakirliğin tabanına düştüler.
İşte Türkiye 3 Kasım seçimlerine bu durumda
girmektedir. Partiler mi? Bir düşünürün söylediği
gibi güldürmeyin zordakileri lütfen. Onlar artık
mevcut partilerin hepsinin tuzu kuruların
hizmetinde olduğunu ve bunların hiç birinin
şimdiye kadar , aldatıcı popülizm dışında
zordakilerin durumunu düzeltmek için ciddi bir
girişimde bulunmadıklarını yıllarca yaşayarak
öğrendiler. Bu nedenle kim kiminle birleşmiş,kim
barajın üstünde olacak bu zordakileri
ilgilendirmiyor. Dar gelirli
esnaf,çiftçi,işçi,memur,işsizler,göç etmiş olup
valilik fonları ile karnını doyuranlar,yeşil
kartla ancak yaşayabilenler... Bunların
eşleri,çocukları,yanlarında barındırdıkları işsiz
yakınları v.b. Bu sayfaları doldurabilecek kadar
çok muhtaç zordakiler... Onların ilgilendikleri
ekmek fiyatları, ekmeğin fiyatları ile
oynayanlar,sağlık,çocukların eğitimi ,işsizlik
v.b. konular. Hizmetler tuzu kurulara dönük olduğu
için bu konularda ortada bırakıldıklarının
farkındalar.
HER ÖNLEM TUZU KURULAR İÇİN
Son yıllarda ülke birbiri arkası sıra ekonomik
bunalımlar yaşadı. Bunun sıkıntısını kimler çekti
? Siz hiç tuzu kuruların enflasyondan olumsuz
etkilendiğini gördünüz mü? Enflasyonun arttığının
ertesi günü malına zam yaptı, banka faize arttığı
için oradaki birikiminden de ayrıca kazandı.
Bunalım dönemlerinde alınan kararlardan hiç birisi
zordakilerin durumunu düzeltmeğe dönük
olmamıştır.Zordakilerden fedakarlık beklenirken
tuzu kurular lüks yaşantılarını sürdürebilmiştir.
Dıştan alınan yardımlarla tuzu kurular İstanbul
yaklaşımı gibi şatafatlı isimlerle oluşturulan
önlemlerle kurtarılırken, zordakilerin tarım ve
hayvancılığının tütün,şeker v.b. kesimlerinde
sınırlamalara gidilebilmiştir.
Özetle değerli okurlar Yönetim zordakilerden
fedakarlık bekleyip tuzu kurulara hizmet verdikçe,
3 Kasım için kararsızlıklar artacaktır.
Kararsızlar seçim olsa ,hangi parti gelirse gelsin
yukarıda sunmağa çalıştığım oran değiştirilmedikçe
zordakilerin durumunda bir değişiklik olmayacağını
biliyorlar.”
EVET,3 KASIM SEÇİMLERİ ÖNCESİ DURUM
BÖYLEYDİ.BUGÜNKÜ YÖNETİMİ İKTİDARA , SEÇİMLERDEN
ÖNCE BELİRTMEĞE ÇALIŞTIĞIM BU KARARSIZLARIN %35 i
GETİRMİŞTİR. ÇOĞUNLUĞU OLMAYAN BİR İKTİDARDIR. BU
KARARSIZ VE UMUTSUZLARIN EN ÇOK GURUR DUYDUKLARI
KURUM İSE (%93) TSK-TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ VE
ONUN BAĞLAYICI ETKİSİDİR.BİNGÖL OLAYI BUNU BİR
DEFA DAHA DOĞRULAMIŞTIR. BU HALKIN BAĞINI,BU
SEÇKİN KURUMUMUZU , EN SON GENELKURMAY
BAŞKANLIĞININ BİLDİRİSİ İLE BELİRTİLEN ÇİRKİN
OYUNLAR YAPARAK VE AB’ NİN BİLİNÇLİ
DAVRANIŞLARINI BENİMSEYİP ONUN EMRİNE GİREREK , BU
DEĞERLİ KURUMUMUZU KENDİ İÇİNDE BÖLMEĞE ,
HALKINDAN UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞANLAR BİLMELİLER Kİ
BİNDİKLERİ DALI KESİYORLAR.BİNGÖL OLAYINDA
YAŞANANLARI LÜTFEN KÜÇÜMSEMEYELİM: BUGÜNKÜ YÖNETİM
İÇİN, ONDAN ÇIKARILACAK ÇOK DERSLER VAR BUGÜNKÜ
YÖNETİMİN YAPTIKLARINA GELİNCE, BUNLAR GEÇEN 7 AY
SÜRESİNCE ZORDAKİLER İÇİN HİÇBİR ŞEY YAPAMAMIŞ VE
HALK İKTİDARA TEPKİSİNİ VE TSK’ NE DUYDUĞU
SEVGİYİ BİNGÖL VİLAYETİ ÖNÜNDE GÖSTERMİŞTİR.
İKTİDAR BU TUTUMUNU SÜRDÜRDÜKÇE BU HALKIMIZ,
YUKARIDA 3 KASIM SEÇİMİ ÖNCESİ YAPTIĞIM YUKARIDAKİ
DEĞERLENDİRMENİN AYNINI YAPACAKTIR. YANİ SEÇİM
ÖNCESİ PARTİLERİ POLİTİK ORTAMDAN NASIL KOVALADI
İSE ,BUGÜNKÜ İKTİDAR PARTİSİDE TSK İLE
SÜRTÜŞMELERİNİ VE ZORDAKİLER İÇİN BİR ŞEY
YAPMAMAYI SÜRDÜRÜR İSE ,ONU DA AYNİ GELECEK
BEKLEMEKTEDİR.
-
Geri -
|