"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

 12 Kasım 2003

“%70” YALANI !

Talat SARAL

Özellikle AB’nin Aralık 1999’da Helsinki’de bize verdiği (sözde) adaylık havucundan sonra Türkiye’de lobilerin ve hayalcilerin yaydığı büyük yalan vardır: “Anketlere göre halkın %70’i AB’yi istiyor...” Bu büyük yalanın temel sebebi “AB’yi ister misiniz” yalın ve maksatlı sorusudur. Çünkü böyle bir soru karşısında hemen herkes yalnızca AB’nin artılarını (iş bulma, göç imkanları, refah artışı, demokrasimizin gelişmesi vb.) hayal ederek cevap veriyor ve buna rağmen halkın AB tercihi ancak %70’i bulabiliyor. Oysa konu yalnızca artılar olsa, bize göre bu oranın %90’ı aşması gerekirdi. AB’nin gerçekte ne olduğunu ve Türkiye’den tam üyelik (hayali) karşılığında hangi ek şartları istediğini bilen çok az. Nitekim, aynı anketlerdeki bir tesbit bunu gösteriyor: “Anketlere cevap verenlerin yalnızca %2’si AB’nin ne olduğunu biliyor.”

Türk toplumunun AB’ye bakışını gerçekten öğrenmek istiyorsak, öncelikle ona AB/GB’yi tarafsız bir gözle ve her yönüyle anlatmamız gerekir. Bu görevi ilgili kurum ve kuruluşlarımız maalesef yapmamış, meydan adeta hayalcilere ve lobicilere bırakılmış, onlar da sözde karşı oldukları Jakocobencilik/tepeden inmecilik anlayışına rağmen, toplum mühendisliğine soyunarak, AB konusunda halka tek yanlı bir medya bombardımanı uygulamışlardır. Ama bütün bunlar halkımızın ancak %70’inden (biraz da ütopik bir yaklaşımla) onay alabilmiştir. Oysa AB konusundaki görüşü için (diğer adayların aksine), bizden istenen ek şartların neler olduğu da mutlaka topluma anlatılmalıdır. Nedir bu ek şartlar? İşte cevabı:

1.     Güneydoğu’ya siyasi çözüm (?) getirilmesi.

2.     Kıbrıs’ın son Annan planı çeçevesinde bir Yunan adası haline getirilmesi, Kıbrıs Türklerinin de Batı Trakya’daki açık hava hapishanesinde olduğu gibi, giderek Rumların içinde eritilecek bir azınlığa dönüştürülmesi ve Türkiye’nin güneyden kuşatılması.

3.     Ege’de, burayı bir Yunan iç denizi haline getirecek ve Türkiye’yi batısından da kuşatacak isteklerin kabul edilmesi.

4.     Temcit pilavı gibi her kritik dönemde Türkiye’nin önüne çıkarılan, aslında Türkiye’nin faili değil, mağduru olduğu Ermeni soykırım soytarılıklarının kabulü.

5.     İstanbul’daki Fener-Rum Patrikhanesi’ne Vatikan türü bir devlet statüsü tanınması (buna ilaveten Heybeliada ruhban okulunun açılması).

6.     Doğu Karadeniz’de Pontus’un ihyası saçmalığına uygun ortam hazırlanması. (Bizzat Yunan Cumhurbaşkanının açılışını yaptığı sözde Pontus soykırım anıtı Atina’dadır.)

7.     Türk Ordusu’nun Irak’ın kuzeyine girmemesi. Bu çok yeni ve son şart, birinci dayatma ile yakından bağlantılı olup, bizi üye yapmasını hayal ettiğimiz iki yüzlü AB’nin, Türkiye üzerinde hangi emeller peşinde koştuğunun da ibret verici bir örneğidir.

(Açık olmayan sekizinci ek şart, 8 yıllık GB faciasının devamıdır). Bu 7 ek şartın özü, yorumlarımız değildir. Her biri ile ilgili Avrupa Parlamentosu’nun ve Avrupa Konseyi’nin kararları ile AB yetkililerinin açıklamaları, ayrıca Katılım Ortaklığı Belgeleri ile ilerleme raporlarının veya çeşitli konulardaki Türkiye raporlarının açık hükümleri mevcuttur. (İşin ilginç yanı, birbirlerine rakip olan AB ve ABD bunların çoğundan mutabıktır). Eğer Türk halkının AB konusunda gerçek görüşü isteniyorsa, bu ek şartların da topluma sorulması zorunludur. Esas sonuç o zaman belli olur. Var mısınız?

Sonuç: Sanki bizden (Kopenhag/Maastrich kriterleri dışında) hiçbir ek şart istenmiyormuş gibi, bu AB dayatmalarını gündeme getirmeden, halka dönüp yalnızca “AB’yi istiyor musunuz” diye sormak tam bir saptırmadır. Halkımızın, bu oyuna gelmeyeceği açıktır. Çünkü,çağdaşlıkla” hiç bir ilgisi olmayan bu ek şartların değil tamamını, birkaçını, hatta birini dahi kabul etmek, bizi Yugoslavya yapar. Buna kim razı olabilir?..

 

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |