|
13 Temmuz 2003
DIŞ POLİTİKADAKİ UYUŞUKLUK
Talat SARAL
Kıbrıs Politikamız:
Ulusal davamız Kıbrıs’a ilişkin anlaşılmaz
yanlış ve pasif tutumumuzun son aylarda daha
da artan çarpıcı örnekleri şunlardır:
·
“Rum kesiminin AB ile entegrasyonu ölçüsünde
Türkiye’nin de KKTC ile yakınlaşması”
şeklindeki temel politakamız adeta rafa
kaldırılmıştır. Devletin ve milli politikaların
sürekliliği nerede kaldı?
·
Rum kesiminin AB üyeliğine Kopenhag Zirvesi
sonrasında resmen itiraz etmiştik. Ancak, 16
Nisan’da Rumların AB üyeliği için imza
atmasına ses çıkarmadık. Bununla da kalmayarak,
Sn. A. Gül imza töreni için Atina’ya gitti ve
(devletimizi temsil eden büyükelçimiz
aracılığıyla) Rum lideri Papadopulos’un bir
tür kirveliğini yapmış olduk. Buna ne
hakkımız var? Tamamen aksine, bu üyeliğe karşı
uluslararası hukuktan doğan haklarımızı kullanarak
(ve önceki itirazımızın doğal gereği olarak)
Lahey’de iptal davası açmamız gerekmez
miydi?
·
Son Lahey Zirvesi’yle layık olduğu çöp
sepetine atılmış olan Annan planını gelen
heyetlere yeniden diriltme sinyalleri
veriyoruz, ne hakla?
·
KKTC’ye uygulanan insanlık suçu AB
ambargosuna karşı lafla yetiniyor, eyleme bir
türlü başvurmuyoruz. Kimden, niçin çekiniyoruz?
·
AB’nin KKTC’de “yardım” (!) adı altında
muhalif parti ve gruplara para desteğine karşı
suskun kalarak, olumlu sinyal mi veriyoruz? Niçin
bu açık dış müdahaleye “Yardım olacaksa,
yeterli düzeyde ve doğrudan KKTC hükümetine
yapılır” diyerek açık tavır koymuyoruz?
·
KKTC’nin ekonomik bakımdan bir tür 82. il
ilan edilerek kalkındırılması için hala ne
bekliyoruz? Sn. Denktaş’ın son açılımları
ile güçlenen pozisyonunu ekonomik önlemlerle neden
desteklemiyoruz? Tüm KKTC ürünlerinin ve belli
katma değer kazanmış legal KKTC ithalatının
Türkiye’ye gümrüksüz girişini niçin hemen
başlatmıyoruz? Hatta, KKTC’nin uluslararası
ticaret için serbest bölge ilanı konusunda
niye öncü olmuyoruz? Bunları yapacak yerde, KKTC
yardımlarından tasarruf (?) için 50
trilyon TL kesmeye kalkışıyoruz. Koskoca
Türkiye’nin düşürüldüğü duruma bakın!..
·
Avrupa Konseyi’nde güdümlü Kıbrıs raporu
(!) görüşülüyor ve Kıbrıs’a 30 yıldır yerleşen
Türklerin geri gönderilmesi isteniyor. Gelecek
seçimlerde muhalefete ayrı bir kıyak olan
bu taktik oyuna karşı Türkiye’den hangi tepki
yükseldi? Bu nasıl bir aktif politika?
·
Rum kesiminde karanlık ticaret yapan 28 bin
Rus tabela firmasına ve 40 bin Rus’a (Alman
Der Spiegel’in 7.11.2000 tarihli sayısı)
neden ses çıkarmıyoruz?
·
Rumların açtığı davalara karşı niçin Güneyde kalan
Türk malları ve EOKA katliamları nedeniyle
dava açılmıyor?
·
Lozan’da biz Kıbrıs’ı İngiltere devletine
bıraktık, Kraliçeye değil. İngiliz üslerinin
Kraliçenin özel mülkü haline getirilmesi
oyununda neden hep suskunuz?
AB sözde adaylığımız bizi ulusal
politikalarda şaşı yapmamalı, çöküş
dönemindeki Osmanlıdan miras monşer kafalı
pasif politikalardan hızla sıyrılarak KKTC’yi
mutlaka yaşatmalıyız. Yoksa bunun bedelini her
alanda çok ağır öderiz. (Sürecek)
-
Geri -
|