|
14
Nisan 2003
ORGENERAL ÖZKÖK HEDEFTE
Hüseyin MÜMTAZ
Amerika ve CIA pis ve ahlâksız savaşının yeni
perdelerini sahneye koymaya başladı.
Pis ve ahlâksız oynuyorlar, belden aşağı
vuruyorlar.
The Washington Post’a bir yazı yazdırmışlar, bizim
“iliştirilmiş”, geleceklerini Amerika’yla
“birleştirmiş” mütareke basını kendilerinden
umulanı yaptı, görmezden geldi.
“İliştirilmiş” köşe yazarları, anchormanlar en
ufak bir yorum yapmadı.
9 Nisan 2003 tarihli yazı Türk Genelkurmay
Başkanı’nı hedef tahtasının ortasına oturtuyor,
Mustafa Muğlalı seçimi ile karşı karşıya kalırsın
demeye getiriyor Özkök’ü.
Erbâbı bilir, bilmeyenlere de anlatır tekrar
kafanızı ağrıtacak değilim.
Fakat zamanlama da müthiş.. 9 Nisan Saddam’ın
heykelinin devrildiği gün.. Ertesi gün peşmergeler
de zaten Kerkük ve Musul’a girmek üzereler, son
mevzileri ele geçirmişler, önlerinde tek Medine
Tugayı veya Cumhuriyet muhafızları yok..
Yer gök “kahraman” deniz piyadelerinin.
Heykele bir Amerikan, bir Irak bayrağı asıyorlar,
olmadı indiriyorlar.
Talimatlar belli ki Washington DC’den geliyor.
Aynı “talimat” sahipleri aynı gün Philip P.Pan’a
da aşağıdaki satırları yazdırıyor:
“Türkiye, Kürtlerin Irak'ın petrol alanlarının
kontrolünü ele geçirmesini bir güvenlik tehdidi
olarak algılıyor. Kürtler bu iki kentten birine
girerse, Özkök 44 yıllık askeri kariyerinin en
önemli kararı ile karşı karşıya kalacak: Kuzey
Irak'a saldırı emri verip vermemek. Böyle bir emir
Türk askerleri ile ABD askerleri ve onların Kürt
müttefikleri arasında çatışmalara yol açabilir.
Teorik olarak Irak'a asker gönderme konusunda son
sözü söyleme hakkı seçimle işbaşına gelmiş Türk
liderlere ait. Fakat Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın siyasi açıdan hassas ve deneyimsiz
hükümeti ordunun kararına boyun eğecektir.”
CIA’nın
ilgili masasının yemeyip içmeyip hızlı ve doğru
çalıştığını teslim etmek durumundayız.
Hem Özkök için ayrıntılı bir karakter tahlili
yapıyor, muhtemel hareket tarzlarını masaya
yatırıyor, hem Türkiye’de “idare”ye çomak sokuyor.
WP’a göre siyasi iktidar şu veya bu şekilde izole,
pasifize edilmiştir ki, son karar Orgeneral Özkök‘e
kalmıştır.
Fırsattan istifade askerin Türkiye’deki rolü ve
konumu gündeme getiriliyor. Özkök; Akepe tabanı
ile, mütareke basını ile, “aydınlar” ile ve
milliyetçiler ile karşı karşıya getiriliyor.
Amerika ile “doğrudan” muhatap ediliyor.
“Birkaç bin Türk askeri halen Kuzey Irak'ta
bulunuyor. 40 bin asker de sınırda emir bekliyor.
Ağırbaşlı ve ciddi bir kişiliğe sahip olan 63
yaşındaki Özkök güçlü bir askeri lider kalıbına
uymuyor. Özkök yıllarca Türkiye'nin Brüksel
temsilcisi olarak görev yaptı ve onunla çalışan
diplomatlar ve memurlar Özkök'ün demokratik
reformları ve ABD ve Avrupa ile güçlü ilişikleri
diğer pek çok meslektaşına kıyasla çok daha fazla
desteklediğini söylüyor. Pentagon da Özkök'ün
ağustos ayında Genelkurmay Başkanlığına
getirilmesini Türkiye ilişkileri bakımından iyi
bir işaret olarak memnuniyetle karşılamıştı.”
Özkök’ün
yıllarca yurt dışında ve Amerikalılar ile çalışmış
olmasının; hem demokratlığını, hem batı yanlısı
olmasını etkilemesi bakımından “güçlü askeri lider
kalıbına uymaması” sonucunu doğurduğunu
saptıyorlar.
Burada da Türk Ordusunu Habeş Ordusu, Güney
Amerika operet ordusu seviyesine indirgiyor CIA;
komuta kademesi arasına şüphe tohumları sokmayı
hedefliyor.
“Diğer meslektaşları” tutucu, fakat Özkök
“Pentagoncu ve Avrupacı”..
Fakat ABD'nin Türkiye'den kuzey cephesi açılması
talebine güçlü destek vermemesi ve Türk
askerlerini Kuzey Irak'a gönderme konusundaki
tutumu Özkök'ün, generaller arasında artan
milliyetçi ve Batı karşıtı düşünceleri bastırma
kabiliyeti ve isteği olup olmadığı konusunda
birtakım soruları gündeme getirdi.
Demek ki Türk askeri arasında a) milliyetçi ve
batı karşıtı düşünceler ile b) bunları bastırmak
isteyenler var.
Özkök de bunların arasında kalmış ve kararsız.
“Özkök ile Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında
yapılan gergin toplantı da dahil olmak üzere,
haftalar süren diplomasiye rağmen, Türkiye Kuzey
Irak'a girme olasılığını kaldırmadı.
İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Türk
yetkili, "Kürtler Kerkük'e yaklaştıkça endişemiz
artıyor. Amerikalılara konumumuzu açık şekilde
anlattık. İleride ne olacağı onlara bağlı" dedi.
Türkiye, Kürtlerin Türkmenleri Kerkük ve Musul'dan
sürmesinden, bu kentlerdeki petrol kaynaklarını
kontrol ederek silah almalarından ve bağımsız bir
Kürt devleti kurmalarından korkuyor. Bu durum
Türkiye'nin Kürt nüfusu içinde şiddet yanlısı
ayrılıkçı hareketi körükleyebilecektir.
ABD Türklerin endişelerini gidermek için Kerkük ve
Musul'un kontrolünü ABD askerlerinin alacağını
taahhüt etti. ABD'nin Irak muhalefeti özel
temsilcisi Zalmay Halilzad da, "Kürt milisler ABD
kuvvetlerinin kontrolü ve komutası altındadır"
dedi.
Fakat her iki taraf da yanlış anlaşma için zemin
bulunduğunu söylüyor. Türk yetkililer, ABD'nin
Kerkük ve Musul'a yönelik bir saldırıda Kürtlerin
katılımı olmayacağını söylemediğinin altını
çiziyor. Türk yetkililer halen Kuzey Irak'ta
bulunan yaklaşık 3 bin ABD askerinin Kürtlerin
yardımı olmadan bu şehirleri nasıl ele
geçirebileceğini sorguluyor.
ABD yetkilileri Türkleri kızdırmamayı
başarabilirlerse, yaklaşık 7 bin Kürt savaşçıdan
en azından bir kısmını bu kentlere düzenlenecek
saldırılarda kullanmak istediklerini kabul
ediyorlar. Türkiye ise nelere müsamaha edeceği,
nelere etmeyeceği konusunda karışık işaretler
veriyor. Üst düzey askeri bir yetkili gazetecilere
yaptığı açıklamada, bir Kürt savaşçısının bir saat
olsun Kerkük'te bulunmasının provakasyon olacağını
söylerken, üst düzey bir sivil yetkili, ABD
askerlerine birkaç yüz Kürt rehberin yardım
etmesinin kabul edilebilir olduğunu belirtti.
ABD'nin tutumu Özkök'ü zor bir durumda bırakıyor.
Genelkurmay Başkanı şimdiye kadar ordu içinde
yatıştırıcı bir rol oynadı, fakat kendisiyle yakın
çalışmış olan emekli generaller, Özkök'ün, ABD
karşısında daha kuvvetli olmasını isteyen üst
düzey komutanların baskısı altında olduğunu
söylediler.”
Demek ki ordu içinde büyük çoğunluk Amerika’nın
politikasını onaylamıyor. Özkök de bu çoğunluğun
aksine tavır sergileyerek onları yatıştırıcı rol
oynadı, çünkü “zaten” Amerikan yanlısı. Ve bu
tavrı ile, Amerikan karşıtı komutanların yoğun
baskısı altında.
“Ordu ile yakın bağlantıları olan iki Türk köşe
yazarı son yazılarında Özkök'ün Batı'ya karşı çok
yumuşak tavırlı olduğunu ifade etti. Bu
yazarlardan biri ayrıca Türkiye'nin Kuzey Irak'ta
daha güçlü bir tutum alması gerektiğini ileri
sürdü. Bu yazılar da Özkök'ün önündeki bir diğer
zorluğa işaret ediyor. Türkiye'de orduya karşı
açık eleştiri yapılmasına nadir rastlanır ve hapis
cezası ile sonuçlanabilir. Bu nedenle bazı Türk
yorumcular bu makaleleri ordu kademelerinden
Özkök'e bir uyarı niteliğinde değerlendirdiler.
Özkök, önceki Genelkurmay Başkanı Hüseyin
Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin dört yıl daha
uzatılması girişiminin başarısız olmasının
ardından ağustos ayında bu göreve getirildi.
Emekli askerler ve ordu ile yakın bağlantıda
olanlar, Kıvrıkoğlu'nun emekli olmadan önce şu
anda Kara Kuvvetleri Komutanı olan Aytaç Yalman
gibi kendisine yakın isimlerin terfi
ettirilmesinde muvaffak olduğunu söylüyorlar.”
CIA anlaşılan Ağustos 2002 Şûrasını iyi takib
etmiş. Okuyucu; eş zamanlı olarak çıkarılan “AB
uyum yasalarına Uyumlu” bu YAŞ hakkında
yazdıklarımızı hatırlayacaktır.
“Emekli bir asker, "Görevdeki komutanlar onun
takımından değil. Emirlere tabii ki uyacaklardır,
ancak işleri zorlaştırabilirler de" dedi.”
CIA yine Türk Ordusunu kabile ve şeyhliklerdeki
şalvarlı ordular ile karıştırdı. Emir, Âmir ve
Disiplinin bu orduda ne ölçüde tartışılmayacağını
ya bilmiyor, ya bilmezden geliyor.
“Emekli asker, Özkök'ün orduda NATO ile güçlü
bağları destekleyen bir grubu temsil ettiğini,
Kıvrıkoğlu ve Yalman'ın ise Rusya ve Çin gibi
ülkelerle güçlü ilişkiler kurulmasını destekleyen
ve Avrupa ile ABD'ye şüphe ile yaklaşan ve etkisi
artan bir grubu temsil ettiğini söyledi.
Özkök ile çalışanlar, onun demokratik reformları
desteklediğini ve ordunun sivil meselelere
katılımının azaltılmasını istediğini söylüyorlar
ve Özkök'ün pek çok konuda açıklama yapmaktan
kaçındığının ve generallere de aynı şekilde
davranmalarını emrettiğinin altını çiziyorlar.
Fakat Özkök, ordunun Kürt ayrılıkçılığı ve İslami
kökten dinciliğe karşı koruyucu rolünü bırakması
konusunda isteksiz gözüküyor.”
CIA; Özkök, Kıvrıkoğlu ve Yalman arasındaki
anlaşmazlıkları yanlış temele oturtarak, asıl
konuyu saptırıyor, gizliyor, gözlerden kaçırmaya
çalışıyor.
Sonuçta Özkök gerçekten hayatının en zor kararı
ile karşı karşıyadır. Buradaki karar; evlatlarını
savaşa gönderen bir babanın sıkıntılı ruh halinin
etkisinde verilecektir.
Sivil iktidarın gerçekten hareket kabiliyetini
kaybetmiş, “ezberinin dağılmış olduğu” bir ortamda
sâlim kafa ile düşünecek, millet ve vatan için
doğru kararları tam zamanında verecek beyinlere
ihtiyaç vardır.
“Millet” kavramı ise sadece sınırlar içindekileri
değil, aşağı yukarı iki bin yıldır şimdiki devlet
sınırlarının dışında kalmış Türkmenleri de kapsar.
Unutulmasın ki; en kötü karar, karasızlıktan daha
iyidir.
Muğlalı’nın haksız olduğunu kim söylüyor?
- Geri
-
|