|
14 Mayıs 2003
ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN ? (1)
Hüseyin MÜMTAZ
Büyük gazeteci olmak, büyük devlet adamı olmak,
büyük devlet olmak..
Hepsi göreceli kavramlardır kıymetli okuyucu ve
“büyük” olmak zamana-mekâna ve şartlara göre hep
değişiklikler gösterir.
Fakat değişmeyen tek gerçek, küçük adamlarla büyük
devlet olunamayacağıdır.
Irak Savaşı literatüre yeni bir deyim kazandırdı,
“embedded”.. Amerikan birliklerine “ilişen” ve
harekâtı izleyerek onların istediği ve izin
verdiği ölçüde, onların gözüyle aksettiren çok
pasaportlu “izinli-ilişmiş” gazeteciler.
Tabii “izlemek” ve “başkasının istediği biçim ve
ölçüde” yansıtmak da meşrebe bağlıdır.
Bu embedded-iliştirilmiş sözcüğü birden
gözlerimizdeki sis perdesinin kalkmasını sağladı.
Bir de ne görelim, etrafımız her cins-en-boy ve
şekilde “ilişmiş meslek erbâbı” ile dolu değil mi?
Amerika’nın saygıdeğer basınımıza iliştirdiği
“duayen” ve çok uluslu gazetecilerden, Birand-Çandar
ve Çongar Mayıs 2003 başında “tuzak ve çanak”
sorularla Amerika’nın ileri gelenlerinin karşısına
geçip iki ayrı oturumda birer görüşme yaptılar.
Sonra da Türkiye’de çanak-çömlek patladı.
Ben her zamanki gibi olaya farklı bir yönden
bakıyor, gazetecileri Amerikalıların çağırdığını
ve istedikleri soruları sordurduklarını
düşünüyorum.
Nedeni; Türk Ordusu ve Kıbrıs gibi son derece
duyarlı iki konuda aşırı “cabbar”;
yakaladıklarında asker yanlısı görüş liderleri ile
Eroğlu ve Denktaş karşısında olabildiğince
saldırgan, sorularında sınır tanımayan bu
embedded’lerin, gerek Wolfowitz, gerekse Grossman
karşısında süt dökmüş kedi üslûbunda oturup,
sokaktaki sâde vatandaşın bile aklına gelen
soruların yakınından geçmemeleri.
Fakat; bugünkü olayları doğru okuyabilmek için
önce hâfızalarımızı tazelemeye ne dersiniz?
Tarih 2002 yılı Temmuz sonlarıdır. “Our man in
Ankara” Kemal Derviş, misyonu gereği Amerika’da,
İskoçya’daki bir şatoda ve Boğaz’daki bir yalıda
57’inci hükümetin defterini dürme turlarındadır.
“İşte tam bu sıralar
Amerikan Savunma Bakanı ‘Şahin’ Wolfowitz Irak
konusundaki istekleri not ettirmek üzere
Türkiye’ye gelir. Ancak ilginç bir
organizasyon-koordinasyon yapılır. Wolfowitz
önce İstanbul’a iner, Kopenhag sürecinin etkili
STÖ’lerinden TESEV’in bir toplantısına katılarak
konuşma yapar.
Bu bizce ‘maske toplantıdır’.
Asıl toplantı aynı gece Mustafa
Koç’un Kanlıca’daki yalısında yapılır.
Yalı’daki yemeğe katılanlar,
edindiğimiz bilgilere göre hepsi de
dünyaya
İsrail firması yapımı gözlüklerle bakanlar
ekibi… Kimler mi onlar, önce “karşı taraf”; önce
üç “Cem”ler; İsmail Cem, Cem Duna, Cem Boyner…,
tabiî
Derviş, M. Ali Bayar ve destekçileri iş ve basın
çevreleri.
TESEV’in yönetimindeki Can Paker,
Aldo Kaslowski..
|