|
14 Kasım 2003
OSMANLI'DAN
GÜNÜMÜZE ORTADOĞU VE TÜRKİYE
Dt.Alper Alkan
11 Eylül saldırılarının ardından A.B.D. tüm dünya
üzerindeki egemenliğini pekiştirmek ve
kolonizasyonunu gerçekleştirmek için aradığı
fırsatı eline geçirmiş oldu. Terörist saldırının
bertaraf amacı ile dünyanın en büyük ikinci petrol
rezervine sahip Irak'ı işgal etti. Ancak işgal
sonrası özgürleşen(!) Irak Amerika’nın isteği
doğrultusunda şekillenmiyor. Üstelik Savaş
öncesinde Birleşmiş Milletler desteğini aramayan
Amerika şimdi tüm ülkelerden BM. şemsiyesi altında
özgür Irak için asker desteği istiyor. En büyük
asker desteğini de Türkiye' den istemektedir.
Bugünkü olaylara bakıldığında yakın tarihinizden
benzer olaylara rastlamak mümkün. Hatırlanacağı
gibi dönemin genel kurmay başkanı Enver Paşa
Osmanlı İmparatorluğunu eski sınırlarına
çekebilmek rüyası I. Dünya savaşına oldu bitti ile
sokmuştu. Hazırladığı harekat planlan ile -ki
hiçbiri gerçekçi değildi-bırakın eski sınırlara
dönmeyi eldeki sınırlar bile korunamadı. Ülke
çıkarlarını Anadolu içinde arayamayanlar belli ki
bu yakın tarihi hatırlamıyorlar. Halbuki kurtuluş
savaşı Anadolu'nun içinden çıkan bir hareketti.
1916 yılında Enver Paşanın emriyle 15. Kolordu
Galiçya cephesine gönderilmişti. Bu cephede Rusya
Alman birliklerini zorlamaktaydı. Üstelik
askerimiz Alman komutanların emrine verilmişti. 15
bin şehit ve yaralı vermek pahasına kolordumuz
Almanya'yı Rusların akınlarından korumuştu.
Varsayımlar üzerine kurulmayan politikalar
yıkılmaya mahkum olacaktır. Gerçekçi olmayan
-gerek ülke çapında gerekse Dünyada- yaklaşımlar
ülkeler için yıkım ve felaket doğurmuştur.
Kurtuluş savaşında Yunanlılar da büyük Helen
İmparatorluğu için Anadolu'ya çıkmışlardı. Sonuçta
binlerce ölü vererek topraklarımızı terk ettiler.
Yine yakın zamanda körfez savaşında Özal'ın
politikaları ülkeyi ciddi ekonomik sıkıntılara
sokmuştu. Ancak hedef bir koyup üç almaktı.
Osmanlı döneminde kutsal topraklar için biz
binlerce şehit verirken Araplar Osmanlı ordusuna
alınmıyorlardı bile. Enver paşa gerçekçi
politikalar üretmiş olsaydı biz anlamsız
savaşlarda aydın insanlarımızı
kaybetmeyebilecektik. Mustafa Kemal Atatürk'ün
İttihat ve Terakki cemiyetine bağlı olduğu
dönemlerde(1908'li yıllar) Selanik'te arkadaşları
ile yaptığı konuşmada ülkenin nasıl kurtulacağı
üzerine bir konuşma yapar. yapacaklarını anlatır.
"Padişah yıkılacaktır. Ordu yeniden kurulacaktır.
Savunulması mümkün olmayan Osmanlı topraklarından
çekilerek çekirdek bir müdafaa hattı kurulacaktır.
İlk ve kesin darbe Balkan devletleri cephesinin en
tehlikeli kudretine yani Bulgaristan'a
indirilecektir." Aynı günlerde ise 23 Temmuz 1908
deki ihtilal ile İttihatçılar -dolansısıyla Enver
Paşa-yönetimi ele geçirmişlerdi. Mustafa Kemal
realist düşüncelerle ülkeyi en az zayiatla
kurtarmaya çalışırken Enver Sarıkamış'ta 90.000
kişilik III. orduyu bir mermi bile atamadan telef
etmişti. Yine Almanların isteği ile 1914 yılında
Mısır'ı ve kanalı zaptetmek için Enver Paşanın
yakın dostu Cemal paşa tarafından bir plan
hazırlanır. Ancak sonuç tam bir felakettir.
Suriye'deki 56. Ordu bırakın Mısır'ı almayı kanala
yaklaşamaz bile. Bütün bu olaylar gerçekçi olmayan
varsayımlarla Osmanlı'nın savaşa girmesi ile
gelişmiştir.
Günümüzde Irak bizim için önemini korumakta.
Irak'ın etnik yapısı ülkenin en büyük
sorunlarından biri. Otorite yok olmuş durumda
.Amerikalılar bölgeye çok yabancı. Merkezi
otoritenin zayıflığını fırsat bilen etnik gruplar
-özellikle de Kürt gruplar- bağımsızlık peşinde.
Her gün en az bir Amerikan askeri ölmekte. Ülke
açlık yokluk ve hastalıklarla boğuşmakta. Yabancı
askerler karşı kin ve nefret günbegün artmakta. Bu
koşullar altında Irak'a Türk askerinin
gönderilmesi düşünülmektedir. Ancak Türk tarafının
şartları dikkate alınmamakta, Türkiye'nin hassas
ekonomik dengeleri üzerinden ülkemize baskı
yapılmaktadır.
Bu savaş enerji kaynaklan üzerine yapılan bir
savaştır. Türkiye'nin dünya genelindeki enerji
tüketimi payı gelişmiş ülkelere göre çok azdır.
Üstelik kendi kaynaklan -ki atom enerjisinden
faydalanılmamıştır bile- ülkeye yetmektedir. Peki
bu anlamda Irak'a asker göndermenin temel dayanağı
ne olacaktır? Daha az müttefik askerinin ölmesini
sağlamak mı? Savaş öncesinde bize ihtiyaç
olmadığını belirtenler şimdi biz baş tacı
etmektedirler. Ekonomi ise Demokles'in kılıcı gibi
tepemizdedir. Irak'ın karışık etnik yapısı olayı
daha da karmaşık hale getirmektedir. Kuzey Irak
hala denetimsizdir ve PKK-KADEK'e üs olmaktadır.
Bizden asker talep edenler nedense bu gerçeği
görmemektedirler.
Tarih boyunca Ortadoğu coğrafyasında Türk devleti
18.yüzyıldan sonra hep kabullenmeci bir politika
sonucunda o bölgedeki egemenliğimizi kaybettik İki
kıta öteden devletlerin gelip işgalci olmalarının
tek sebebi var; Zengin petrol kaynakları. Dünyada
demokratikleşmeyen tek ülke Irak değil.Tek
diktatör de Saddam değildi. Türk devleti ve insanı
hiçbir zaman işgalci olmamıştır. Kendi ülkesine
saldın durumunda kendisini savunmuştur.
Sömürgecilik gibi bir yaklaşımı asla
benimsememiştir. Eğer ülke çıkarları gözetiliyorsa
ülke içinde yapılacak bir çok atılım var. Kendi
çıkarlarımız doğrultusunda yönlendirebildiğimiz
bir Ortadoğu bizim için çok daha az sorunlu
olacaktır. Unutulmamalı ki Osmanlı'nın çöküş
döneminde de Araplar bize karşı kullanılmıştı.
Şimdi aynı oyun Kuzey Irak'taki Kürtler üzerinden
oynanmaktadır. Bağımsız vaatlerine tek engel
Türkiye gibi gösterilmektedir
Ülkemiz tehlikeli ve sıcak bir coğrafyada
bulunmaktadır. Ülke menfaatleri doğrultusunda her
türlü risk ve karar alınabilir. Ancak
yönlendirilmiş politikalar bize hep acı faturalara
mal oldu. Gerçekçi ve uzun vadeli yaklaşımlar
ülkemizi daha saygın, güçlü ve bölgesine hakim
kılacaktır.
-
Geri -
|