"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

15 Nisan  2004

            

ATA’YA SAYGI VE KIBRIS BİLDİRİSİ

EY TÜRK GENÇLİĞİ!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

EY BÜYÜK ATA!

Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk Bağımsız Cumhuriyetinin sonsuza dek bekçisiyiz. Bu karar, sarsılmaz irademizin değişmez ifadesidir.

Gelecekte de, hiçbir güç bizi yolumuzdan döndüremeyecektir.

Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her hamle bilinçlidir.

En değerli emanetin olan Türk Bağımsızlığı ve Cumhuriyeti, varlığımızın temeli olarak eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir.

Bu kutsal emanete yönelen içte ve dışta bütün saldırılar, inanç dolu göğsümüze çarpacak ve parçalanacaktır. Bağımsızlığımıza ve Cumhuriyetimize kasdedecek düşmanlar en modern silahlarla donatılmış olarak, en güçlü ordularla üzerimize saldırsalar bile, ulusal bilincimizin ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaklardır.

Çünkü, Bağımsızlığımıza ve Cumhuriyetimize kastedenler, karşılarında binlerce yıllık şerefli Türk Tarihinin yılmaz evlatlarını, Cumhuriyet Devrimlerinin erdemli ve inançlı gençliğini bulacaklardır.

 

EY EN BÜYÜK TÜRK!

Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi korumak zorunluluğu doğunca, içinde bulunacağımız durum ve koşullar ne olursa olsun, gücümüzü ve cesaretimizi damarlarımızdaki soylu kandan alarak; bütün engelleri aşıp, her güçlüğü yenmek kararlılığındayız.

 

Mustafa Kemal "ATATÜRK" diyor ki:

"İRADE ve hakimiyetten vazgeçmeye rıza gösteren bir milletin akibeti elbette felakettir, elbette musibettir.

İRADE ve egemenlikten vazgeçmeye razı bir ulusun sonu elbette felakettir, elbette kötülüktür..."

Bilinen gerçeklerdendir ki; tarih bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez. Bundan dolayıdır ki, böyle bir tutarsız düşünce perdesinin arkasında ülkemiz ve milletimize karşı verilen kararlar, görüşler kesinlikle yok olmak zorundadırlar.

Bugün ise bir millet Kıbrıs’tan sökülüp atılmak istenmekte ve Kıbrıs’ın bir Rum adası olması yönünde son perde oynanmaktadır. Daha dün Bosna’da, Sırpların döktüğü kan kurumadan, bugün aynı oyun Kıbrıs’ta sahneye konulmuştur.

Aslında Türkiye üzerinde oynanan uzun vadeli oyunların, ilk önemli ayağı Kıbrıs’tır. Kıbrıs üzerinde Türkiye’nin kontrolü kaldırıldıktan sonra, sıra kıta sahanlığı ve 12 mil meselesi, Ermeni Meselesi ve diğer malum sorunlara gelecektir ve AB ve ABD’nin uslu çocuğu Türkiye! savunmasız ve zavallı bir konuma konulacaktır.

Halihazırda KKTC’nin banisi Denktaş yalnız bırakılmış, nerdeyse hain ilan edilmiştir. AB’den rüşvet alan bazı basın, Denktaş’a saldırmayı marifet saymaktadır.  Bu büyük Vatanseverin Türkiye’de konuşmasına, bir takım kendini bilmezler ambargo koymuşlardır.

Türlü oyun ve boyalar içinde önümüze sunulan Annan Planında, Türklerin talepleri karşılanmamıştır. Bu planı detaylara girmeden özetlersek, durum bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacaktır.

 

1.      Haritada ve sınırlarda düzeltme yapılmamıştır. Batıda beşparmak eteklerine kadar toprak verilmesi son derece tehlikelidir. Rumlara verilen toprak KKTC’nin toprağının % 28,5 dur.

2.      Kuzey Kıbrıs’ta kalacak 165 000 Türk’ün içerisinde yaşayacak toplam Rum 110 000 olacaktır.

3.      19. yıldan itibaren tüm sınırlamalar kalkacak ve ada tam olarak Rum adası olacaktır.

4.      1960 antlaşması revize edilecek denilmekte ve Kıbrıs’da ki durumumuz 1960 yılındaki antlaşmanın çok gerisine düşmektedir.

5.      Anayasal Düzenleme ise tümüyle Rumların Lehinedir.

·        Başkanlık Konseyi: 9 kişilik konsey (3 Türk - 6 Rum)

·        Senato  24 Türk - 24 Rum

·        Temsilciler Meclisi  12 Türk - 36 Rum olacak.

6.      Rumlar kuzeyde belediye başkanı veya muhtar olabilecekler, meclislerinde görev alabilecekler.

7.      Mal Mülk Konusunda, Rumlar kabul edilemeyecek tavizler almışlardır.

8.      Kuzey Kıbrıs’taki Türkiye Kökenlilerden 35 000 kişi Türkiye’ye dönecektir. Adadaki Türklerin sayısı 165 000’e inecektir. Ayrıca boşaltılacak 58 Türk köyden dolayı 60 000 kişi göçmen durumuna düşecektir.

  1. 1 Mayıs’tan itibaren KKTC sona erecek ve topraklar eski sahiplerine devredilecektir.

 

Sonuç olarak Annan Planı; dayandırdığı temel ilkeler, terk edilecek topraklar, iç içe yaşama, mülkiyet, göç sorunları, Türk-Yunan dengesini Yunan lehine bozması, ayrıcalıklar ve sınırlamaların birincil hukuk haline gelmemesinin yaratacağı olumsuzluklar dikkate alındığında, Kıbrıs Türklüğünü tamamen yok etmektedir.

80 yaşına gelmiş Denktaş’ın büyük fedakarlıklarla verdiği mücadeleye, ülkemizi yönetenlerin engel olmaya çalışması ve kimilerinin de görüşlerinin olmaması son derece elem vericidir. Ama biz Türk Gençliği olarak, bu gaflet ve dalalete karşı tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Bu mücadelemiz, dalga dalga tüm yurda yayılacaktır ve yayılmaktadır. Dün Malatya’da, Bugün Gaziantep’te, Yarın Adana’da bu mücadele büyüyerek, 24 Nisan sonrasında da devam edecektir. Kıbrıs’ın boynuna esaret halkasını geçirenleri, bu millet affetmeyecektir. Bu milletin sağduyusu bugün değilse de yarın, bu planı onaylayanları yargılayacaktır.

 

 

Gaziantep Üniversitesi Öğrenci Konseyi



 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |