 |
 |
 |
ALDIĞIMIZ FİYATA...
Osman GÜNEY
Oynamaya gönlüm yok ya, bakın bu yazıya ikinci kez başlamak
zorunda kaldım. Nasıl ettiysem ettim, bilgisayarın bir
düğmesine elim değdi, tüm yazdıklarım yok oldu… Oysa
ki bu meret alet, bazen “sil” desem silmiyor da, illa
ki kırk kez soruyor: “silinsin mi..”, “emin misin…”
Niye soğudum yazarlıktan biliyor musunuz. Hoş, yazar
mazar da değilim ya aslında… Laf ola beri gele, benimkisi
öylesine bir özenti işte…Bu “yazarlık”tan evine ekmek
götürenlere yardım etsin, hiçbir albenisi kalmadı bu
işin…
Birkere söz de yazı da “yalama” oldu… Laf, laf, laf…Gına
geldi… Herkes ahkam kesiyor, çokşükür cümlemiz “allameyicihan”
olduk canım… “Azbiraz cahilim galiba” diyen ara ki bulasın…
İkincisi herkes “yazar” oldu, yani eskilerin deyişi
ile “edip”ten geçilmiyor ortalıkta…
Ne de çok meraklısı varmış, kimi Ömer Seyfettin, kimi
Namık Kemal, kimi Cenap Şehabettin, kimi Ziya Gökalp,
say sayabildiğin kadar…
Eee, ben neyim ki bunların yanında, içime bir aşağılık
duygusu çöktü… O yüce yazarlık hevesim başlamadan balo
gibi söndü gitti…
Aslına bakarsanız televizyonlar dururken okuyan da pek
yok ama, nedense yine de yazan yazana… Romanlar mı istersiniz,
derlemeler, denemeler, şiirler mi, hergün kitap üstüne
kitap, dergi üstüne dergi…
Neyse, bendenizin bu son yazarlık denemesine lütfedip
bir göz atın bakalım; memleketin kaybı büyük mü…
N’oldu da ille de yazmak, ille de okutmak istiyorum,
diyorsunuz değil mi; anlatayım:
Nicedir okuyor ve duyuyorsunuz, Güneydoğu’da, özellikle
İsrail’liler arazi satın alıyorlarmış…
Şimdi biliyorsunuz ki, bu Yahudiler akıllı ve de tüccar
insanlardır; zararına yatırım yapmazlar… Oysa ki bu
fakir millet son 40 yıldır GAP projesi nedeniyle, bu
Güneydoğu’ya varını yoğunu selsebil etmiştir… O da yetmemiş,
emperyalistlerin iştihasını kabarttığı için, nifak tohumları
ektiği besleme PKK marifeti ile, binlerce vatan evladını
bu bölge uğruna şehit vermiştir… Maliyetin ne kadar
yüksek olduğunu düşünebiliyor musunuz…
Eee, sen şimdi gel, oralardaki köylü- kentli arazi sahiblerini
kandır, ellerini kıvır, mallarını kapat…O garipler ki,
çil çil o kadar yeşil dolarları nerede görmüştür; tabii
ki akılları başlarından uçar…
Vaktiyle Yeni dünya istilacılarının Amerika’nın yerlilerini
cıncık boncukla kandırdığı gibi, Güneydoğuda’ki Atatürk
Barajının suladığı bitek arazileri ucuza kapat gitsin;
oh ne alâ ne güzel…Biz Türkler’in alnında “keriz” yazar
ya ..
“Devlet ne yapsın, ahali satıyor işte…” diyemezsiniz…Derseniz
“vatan satan” –“vatan haini” olursunuz…
Ne yapalım peki…
Kişilere bırakılamaz bu işler, ille de satılmak gerekiyorsa,
o arazilerin değerini devlet biçer, devlet pazarlar
(ki enazından kime satıldığı kayda geçer) ve de parayı
devlet alır, münasip miktarını arazi sahiplerine öder,
gerisini hazineye irat kaydeder…Bu değeri hesaplarken
de: GAP için 40 yıldır harcadığı paraları faizi ile
beraber hesaplar, buna “değer artışı”nı ekler ve de
buraların uğruna şehit olmuş 30 bin Türk’ün ve enaz
bir o kadar da Kürt’ün kan bedelini üstüne koyar ve
metrekaresi bilmem kaç milyon dolarlara meraklısına
satar…
Öyle yağma yok, ayağında çarığı olmayan zavallı köylüye
birkaç yüzbin dolar ver, koskoca tarlaları kapat; “alın
da kaçan mı…” Kimin malını kimden alıyorsun be, millet
olarak kırk yıldır yemeyip içmeyip ettiğimiz masraflar
hariç, binlerce şehitin kan bedeli var oralarda; kan
bedeli… Bari maliyetini ver…
Akıllı olmak gerek, akıllı; enaz Yahudi kadar akıllı,
o kadar….
|
 |