"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

 16 Temmuz 2003

VİRÜS

Hüseyin MÜMTAZ

         Süleymaniye’de ne olmuştu?

         Karargâhlarının kapısı tekme ile kırılan 11 Türk askeri başlarına çuval geçirilip, elleri ve ayakları zincirlerle birbirine bağlandıktan sonra dipçiklenerek tam 60 saat tutulmuş, eziyet edilmişlerdi.

         Derdest edilen ve edenler tam 50 yıldır NATO müttefiki idi.

         Bir müttefikin, “stratejik ortak” olarak tanımladığı diğerinin askerini derdest etmesi olayı dünya tarihinde ilk defa görülüyordu.

         Ve askerleri “derdest” edilen ülkenin başbakanı, Avusturya gezisi dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken aynen şöyle söylüyordu:

         "ABD ile aramıza dostluğu bozacak virüs sokmayacağız. Biz öfkeyle kalkıp bedel ödeyemeyiz. Bu olay ABD ile daha güzel gelişmelere gebe olsun" .

         Burada dostluğu bozmaya konu olan olay nedir kıymetli okuyucu; çuval geçirilen 11 Türk askeri.

         Öyleyse bu ülkenin başbakanının, Türk-Amerikan dostluğunu bozmaya yönelik bir “virüs” olarak nitelediği şey, başlarına Amerikan çuvalı geçirilen 11 Türk askerdir.

Bu ülkenin başbakanı yanlış düşünüyor.. Virüs Türk-Amerikan dostluğuna değil, lâik-üniter Cumhuriyet düzenine girmiştir. Çuval Türkiye Cumhuriyeti’nin başına geçirilmiştir.

         Oysa Süleymaniye olayının dumanı halâ tütüyor ve Teksaslı kovboy gözümüzün içine bakarak henüz ateş ettiği altıpatların namlusunun ucunu üflüyor.

         İşlerin “Havale edildiği” komisyonun “eşbaşkanı” Amerikalı Korgeneral Sylvester “Olayda Amerikan askerlerinin izlemiş olduğu yöntem yanlış” demiş ve bu üslûb güyâ Türk tarafının beklentilerini karşılar nitelikteymiş.

         Yâni temelde hareket doğru fakat yöntem yanlış.. Yâni bir dahaki “çatışmada”  kapıya tekme atılmaz, başa çuval geçirilmezse problem yok.

Aynı Sylvester Süleymaniye’de de askerlerimizi ziyaretinde binbaşının “Ateş etseydik kırk kişi ölürdü” sözü üzerine “Siz bir kahramansınız” demişti.

Amerikalı kovboyun kahramanlık ölçüsünün, Amerikan askerlerinin kılına halel gelmemesi ve onların ölmemesi olduğuna dikkat lütfen.

Başbakanın “virüs” yaklaşımı; Unakıtan’ın daha çuvallar çıkarılmamışken yel yepelek “özelleştirmeleri anlatmak üzere” Amerika’ya gidişi ve Gül’ün 24 Temmuz’daki Amerika seyahati için “İptal etmeyi düşünmüyorum. Kriz zamanlarında diyalog daha iyidir” deyişi, daha başka belirtilerle alt alta okunduğu zaman Akepe ile ABD arasında adı konulmamış bir örtülü mutabakatın-işbirliğinin olduğu şüphelerini doğuruyor.

Akepe’nin Amerika ile ilişkileri başlangıçtan beri “devletten devlete” değil, özel yöntemlerle alttan alta yürütülüyor.

Zapsuyu kıyılarından gelmiş özel danışmanlar ve vücut dilinden anlayan bürokratlar bu  ilişkiler yumağında öne çıkıyor; Ermenistan, Kuzey Irak-PKK/KADEK-Peşmerge ve Kıbrıs-Yunanistan politikaları bu özel ekip tarafından “lobilerle” bire bir görüşülerek kotarılıyor.

İlişkiler “devlet” katına sınırlı yansıyor. Resmi kayıtlara “şifreli” geçiyor.

Ermenilerle ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Heybeli Ruhban Okulunun açılması, Kıbrıs’ta Annan Plânının temel olarak kabul edilmesi, Ege’de Yunan suçlamalarına karşı alttan alınması ne anlama gelmektedir?

Dört ay içinde Irak’ta mevcut askerlerimizi çekmemiz, Kuzey Irak’taki timlerin sadece kendilerini korumak için hafif silahlarla teçhiz edilmesi ve “ilerideki anlaşmazlıkları önlemek için” oradaki Amerikan karargahlarında Türk irtibat subayının bulunmasının kabul edilmesi, Amerikan iddialarının haklı olduğunun kabulü demek değil midir?

Güney Irak’taki Polonyalı komutanın emrine Türk Tugayı’nın verilmesini Amerika’nın attığı bir geri adım, örtülü bir özür beyanı olarak nitelemek ne demektir?

Dünyanın hiçbir yerinde “özel tim” sadece kendini koruyacak hafif silahlarla bulunmaz. Çünkü erbâbı zaten bilir, Özel Tim’in görevi “sadece” kendini korumak değildir.

Bir sıhhiye neferinin, mutfak çavuşunun bile şahsi silahı zaten mevcuttur.

Özel timi ve silahlarını farklı ve özel kılan, onun “görevidir”.

Yâni şimdi Amerikan Karargâhındaki Türk İrtibat subayı; “herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için” özel timin yapacağı “işleri” önceden Amerikalılara haber mi verecektir?

Yahut özel tim sadece Amerikalıların öngördüğü, haberinin olduğu ve kendisine irtibat subayı aracılığı ile aktarılan görevleri mi yapacaktır?

O zaman timin başındaki “Özel” sözcüğünü kaldırın.. Ne bileyim meselâ “dekorasyon” filan koyun.

Hem “İrtibat subayı”, müttefikler arasında kullanılır.

Kuzey Irak’ta Amerikalıların “en hakiki” müttefiki, peşmergeler ve PKK/Kadek değil mi?

Ben son tahlilde ABD ve Akepe arasında, askerin rolünün Türk Devlet sistemindeki rolünün bastırılması-azaltılması konusunda zımni bir mutabakat olduğunu düşünüyorum.

Yukarıdan beri anlattığımız bütün “emâreler” bu sezgimizi doğrular nitelikte.

AB’ye “uydurulan”, başına eski bir “Büyükşehir Belediyespor” maaşlı çalışanının getirileceği MGK’dan hareketle; Kuzey Irak’ta başına çuval geçirilip “itibarı ve onuru ayaklar altına alınarak Amerika ile görülmemiş bir güven bunalımına düşen”, dört ayda geri çekilmesi öngörülen asker; sonunda Karen Fogg-Bush çocuklarının da koro halindeki saldırıları ile kendini savunma derdine düşerek anayasada tarif edilmiş olan Cumhuriyetin laik ve üniter yapısını korumak olan aslî görevini yapamaz hâle getirilmek istenilmektedir.

Askerin Türk Devlet sisteminde geri çekilmesinin Akepe’nin; Kuzey Irak-Kıbrıs ve Ege’de geri çekilmesinin ise ABD’nin işine gelmeyeceğini kimse iddia edemez.

Sisteme bir yolla sokulan virüsün, giderek hard diskin daha başka hangi hayatî bölmelerine sirayet eder hâle geldiğini görebiliyor musunuz? 

Kendini savunurken öfke ile kalkanın “bedel” ödediği, saldırganın ise masum addedildiği başka bir coğrafya var mıdır acaba?

Akepe’nin; “neo-con” imparatorluklu yeni dünya düzeninin temel felsefesine süratle ayak uydurduğu gözleniyor.

        

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |