"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Haber
      Okuyucu Köşesi
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

17 Mart 2004

       

ÇANAKKALE  DENİZ  ZAFERİMİZ

                                                                               Ş.Osman ARAS (*)

            18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferinin 89.Yıldönümü Ulusumuza kutlu olsun. Bu zafer, Birinci Dünya Savaşının en kanlı çatışmalarına sahne olan Çanakkale Savaşının sonu değil, başlangıcı olmuştu. Bu zaferimizi yoğun kara muharebeleri izledi.

         Osmanlı Devleti, gönderlerine Türk Bayrağı çekilmiş iki Alman savaş gemisinin (Göben ve Breslaw) 29 Ekim 1914 günü Karadeniz’deki Rus Limanlarını bombardıman etmesi yüzünden Almanya’nın yanında (İttifak Grubuna dahil olarak) savaşa girdi. Karşı cephede İngiltere, Fransa, Rusya ve sonradan katılan İtalya ile Japonya İtilaf Devletleri Grubunu (Anlaşıkları)oluşturuyordu.

         Sanayi devi iki devletin (Almanya ve İngiltere’nin) rekabeti gittikçe tırmanarak sonunda dünyayı ateşe veren bir paylaşım savaşına dönüşmüştü. İki tarafın da başlıca hedefi; Osmanlı Devletini parçalamak ve Ortadoğu’daki petrol alanlarını ele geçirmekti. Almanya galip gelseydi bile, kaderimiz değişmeyecekti. Bu kez, ulusal kurtuluş için Alman emperyalizmi ile savaşmamız gerekecekti.

         Çanakkale içinde aynalı çarşı

            Ana ben gidiyorum , düşmana karşı  

            İngiltere’nin bu savaştaki Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Sir Winston Churchill, elindeki dünyanın en güçlü donanmasının Çanakkale Boğazından geçerek, Osmanlı Başkenti İstanbul’u teslim alabileceğini hesaplıyordu. Böylece, Rus Çarlığının yardım isteklerini de sağlayabileceğini umuyordu. Denizden 19 Şubat 1915 günü giriştikleri ilk büyük saldırı başarısız oldu. Bunu izleyen dönemde her iki tarafta da hazırlıklar geliştirildi.

         İngiliz,Fransız ve sembolik olarak da Rus savaş gemilerinden oluşan İtilaf Donanması      18 Mart günü olanca gücüyle saldırıya geçti. Saat : 14.00’a kadar , Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale kıyılarındaki birliklerimiz korkunç bir bombardımana hedef olarak, büyük kayıplar verdi. Ancak, Saat:16.00’da savaş lehimize döndü.İtilaf Donanması tarihteki en ağır yenilgilerden birisine uğradı.Boğaz’ın Anadolu kıyısındaki Karanlık Limana dökülen mayınlar ile kıyıdaki topçumuz ve torpidolarımız düşman donanmasını perişan etti.

         Nusrat mucizesi

            1911’de Almanya’da inşa edilmiş bulunan 40 Metre uzunluktaki 365 Tonluk Nusrat Mayın Gemisi, 8 Mart gecesi, eldeki en son 26 mayını Kepez güneyindeki Anadolu Kıyısına (Karanlık Limana) başarıyla yerleştirerek Çanakkale’ye dönüyordu. Gemi Komutanı “Tophaneli” Yüzbaşı Hakkı Bey, bir kalp rahatsızlığı ile kaldırıldığı hastaneden çıkarak, görevi başına koşmuştu. Dönüşte bir kriz daha geçirerek, şehit oldu.

         18 Mart sabahı, otuzu dünyanın en ünlü zırhlıları olmak üzere 100 civarında savaş gemisinden oluşan düşman donanması yoğun saldırıya geçmeden önce, hem denizdeki mayın tarama gemilerinden ve hem de keşif uçaklarından “TEMİZ” raporlarını almıştı. Ancak, hiç biri Karanlık Limandaki 26 mayını tespit edemedi.

         Saat, 14.00 sıralarında düşman gemilerinde zafer marşları çalmaya başlarken, Amiral de Robeck ikinci hattaki gemilerini birinci hatta almak için manevra emri verdiğinde kıyamet koptu. Fransız Bouvet ve İngiliz Irresistible zırhlıları mayına çarparak battı. Üç zırhlı savaş gemisi de ağır yaralar aldı.

         Havranlı Seyit Onbaşı

            Boğaz’ın Gelibolu yakasındaki topçu bataryalarımız düşman zırhlı savaş gemilerinin yoğun topçu ateşi altında büyük kayıplar vermişti. Havranlı Seyit Onbaşı’nın Bataryasında da, iki kişi dışında, tüm mürettebat şehit olmuştu. Batarya Komutanı diğer bataryalardan takviye er aramaya gittiği sırada, Seyyit Onbaşı arkadaşının yardımıyla 215 okka (270Kg.civarında) ağırlığı olan mermiyi sırtlayarak namluya sürdü ve ateşledi. Ancak üçüncü mermide, İngilizlerin ünlü Ocean zırhlı savaş gemisini dümeninden vurarak batırdı.

         57 nci Piyade Alayı (Şehitler Alayı)

            18 Mart günü denizde ağır bir yenilgiye uğrayan düşman, Boğaz’dan donanmayla geçeme-yeceğini anlayınca, 25 Nisan’da Gelibolu Yarımadasına asker çıkararak, yarımadayı ele geçirmeyi ve böylece Marmara Denizi’ne ulaşmayı planladı.

         Avustralya-Yeni Zelanda Kolordusu (ANZAK) askerlerinin Boğaz’ı kontrol eden sırtları ele geçirmek üzere olduğu bir sırada, 19’ncu Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, 57’nci Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’e harp tarihine geçen ünlü emrini verdi:

         “Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum!”

 Bu emir harp tarihinde benzeri olmayan bir sadakatle yerine getirildi.Başta Alay Komutanı olmak üzere, tüm Alayın son neferi şehit oluncaya kadar kahramanca savaştılar. Bölgeye yeni kuvvetlerimizin gelmesi için gerekli zamanı kazandılar.

         Atatürk Conkbayırı’nda

            19’ncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey 1 Haziran 1915 günü Albaylığa yükselmiş, bölgesindeki diğer birlikler de emrine verilerek, Anafartalar Grup Komutanı olmuştu.

         Düşman Suvla Limanına çıkardığı birliklerle Anafartalar bölgesinde tutunmaya çalışıyordu. ATATÜRK bunları denize dökmek için 10 Ağustos sabahı Conkbayırı’ndan bir karşı taarruz başlattı. O gün düşman zırhlılarının şiddetli ateşi altındayken bir topçu mermisinden saçılan şarapnel parçası göğsüne isabet etti. Saati parçalandı, kendisi kurtuldu. Böylece, Yüce Tanrı O’nu bir kez daha milletine bağışlıyordu.

 

         ATATÜRK Çanakkale Savaşını anlatıyor:

            “Düşmanla Karşılıklı siperlerimiz arasındaki mesafe sekiz metre. Yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekiler tamamen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine gidiyor. Fakat, ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? … Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (gevşeklik) göstermiyor. Sarsılmak yok…Okumak bilenlerin elinde Kur’anı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk Askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.”

 

         Tüm şehitlerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz…

 

 

(*) Şahap Osman ARAS, Emekli Kurmay Albay (İZMİR)

 

 


 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |