|
17
Ekim 2002
EKÜMENİK
NEDİR ?
Aytunç
ALTINDAL
Yurtiçinde ve Yurtdışında özellikle Hıristiyan
ilahiyatı' na ilgi duymaya başlayan Müslüman İlahiyat
Fakülteleri öğrencilerinin konferans yada konuşmalarım
sırasında bana en çok sordukları soru şu oluyor;
Ekümenik nedir?
Bugünkü yazımı münhasıran bu konuya ayırmak istedim.
Biricisi, Ekümenik kavramı son altı ay içinde
çok popülarite kazandı. Bunda İstanbul Fener
Rum Patrikhanesi'nin aynı zaman dilimi içinde
gösterdiği üstün performans (!) dikkatleri çekti.
Patrik ne yapmak istiyor sorusu kafaları
meşgul etmeye başladı. İkincisi, Ortodoks
aleminin Türkiye aleyhine geliştirdiği ve başına
Yunanistan'ın çektiği İstanbul ve Ayasofya
üzerindeki tarihsel talepleri, Ekümenik
kavramının güncelleşmesine yol açtı.
Bu durumda Ekümenik kavramının ilahiyat'taki
yerini açıklamamın yararı ortadadır. Türkiye'de
sık rastlanılan bir tarihsizlik vardır. Ortaya
çıkan bir kavram bir süre sonra bilir bilmez kişilerce
kullanılır ve "Molopropizm"e
(Yanlış yerde kullanılan kavram) uğrar. Delinin
biri kuyuya bir taş atar sonra kırk akıllı bunu
çıkartamaz. İyisi mi şimdiden önlem alalım da
bu önemli kavram aynı akibete uğramasın.
Ekümenik-Dar-Ül-İslam
Ara başlığı okuyunca
şaşıranlar olabilir,ama Ekümenik (lik)kavramının
"corralative"(koşut çağrıştırıcı)
karşılığı İslami literatürde Dar-ül-İslam'dır.
Kuşkusuz bu tanımlama sadece konuya giriş anlamında
bir değer taşımaktadır.,bunun dışında işlevsellik
bakımından iki kavram arasındaki temel farklılık
kalıcıdır. Şimdi kelimenin anlamsalını açıklamaya
geçeyim.
"Ekümene" ( Gr. oikovmene , oikoumenos)
eski Grekçe'de "sürekli yerleşim alanı"
anlamına gelir. Ara sıra yaşanılan yada hiç yerleşim
görmemiş coğrafi alanları değil, kalıcı yerleşim
görmüş toprak bütünlüğünü anlatır. Bu nedenle
de uygarlık kavramıyla bağlantılıdır. Kelime bu
anlamıyla İslamiyet'teki "Medine Uygar
Şehir" kavramıyla yakınlık göstermektedir.
Aynı zamanda üstün bir kültürün ifadelendirilişi
Ekümene kavramıyla anlatılır. Şöyle ki, Ekümene
sayılan bir bölgedeki kültürel gelişmişlik, Ekümene
bölgesinin çevresinde kalan diğer kültürleri kendisine
silah zoruyla olmasa da hayranlık aracılığıyla
bağlamıştır. Dolayısıyla çevre kültürlerin yarı
bağımlı oldukları üstün kültür alanı, şehir yada
bölge anlamında kullanılır.
"Ekümenik" ( Gr. oecumenicus
)kelime anlamıyla Ekümene'den üretilmiştir. Cihanşümul,
Evrensel, dünya çapında anlamında kullanılır.
20.yüzyılda ise Proteston ve Doğu Ortodoks
Kiliseleri'nin kurdukları ve mezhepler arası
farklılıkları mahfuz tutarak Hıristiyanlığı yaymak
amacına yönelik olan Kiliselerarası Birliği
İfade eder. Bu Ekümenlik hareketinin merkezi İsviçre'nin
Cenevre şehrindedir. Cenevre'de egemen olan
Proteston Etiğinin Kalvinist Kilisesiyle bağlantılıdır.
Almanya'da ise yine Proteston Kiliseleri'nden
olan Lutheran Kiliseleriyle bağlantılıdır. Fener
Rum Patrikhanesi de bu hareketin öncülerindendir.
Ekümenlik, bu kilise hareketi içinde "Strateji"anlamında
kullanılır(*). Kilise sayesinde çok önemli
rol oynayan strateji kavramı,İlahiyata değil,
dünyaevi (seküler) yönetim literatürüne aittir.
Dolayısıyla kilise siyasetinde "Strateji"
siyaset aracılığıyla Hıristiyan "misyonerliğini"
özellikle gençler arsında yaygınlaştırmaktadır.
Bu hareketin içinde fiilen yer alan ve bu stratejiyi
icra eden şahıslara Ekümenist denilir.
Bu Ekümenik "ideolojiye" de Ekümenikalizm
denilir. Fener Patrikhanesi, bu ideolojinin yeryüzündeki
Ortodoks temsilcisidir. Bu nedenledir ki
günümüzde Fener Rum Patrikhanesi bir Din'in olmaktan
çok bir "İdeoloji"nin siyasi strateji
üretim merkezi durumundadır.
Ekümenik Patrik
Olur mu?
Sıra geldi son
günlerde en çok tartışma konusu olan Ekümenik
Patrik kavramına. Bilindiği gibi İstanbul
Fener Rum Patrikhanesi'nin ruhani lideri I.Bartholomeo
kendisinin bu sıfatla kabul edilmesini istiyor
ve bu alanda yoğun çalışmalar yapıyor. En son
19 Nisan günü AB Parlamentosu' nda bu sıfatla
bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında Patrik' in
neler söylediği önemli değildir. T.C Dışişleri
Bakanlığı bu inceliği bilir. Önemli olan Patrik'
in "Statüsü"nün AB Parlamentosu tarafında
kabul edilmesiydi. Sırf benzetme amacıyla yazıyorum.
Biriler çıkıp Apo'yu TBMM'ye getirseler ve Apo'da
Türkiye'yi öven bir konuşma yapsa, bu hiçbir anlam
taşımaz. Ama Apo'nun "Statüsü"nün TBMM
tarafından kabul edildiği anlamına gelir.
Ama bu yazının konusu bu değil Ekümenik Patrik
olayına dönüyorum.
Ekümenik Patrik nitelemesini ilk kullanan Patrik
Johan 'dır. İstanbul Patriği, kendi topladığı
bir Synod'da (Din Meclisi) kendisine "Ekümenik
Patrik" denilmesini karara bağlamıştır.
M.S 587/588 yılında, İstanbul'da toplanan bu Synod'da
Patrik Johan (Hıristiyan İlahiyatında Acul
diye tanınır) o sırada Papa olan 2.Pelaguis'a
karşı kendisine bu sıfatı yakıştırmış ve güç yarışına
girmiştir. Papa, Acul (Hızlı Davranan) Johan'ın
kendisine bu sıfatı aldığını duyunca derhal harekete
geçmiş ve Bizans'taki delegesine (apocrisiorius)emir
vererek Hıristiyanlığın en önemli töreni olan
Eucarist'e ( Şarap ve ekmek) katılmasını
yasaklamış ve kendisine Ekümenik diyen patriğin
yöneteceği ayinlerin Hıristiyanlığa aykırı (bir
anlamda Şirk) olacağını söylemişti.
Pelegius' tan sonra Papa seçilen Gregory de Acul
Johan'ın bu sıfatı kullanmasına şiddetle karşı
çıkmıştır. Şu ünlü söz Gregory tarafından Patrik
Johan için söylenmiştir. " Patrik lakabına
uygun olarak hızla sıskalaşırken, kibiri de hızla
büyüyor."
Gregory, Patrik'in bu sıfatı kullanmasını Hıristiyanlığa
karşı ve Canon denilen kilise konseylerinin yasalarına
aykırı olduğunu vurgulamıştı. Roma Kilisesi'nin
Başpiskoposu Patrik Johan'ı İsa'nın yolundan çıkmışlıkla
suçlamış ve kendisinin "Anti Christ"
(Deccal) in öncüsü olduğunu söylemişti.
Gregory tezini İmparator Mourice'e de anlatmıştı.
İmparator bunun üzerine kiliseyi çok umursamadığını
belirtmiş ve aynen"Böyle budalaca bir kelime
uğruna iki kilisenin arası bozulmamalı"demiştir.
Bunun üzerine Acul Johan, Roma tarafından kabul
edilmeyen bu sıfatı taşımayı sürdürmüştür. Johan
595 'te ölünce yerine patrik yapılan Curicus (595-603)
da aynı sıfatı kullanmış ve Kadiköy Konseyi diye
bilinen din meclisinin kararlarına sadık kalan
patrikler tarafından bu sıfatla anılmıştır.
Katolikler ise Ekümenik kavramını, çeşitli zaman
aralarıyla toplanan konseyler için kullanmaktadırlar
Patrik'in şahsı için olmaktan çok Örneğin Hıristiyanlık
tarihinde çok önemli anlam ve rolleri olan Toledo
konseylerinden 4 , (634) 6 . (638) ,11. (675)
ve 15. (693) Konseyler, Ekümenik konseyler olarak
anılmaktadır. Bu konseylerde Bizans'ın ruhani
önderleri sadece İstanbul Kilisesi'nin Başpiskoposları
olarak anılmışlardı, kendilerinden Patrik diye
de söz edilmemişti.
(*) Bu
stratejinin günümüz dünyasında en etkili olmuş
üç temsilcis şunlardır.
ECEC (Avrupa İşbirliği İçin Ekümenik Komisyonu)
WCC ( Dünya Kiliseler Konseyi)
CCREC (Avrupa İşbirliği İçin Hıristiyan Sorumluluğu
Komitesi)
-
Geri -
|