|
17
Ekim 2002
Ortadoğu
yerine "Doğu Akdeniz" güvenliği kimden
sorulacak?
Musatafa YILDIRIM
"Concept"
terimini çok sevdiler. Yüzlerce yıldır "Ortadoğu"
olarak bildiğimiz bölgenin adını birdenbire "Doğu
Akdeniz" yaptılar. Ardından "Ortadoğu
Barış ve İstikrar" sürecini, "Doğu Akdeniz'in
Güvenliği"ne çevirdiler. "Türkiye güvenlik
stratejisi ihraç etmelidir," dediler. Bu
yetmeyince Macar-İngiliz-Amerikan Musevisi (T.C.
'ne yürekten bağlı Musevi ya da Yahudi yurttaşlarımızı
ayrı tutuyoruz) George Soros, "Türkiye asker
ihraç etmelidir!" dedi.
ABD, "Saddam" deyip, Ortadoğu'nun siyasal
sınırlarını değiştirdi. Irak'ın kuzeyinde ABD-İngiliz
uzmanları denetiminde sözde "üniversite"
kuruldu, Barzani ve Talabani aşiretlerinin elemanlarına
"politika" ve "demokrasi"
öğretildi. Irak'a "demokrasi" getirme
örtüsü altında, federatif sınırlar çizmek için
siyasal ve iktisadi alt yapı oluşturdular.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, birbuçuk yıl
önce, Davos' da toplantıdayke, kendisini telefonla
arayan Bush'un, "Arkanızdayız,", dediğini
açıklamasından kısa bir süre sonra, "Maalesef
orada fiili bir devlet kuruldu" deyiverdi.
İki gün önce Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı,
"Bağdat yönetimi altında olmak üzere federatif
devlet kurulmasına, (..) Türkmen, Şii, Kürt federatif
yönetimleri kurulmasına ses çıkarmayız" türünden
bir açıklama yaptı. Ama, Bağdat'ın kimin yönetiminde
olacağı anlaşılamadı.
ABD, Kuzey Irak'ı gösterip, İsrail'in bağnaz,
dinci yönetimi komutasındaki ordusu, ABD silahlarıyla
Filstin'de soykırım ve tehcir uyguluyor, ABD iş
makinalarıyla Filistinlilerin evlerinin üstünden
geçiyor. Türkiye susuyor. Dincisi, Laiklikçisi,
Milliyetçisi, Atatürkçüsü, Sosyalisti, CHPlisi,
AKPlisi, DYPlisi, Kuvayı Milliyecisi, Osmanlıcısı
v.b. susuyor. Ne de "concept" deyip
geçiyorlar. Oysa Ortadoğu'da gelecek yüzyılın
sınırları çiziliyor. Tıpkı, seksenbeş yıl önce
olduğu gibi! Düğmeye basıp Türkiye'yi iktisaden
bunalıma sokanlar, Türklerin bağımsızlık, zayıfın
yanında olma, "sulh"dan yana durma,
adaletli düzene saygılılık, kısaca erdemlilik
ruhunu satın almak istiyorlar ve bunu kısmen de
olsa başarıyorlar.
Neden mi?
Çünkü, her suskunluğun ağız bantları geçmiş on-onbeş
yılda üretildi. Bugün Irak'a "demokrasi"
getirenlerin, Türkiye'ye de "demokrasi(!)"
getirecekleri kesin. Yakın tarihe dönüp, taşların
nasıl döşendiğini anlamak için "project
democracy ağında Türkiye" kitabından iki
alıntı daha yaptık. "project democracy"
ağında Türkiye, s.48-49 ve s.120-123'den alıntılar
yapmamıza izin veren kitabın yazarına teşekkür
ederiz.
<<ABD-İsrail çıkarlarına uyumlulaştırmak
Bu çağda, vatan-ulus önceliğini savunan eski takıntılar
ne denli yersiz değil mi? Ve ARI'lar bu yersizliği
göstermek istercesine, gezilerini sürdürdüler;
olumlu sonuçlar da aldılar. WINEP'in uzmanı Alan
Makovsky'yi, 8 Haziran 1999'da, sıcağı sıcağına
İstanbul'da konuk ettiler.
Alan Makovsky, uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı
İstihbarat ve Araştırma Bürosu'nda, Güney Avrupa
Yakındoğu şefi olarak çalışmıştı. Makovsky, Körfez
savaşı sırasında ABD ordusuna siyasi danışmanlık
da yapmıştı. Daha sonra WINEP'de Türkiye masasının
başına getirilen Makovsky, Türkiye ile ilgili
konularda olağanüstü çalıştı. Türkiye'den başbakanları,
bakanları, WINEP'de konuk edip konuşma yapmalarını
sağladı. İşte böylesine becerikli bir yönlendirici
uzman olan Makovsky, ARI'ların "kanaat
önderleri" sınıfına giren cinstendi.
Ne ki, Makovsky'den, bağımsız bir bilimci tavrıyla,
Türkiye-Ortadoğu, Türkiye-ABD, Türkiye-Ortadoğu
ilişkilerini inceleyip, makaleler yazması beklenemezdi.
Onun işi, görevlisi olduğu devletin milli çıkarlarına
uygun işler yapmaktı.
Makovsky ile gerçekleştirilen ön görüşmenin ardından,
ARI'ların ilk büyük konferansı İstanbul'da, The
Marmara Oteli'nde başladı. "Doğu Akdeniz'de
Güvenlik ve İşbirliği Konferansı"nı BESA
(Begin Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi) ve
Almanya'dan FSN (Friedrich Naumann Stfitung) ile
birlikte düzenlediler.
ARI'nın hareketi böylece, yetkililer katında tam
bir kabul görme onurunu elde etti. Başbakan Ecevit,
Başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli, Milli Savunma
Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, Dışişleri Bakanı
İsmail Cem İpekçi, İçişleri bakanı Sadettin Tantan,
Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel birer telgraf yolladılar.
ABD Başkonsolosu ve İsrail Başkonsolosu da konuştular.
Konferansın finansmanını, Amerikan örgütü IRI,
Alman örgütü FNS ve Cerrahoğlu karşılamıştı.
Ev sahibi ARI Derneği'nin koordinatörü Kemal Köprülü,
"Batı ile, özellikle Amerika Birleşik Devletleri
ile bağlantılı istikrar sağlayıcı faktörler olarak
Türkiye ve İsrail'in bölgedeki rolü gerçekten
büyük önem taşımaktadır," diyerek, ABD'nin
belirleyici önderliğini ve Ortadoğu'da Türkiye'ye
düşen rolü vurguladı. Köprülü, "..bu konferansı
düzenlemekteki temel amacımız; bölgedeki sorunların
irdelenmesini sağlamak ve dünyadaki siyasi şekillenmelere
Türkiye adına katkıda bulunmak olacaktır,"
diye ekleyerek, ARI'ların Türk dış politikasındaki
önemini de ortaya koydu.
WINEP'den Alan Makowsky konuşmasında, Özal'ı derin
bir saygıyla andı. İster 'demokrat' ister 'Cumhuriyetçi'
her ABD'li görevlinin teslim ettiği gibi, Makowsky'e
göre de, Türkiye'nin dış politikasında etkinlik,
Özal ile başlamıştır. Körfez savaşında ABD ordu
danışmanı istihbaratçı Makovsky, Türkiye'yi komşularına,
özellikle Irak'a karşı kışkırttı. Makovsky'ye
göre Türkiye, her zaman ve her daim ABD ve İsrail'in
yandaşı olmalıdır. Çünkü, Türkiye'nin kimi komşularında
kitle imha silahları vardır ve bunlar Türkiye
için tehdittir.
Peki, İsrail'deki kitle imha silahlarının ve Ortadoğu'nun
en büyük, en modern araçlarla donatılmış İsrail
ordusunun durumu nedir? Vakıf-Institute-thinktank-
hareket(derneği) eliyle yürütülen konferans buluşmalarının
gizi buradadır. Yabancılar gelecektir, ABD Milli
Güvenlik Komitesi'nin onayından geçirilmiş tehdit
değerlendirilmesine dayalı yönlendirmeyle Türkiye'yi
"aktif" olmak için ikna edeceklerdir.
Tıpkı Özallı yıllarda olduğu gibi.
Konferansta kimse de kalkıp, "Türkiye'nin
komşuları, Türkiye'yi nasıl tehdit ediyorlar?
Bu aktiflik dediğiniz hangi petrol işine bağlanıyor?"
diye sormamıştır da! Böyle sorulara ne gerek vardı?!
Sonra bir başkası kalkar ve "Irak, ABD'yi
tehdit etmiş miydi?" diye soruverir. Belki
de bir başka acı soru daha yöneltir bu art niyetli
kişi: "Irak'ın silahlanmasın da kimin payı
var?" Daha bir başka münafık da, "Bir
koyup üç alalım dedik, nerede üç? Nerede Özal
ve aktifliğin sonu? Bölge istikrarı illaki, ABD
ve Avrupa petrol kartellerinin ve İsrail'in egemenliğine
mi bağlı?" diye sorabilirdi. Ne ki, bu soruları
sormak için, birazcık "Milli" ve çokça
da "Yurtta sulh, dünyada sulh" ilkesini
içtenlikle savunuyor olmak gerekiyor. İyi de,
böylelerini bu tür toplantılara kabul ederler
mi dersiniz?
"Stiftung"dan ABD-İsrail güvenliği
ve Karanlıklar Prensi Perle
Bu konferansın
"Project Democracy" ile doğrudan ilişkisini
anlayabilmek için düzenleyicilerden, Alman FNS'un
Türkiye temsilcisi Dr. Wilhelm Hummen'e kulak
vermek gerekiyor. Temsilci öncelikle, Stiftung'un
16 ülkede "faaliyet" gösterdiğini belirtti.
Onun derdi, Ortadoğu'dan çok, Türkiye'ye demokrasiyi
öğretmek; bunun ardından da, Türkiye'ye demokrasiyi
yerleştirmektir. Bunu sağlayacak olan da liberallerdir,
kendi deyimleriyle, "Bireycilik ve politik
tolerans.." Stiftung sözcüsü Hummen,
Türklere her ne olursa olsun liberalliği de, demokrasiyi
de, öğretmeye kararlıdır. Bakın Hummen ne de açık
sözlü:
"Seminerler ve çeşitli çalışmalarla Türkiye'de
liberal düşünceyi tanıtmayı ve yerleştirmeyi amaçlıyoruz.
Türkiye'de özellikle Liberal Demokrat Parti, Arı
Hareketi ve genç girişimcilerle ortak çalışmalar
yapıyoruz. Amacımız, Türkiye'de etkin bir sivil
toplum örgütü yaratabilmek; çünkü sivil toplum
bütün alternatifler içerisinde en iyisidir."
Ne denebilir ki?! Türkiye'ye demokrasiyi yerleştirme
görevi, Türkler'in becerebileceği bir iş sayılmıyordu
ki, elin adamı geliyor, "sivil toplum örgütü
eğitimi" adı altındaki "atölye"
çalışmalarıyla, "etkin bir sivil toplum örgütü
yaratmayı" hedeflediğini açıkça ve övünçle
söylüyor. Bu çalışmalrın suyunun yanıtı da, NED
oluyor. NED kaynaklarından beslenen IRI'lerin
açtığı yolda, "kanaat önderleri"
nin çizdiği rotada, İsrail kurslarının eğiticiliğinde,
şu Türkler'e her bir şey öğretilecektir. Alman
temsilci, hızını alamıyor "Bu noktada;
gerek Friedrich Naumann Vakfı, gerekse Arı Hareketi,
Türkiye'deki liberal düşüncenin köşe taşları olacaktır,"
sözleriyle demokrasi projesinin taşlarını yerli
yerine oturtmaya çalışacaktır.
ARI ve İsrail destkçisi örgütlerin ortak konferansında,
oturum başkanlığını Alarko Holding Yönetim Kurulu
Başkanı İshak Alaton'un yaptığı "Doğu Akdeniz'de
Bölgesel Güvenlik" paneli daha da ilginçtir.
Panelin "Stratejik Konular" başlığı
bölümünde konuşan ABD Girişimcilik Enstitüsü'nden
eski operatör Richard Perle , ABD, İsrail ve Türkiye
ilişkilerine değindi.
Karanlıklar prensi olarak ünlenen Perle tam bir
yönlendirme ustası olduğunu gösteriyordu:
"Doğu Akdeniz'de güvenlik konusunda Türkiye-İsrail
ve ABD'nin inisiyatifinden bahsedildiği zaman,
her üç ülkede de hükümetler demokrasi ile yönetiliyor
ve yöneticiler halk tarafından seçiliyor. Her
üç ülkede de kanun hakim. Her üç ülkede serbest
piyasa ekonomisi uygulanıyor. Bu üç ülkenin demokratik
toplumlar savaş çıkarmaz ve şiddet yanlısı değildir.
Türkiye, İsrail ve ABD, terörizmden etkilenen
ülkeler olarak ortak çalışarak, harekete geçilmesi
gereken yerlerde birbirlerine destek vereceklerdir."
"Karanlıklar prensi" sanına uygun işler
yapan Perle 2002 Eylülünde bu üstün öngörüsünü
öyle bir kerteye ulaştıracaktır ki, Irak'ta 11
Eylül 2001 saldırısını gerçekleştirenlerin Irak
devlet başkanı ile görüştüğünü kanıtlamak için
çırpınıp duracaktır. Bu gelişmeleri sonraya bırakalım
ve panele dönelim.
Aynı panelde söz alan Begin-Sadat Stratejik Etüdler
Merkezi (BESA)'nden Prof. Barry Rubin şu noktalara
dikkat çekti:
"Rusya ve ABD'nin bölgedeki rolünü iyi görmek
lazım. Türkiye-İsrail yakınlaşmasının yanı sıra
Amerika'nın barışa desteği de son derece önemli,
ABD, Irak konusunda kredibilite kaybetmiştir.
ABD-Suriye ilişkilerinde, Amerika'nın yumuşak
metodu hiçbir sonuç vermemiştir. Bu konuda Türkiye'nin
izlediği politika çok daha etkili olmuştur. Bölge
için şu fırsatlar vardır: Radikal ülkelerin çoğu
zayıf, soğuk savaş bitti ve Türkiye son 70 yılda
inanılmaz bir değişim ve ilerleme gösterirken
Arap ülkeleri tüm zenginliklerine karşın oldukları
yerde kaldı. Belki bundan bir ders alınmıştır."
İsrail'in önemli ideologlarından Rubin'e bir şey
anlatmaya gerek yoktur. Onun yerlilerin marifetiyle
ilettiği şundan ibarettir: ABD sertleşmelidir
ve bu Ortadoğu işlerini bir çırpıda bitirmelidir.
Çünkü bölge ülkelerinin insanları, para pul bolluğuna
karşın bir türlü adam olmayacak denli beceriksiz,
akılsızdırlar.
Sözlerdeki cilayı sıyırıp atarsak, Batı'nın üstün
insanlarından bir ders daha almak kaçınılmaz görülüyor.
Anti-Arap ve dahası, Anti-Doğu ruhu içine işlemiş
Rubin'e, İngilizlerin bölgeye asker çıkarmalarını,
ABD ve Batı desteğinde tarihsel akışı hiçe sayıp
İsrail üs-devletini kurmalarını, bu gelişmelere
direnen ulusalcı Mısır yönetimini dize getirmek
üzere, Mısır'ı bombalamalarını, CIA-İngiliz istihbaratının
"dirty work" operasyonuyla, seçimle
gelmiş İran yönetimini devirerek, ulusalcı gelişmelerin
önünü kesmelerini, bölge ülkelerini esaret altına
alıp, Arap prensleriyle en küçük demokratik oluşumun
önüne geçilmesini kim sorabilirdi? Dahası, İsrail
ve Amerika'nın koruyucu kanatları altında yetiştirilen
HAMAS'ın bağımsız, laik Filistin devletinin kuruluş
sürecindeki işlevini soran çıkabilir miydi?
Bu soruları öne çıkaracak herhangi bir bilim adamının,
sözde "think tank" toplantılarına, "global
forum"a çağrılması olanaklı olamaz elbette.
Böyle bir olanak yaratmak, "düşünce özgürlüğü"
şampiyonlarına uymamaktadır. Onlara uyan, sözde
bilimsel toplantılarda, medya kampanyalarıyla
Türkiye'yi yönetenleri yönlendirmek! Bu iş için
uyumlu yorumları içerden de almak. Bu uyumu iyi
sergileyecek olan Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan
Köni, Akdeniz jeopolitiği ve imparatorlukların
etkilerini anlattığı konuşmasında şunları söyledi:
"Doğu Akdeniz'de güvenlik, Karadeniz, Ege
ve Doğu Akdeniz'deki güvenlikle ilgili ise, Türkiye
çok önemli bir konumda, Ortadoğu ile Batı dünyası
arasında ayrıca bir enerji köprüsü. Ayrıca laik
rejimi ile İslami köktendinciliğe dinamik bir
alternatif oluyor. Rusya, Türkiye'yi dengeliyorsa,
Türkiye de Rusya'yı dengeliyor. Kafkas ve Orta
Asla ülkeleri ile olan ilişkiler ve problemlerde
Rusya'nın etkisini hissetmek mümkün. Barış sürecinin
gelişmesi bölgedeki ekonomik gelişme ve stabilite
açısından çok önemli. Körfez Savaşı ile Türkiye
yalnız olarak değil, aynı zamanda terörizmin yayılması
konularda büyük zarar gördü. Körfez savaşından,
Türkiye'nin tek kazancı, İsrail ile yakınlaşma
ve işbirliğinin ilerlemesi oldu."
Ne yazık ki, konferanslarda Türkiye'nin dışişlerinde
ve önemli davalarında uzmanlaşmış bilim adamlarına
yer yoktur. Ama ne denli ünlü ABD-İsrail yönlendirme
uzmanı varsa İstanbul'dadır. Doğu Akdeniz dendi
mi, elbette bir Yunanlı olmazsa olmaz! ARI'ların
"faaliyet" raporlarında adından söz
edilmemekle, Amerikan Yunanlısı John Sitilides'e
haksızlık yapılmıştır. Bu tutum Amerika'da yetişmiş,
"modern" ve "moderate" ARI'lara
gerçekten yakışmamıştır.
Bu şık olmayan durumun kaynağını kavrayabilmek
üzere, "Moshe Dayan Center" da düzenlenen
"sivil toplum" kurslarına, ABD Cumhuriyetçi
Partisi'nin seçim kampanyası stajlarına, WINEP
ve JINSA'da eğitim sürecine bir göz atmakta yarar
vardır.>>
El parasıyla demokrasicilik yıllarından birinde
<< 1998: NDI meclisteki yasama işlerini
sürdürürken, Müslüman Hukuku Altında Yaşayan Kadınlar
yöresel liderlerin yetiştirecek sivil temsilcileri
eğitiyor, Kürt-Türk çalışmalarına İngiliz sterlini
değiyor; IRI, TESEV ve TBB 450.000 dolarlık proje
yürütüyor, liberaller milletvekillerine yemek
düzenliyor. A.B büyük projelere geçiyor.
- Parayı veren:
NED / Bağış alıcı: NDI / Alt bağış alıcı: Belirtilmemiş
/ Konu: Millet Meclisi / 196.545 $ / Meclis
reformu için 1997'de başlatılan eylemler genişletilerek,
sürdürülecek. (..)
- Parayı veren:
NED / Bağış alan: Avrupa Ortak Zemin Merkezi
/ Alt bağış alıcı: TOSAV / Konu: Medya - yayın,
eğitim / 42.000 $ . (..)
- Parayı veren:
NED / Bağış alıcı: WLUML (İslam Hukuku Altında
Yaşayan Kadınlar) / Alt bağış alıcı: Kadınların
İnsan Hakları için Kadınlar (KIHP) / Konu: Kadınlar,
insan hakları / 38.000 $ / WLUML, NED'den yeniden
destek sağlamıştır. (..)
- Parayı veren:
NED / Bağış alıcı: IRI / Alt bağış alıcı: TESEV
ve TBB / Konu: Millet Meclisi, Siyasi Partiler
/ 450.000 $ / IRI, bir dizi "workshop"
çalışması yaparak, siyasi partiler ve demokratik
reformlarını teknik konularını tartacaktır.(..)
- Parayı veren:
NED / Bağış alıcı: Helsinki Yurttaşlık Derneği
/ Konu: (Örgütlenme) Eğitim / 31.000$ / Cemiyet,
örgütsel yapısını güçlendirecektir. Yeni üyeler
kazanacak ve öteki NGO'ları örgütlenme konusunda
eğitecektir. (Van ve Mersin'de.)(..)
- Parayı veren:
NED aracılığıyla WESTMİNSTER / Bağış alıcı:
TOSAV / Konu: Medya ve Yayın, Eğitim / 6.250
£ / Sivil gelişmeyi, demokratik değerleri ve
süreçleri konu alan radyo programlar yayınlanacaktır.(..)
- Finansal Anlaşma
/01-98 / Operasyonel Ortak: TOBB / Proje: Avrupa
Türkiye İş Merkezleri inşası / Toplam tutarı:
18.635.000 euro / A.B katkısı: 17.300.000 euro.
(..)
- Finansal Anlaşma
/05-98 / Operasyonel Ortak: Boğaziçi Üniversitesi
/ Proje: Teknoloji Temelli Eğitim ve Yetenekli
İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi / Toplam
tutarı: 2.182.000 euro / A.B katkısı: 1.800.000
euro.(..)
- Finansal Anlaşma
/06-98 / Operasyonel Ortak: Marmara Üniversitesi
A.B Enstitüsü / Proje: Türkiye'de insan haklarını
iyileştirme seminerleri / Toplam tutarı: 300.000
euro / A.B katkısı: 250.000 euro. (..)
- Finansal Anlaşma
/07-98 / Operasyonel Ortak: Sınır Tanımayan
Gazeteciler (Reporter Sans Frontiers) / Proje:
Türkiye'de basın özgürlüğü hakkında 'enfermasyon'
alışverişi ve toplanması merkezi / Toplam tutarı:
43.140 euro / A.B katkısı: 35.000 euro. (..)
- Finansal Anlaşma
/08-98 / Operasyonel Ortak: KEDV / Proje: Türkiye'de
çevre geliştirmek üzere kadınların desteklenmesi
/ Toplam tutarı: 358.400 euro / A.B katkısı:
200.000 euro. >>
WINEP (Washington
Institute for Near East Policy): İsrail'in ve
ABD'nin Ortadoğu girişimlerine siyasal ve düşünsel
taban oluşturmak üzere kuruldu. T.C. yöneticileri
bu örgütü sık sık ziyaret eder.WINEP'in bir ayağı
İstanbul'dan eksik olmaz. WINEP her yıl Özal'ı
anar ve onun Ortadoğu'da uyguladığı "aktif"
politikayı yad eder. A. Makovsky, ABD ordusunun
Ortadoğu eylemlerinde danışmanlık görevi yapmıştır.
İstanbul'lu Musevi, istihbarat görevlisi, Kürt
destekçisi Henry Barkey (Fuller ile Apo'yu görmek
üzere İtalya yollarına düşmüştü) de etkindir.
Henry Barkey evinde siyasal yaşamımızın değişen
dinci siyasetçilerini konuk etmiş, ABD Deniz (Kuvv)
Klubünde, ABD'deki Nurculuk uzmanlarını, Sabancı
Ü. öğretim üyesini, RAND danışmanı Sabri Sayarı'yı
yemekte buluşturmuştu.
Zehra Güngör, Milliyet, 15 Haziran 1999
Richard Perle: George Soros'un önemli adamlarından
Paul Reichmann, önceleri Olympia-York noteridir.
Macaristan doğumlu bir Musevi olan Reichmann,
Soros'un gayrimenkul fonu, Quantum Realty'nin
ortağı ve aynı zamanda İngiliz-Kanada yayın grubu
"Hollinger" şirketinin yönetim kurulu
üyesidir. Henry Kissinger ve İngiltere Dışişleri
eski Bakanı Lord Carrington da, Hollinger'ın yönetim
kurulu üyeleridir. Lord Carrington, aynı anda,
Kissinger Associates (New York)'in de, yönetim
kurulu üyesidir.
Hollinger, Kanada'da London Daily Telegraph ile
İsrail'de yayınlanan Jerusalem Post gazetelerinin
sahibidir. Bu gazeteler, İsrail'in bölgesel egemenlik
politikalarını destekleyen yayınlar yapar. Hollinger'in
bir başka ünlü yöneticisi de, Richard Perle'dir.
Deneyimli istihbaratçı Perle, 2001 yılında, Pentagon'da
Savunma Politikası Yönetimi (Defence Policy Board
)'nde görevlendirilmiş ve Irak yönetimine karşı
müdahaleyi onaylatmak üzere propagandayı yönetmektedir..
moderate: (İng) Ilımlı. ABD raporlarında 'siyasal
İslam' örgütleri ve F.Gülen gibi kişiler için
"moderate Islamic Leader" olarak kullanılmaktadır.
RSF, Paris metrosunda, diktatörler gelen geçenin
ayakları altında çiğnensin diye dünya haritasını
yere renkli olarak resmetti. Türkiye' haritasında
da Gen. Kur. Bşk. Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun
portresi bulunuyordu. Aydınlık dergisinin yayınından
sonra birkaç Türk genci haritayı örtmek için boyadılar.
Aydınlık, 12 Mayıs 2002, Sayı: 773, s.3-9. Ayrıca
RSF için Bk. Bölüm:İstanbul'da İki Kere İki Gün.
KEDV: Ishak Alaton'un eşinin kurduğu uluslararası
örgüt GROOTS'a bağlı. Alaton, George Soros'dan
bu vakıf için yardım istemişti. Bk. Bölüm: İstanbul'da
İki Kere İki Gün
1999 belgesine göre: 10., 11. ve 12. projeler
sözleşme imzalama; 7-8-9. projeler de finansal
anlaşması imza aşamasında.
-
Geri -
|