"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Haber
      Okuyucu Köşesi
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

09 Ocak  2004

KIBRIS’TA ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ?

                                                              Ş.Osman ARAS (*)

            KIBRIS görüşmelerinin takvimi belli oldu. Müzakereler 19 Şubat 2004 günü Lefkoşa’da başlayacak. Taraflar 22 Mart’a kadar Annan Planı üzerinde anlaşmaya ve nihai bir Anlaşma metni belirlemeye çalışacaklar. Ada’daki Türk ve Rum toplumu temsilcileri 22 Mart’a kadar anlaşmaya varamazsa; Türkiye ve Yunanistan’ın da müzakerelere katılımı ile 29 Mart’a kadar nihai metnin hazırlanmasına çalışılacak. Yine de olmazsa; boşlukları BM Genel Sekreteri Kofi Annan dolduracak ve 21 Nisan günü Ada’daki Türk ve Rum toplumlarının referandumuna sunulacak.

         New York’taki BM Merkezinde başlatılan zorlu maratonun 1 Mayıs 2004’e kadar uzanan kulvarındaki kilometre taşları böyle. Ancak, kimlerin gönlünde hangi aslanlar yatıyor? Kısaca bir durum tespitinde yarar var:

a. ABD ve İngiltere (Anglo-Amerikan) koalisyonu açısından:

ABD ve stratejik ortağı İngiltere olayın baş aktörleridir. Her ne kadar, İngiltere gölgede kalarak Ada’daki Dikelya ve Agritur üslerini dikkatlerden kaçırmak çabası içindeyse de, Annan Planı’nın aslında Hanney’in Planı olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Bu Hanney , ünlü Türk düşmanlarından Lord Hanney’in torunudur.

ABD geçen yıl Birleşmiş Milletlere , NATO’ya ve Avrupa Birliğine (AB) boş vererek , Irak’ta yapacağını yapmıştır. Bunun sonucunda da bütün bu kuruluşlar (BM. Güvenlik Konseyi, NATO ve AB) büyük sarsıntı geçirerek , ek yerlerinden bölünmüşlerdir.

ABD , hem Alman yayılmacılığının yeniden hortlamasını önlemek ve hem de Rusya’nın eski Varşova Paktı ülkeleri üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırmak için, Avrupa’da üslendirdiği kuvvetlerini Polonya , Macaristan ve Romanya’ya kaydırma hazırlığı içindedir. Bu konuşlanma , ABD’nin “Küreselleşme” sürecindeki “Avrasya” stratejisinin ortaya çıkardığı bir ihtiyaçtır.

Ancak bu yeterli değildir. Bu stratejinin Türkiye ve Kıbrıs jeopolitiği ile desteklenmesi de hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda , Kıbrıs’ı Akdeniz’in doğusundaki bir kaya yığını imiş gibi gören taş kafalılara duyurulur: Kıbrıs Ortadoğu’yu , Süveyş Kanalı’nı , Kafkasya’yı ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e akıtılacak olan petrol ve doğalgaz terminallerini kontrol altında tutacak olan , devasa bir uçak gemisidir.

b.AB açısından:

       Ada,hiç kuşkusuz AB için de hayati derecede stratejik öneme sahiptir.Ancak,“Küreselleşme” sürecindeki ABD’nin ihtirasları karşısında ve de İngiltere, İspanya, İtalya’nın ABD’nin dümen suyunda gittiklerini görerek , başını daha büyük belalara sokmamak için ihtiyatlı davranmaktadır. Ne de olsa , Ada 2003 Nisan’ından bu yana hukuken , 1 Mayıs 2004’te de fiilen AB’nin “müktesabatına” girecektir. AB bekleyip görecek ve ABD – İngiltere koalisyonuna karşı ne yapıp yapamayacağına ileride karar verecektir.                                                                 

         c.AKP İktidarı açısından:

         Gerek ABD gezisi ve gerekse Kıbrıs Politikası, 28 Mart yerel seçimlerine endekslenmiş gibi görünmektedir. Ancak, Sayın RTE ateşle oynamaktadır. Oldu-bittilerle uygulamaya  koyduğu “Zapsu” tarzı dış politikalar, ilerde başımıza çok dertler açacaktır.                                                          

d.Başkan Bush açısından:

         Haziran’da İstanbul’da yapılacak NATO Toplantısına, Gordium (Polatlı)’daki kördüğümü keskin kılıcı ile çözen bir “İskender” edası ile çıkıp gelebilmek ve ardından , ABD’deki Başkanlık seçimlerinde Kıbrıs konusunu malzeme olarak kullanmak Başkan Bush’a çok tatlı gelecektir.

         e.KKTC. Başbakanı açısından:

         Oğul Denktaş’ın sağladığı bir sandalye fazlası ile, 50 üyeli KKTC. Meclisinde , diken üstünde oturan Bay M.Ali Talat bu gelişmelerden çok mutludur. Gözünü diktiği hedef Sayın Denktaş’ın koltuğudur. 

         f. Sayın Rauf Denktaş açısından:

         Sayın Denktaş seksen yıllık yaşamında sayısız gaflet, dalalet ve ihanetlerle yüz yüze gelmiştir. Ancak, Tanrı O’nu hep yüz akı ile zorluklardan düzlüğe çıkarmıştır.Dileriz, bu kez de öyle olacaktır. O’nun tek ihtirası; milletinin bekası ve onurudur. Sayın Denktaş Ada’da , sadece Kıbrıs Türk Toplumunun değil , Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk Dünyasının ve hatta Avrasya’nın geleceği ve güvenliği için direnmektedir.Kuva-yı Milliyeciler, Müdafaa-i Hukuk’un yılmaz neferleri, Sayın Denktaş’ın emrindedirler.

 

(*) Şahap Osman ARAS , Emekli Kurmay Albay (İZMİR)


 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |