 |
 |
 |
ANKARA'DA BİR EOKACI
Cem BAŞAR
Yunanistan Dışişleri Bakanı MOLİVYATİS Ankara’da.
Şimdi MOLİVYATİS’i tanıyalım. Yunanistan’da yıllarca
Dışışleri Bakanlığı yapmış olan EVANGELOS AVEROF yayınlanan
anılarında şöyle tanıtıyor:
“Türk-Yunan Başbakanlarının iki ülke arasındaki “Dostluk
ve Kardeşlikten” bah¬settikleri 7 Mart 1953 günü Atina’da
“Büyük Britanya Oteli”nin “328” numaralı odasında, Kıbrıs
Başpiskoposu Makarios, Albay Grivas, Türkiye’ye karşı
her zaman iki yüzlü bir politika izlemiş bulunan politikacı
Evangelos Averof, General Nikolaos Papadopulos, iki
bakan ile üç general ve Yunanistan’ın yeni Dışişleri
Bakanı PETROS MOLİVYATİS, ‘Yunan Bayrağına, Incile ve
Silaha” el basarak şu yemini ettiler.
‘Mukaddesat adına ve hayatımı feda pahasına, en ağır
işkencelere tahammül göstererek, Kıbrıs’ın, Yunanistan’la
birleşmesi (Enosis) konusunda sır vermemeye ve bu hedefe
ulaşmaya yönelik emirleri, itiraz etmeden yerine getireceğime
and içerim.”
Yunanistan’da, 1954 yılı başlarında “Enosis” faaliyetleri
ile ilgili örgütlenme başlamıştı. 28 Ağustos 1954 pazar
günü sabahı, subay, devlet görevlisi, politikacı, oğretmen
ve ışadamlarından oluşan yüzden fazla en üst düzeyden
Yunanlı, Atina’nın Kifisia semtinde bir kilisede toplanarak,
büyük “Enosis” yeminini ettiler.
Bu törene ismen davet edilen ve ancak kimlik tesbiti
ile kilisenin kapısından içeri girebilenlere, Albay
Grivas, Kıbrıs’ta Enosis mücadelesini başlatmak için
toplandıklarını anlattı. Daha sonra. Yunan kilisesi
Başpiskoposu Spiridon, törene katılanlara şu yemını
ettirdi:
“Mukaddes azizlerin tasvirleri önünde, dinimize bağlı
olarak yeminimizi edelim. Ölüme kadar milli davaya (Enosis’in
gerçekleştirilmesi) sadık kalacağız. Yolumuzdan geri
dönmeyeceğiz. Hiç kimseye taviz vermeyeceğiz. Hiçbir
şekilde anlaşma yoluna gitmeyeceğiz. Bize karşı kullanılacak
kuvvet ve baskılara direneceğiz. Ayakta duracağız. Hedefimiz
Enosis.. sadece Enosis olacak”. Bu toplantıda yemin
edenlerden biri de, PETROS MOLİVYATİS idi.
Yunanistan’ın eski Dışişleri Bakanlarından Evangelos
Averof, “Kaybolmuş Fırsatlar” adlı kitabında, Dışişleri
Bakanı olduğu 1956’da, Konstantin Karamanlis hükümetinin
EOKA’ya hangi yollardan silah yolladıklarını, Birleşmiş
Milletleri nasıl kandırdıklarını bir ifşaat olarak anlatır.
Averof, Dışişleri Bakanı olunca ilk işi, Kıbrıs’a kendi
adamları olan diplomatları atamak olmuştu. Bunlar, sonradan
büyükelçi derecesine yükselmiş olan genç diplomatlar
Angelos Vlahos ile Aristos Fridas idi. EOKA’nın lideri
Albay Grivas’la bağlantı kurma görevi General Manelaos
Pandelidis’e verilmişti. Averof’un EOKA örgütü içindeki
kod adı “İsakios”, Makarios’un “Haris”, Grivas’ın “Yeros”
idi. Lefkoşa’daki Konsolosluk memurları, EOKA içinde
“Kseros”, “Glavkos”, “Fedon” gibi isimlerle tanınıyorlardı.
Averof, Atina’nın, EOKA’ya hangi yollardan silah sağladığını
ve yolladığını şöyle anlatır:
“1956 yılı başlarında Andreas Azinas daha sonra da Makarios’un
yakın arkadaşlarından Papaz Papamiltiyadis’in kızı Marula,
Atina’ya gelerek yerleştiler. Bunlar Kıbrıs’a gönderilecek
silah ve cephaneyi sağlayacak ekibi oluşturacaklardı.
İngilizlerin bu milliyetçi iki genci terörist olarak
aramaları, bize problemler yaratıyordu. Ingilizler’in
bu konudaki diplomatik girişimlerini “Bilmiyoruz. Atina’da
değiller..” şeklinde cevaplarla geçiştirmeye çalışıyorduk.
1956 yılı ortalarında durum biraz yatışmıştı. Onları
koruma konusunda karar almıştık Etraflarında bir güvenlik
ağı kurmuştuk. Onları bize ait evlerde gizlemiştik.
Bu operasyonun en güç yanı, gizlilik konusunda gösterdiğim
hassasiyet ve ısrarımdı. Kıbrıs’a kaçırılan silahların
tesbit edilmesi halinde doğacak en ufak bir şüphenin
ortalığı kanştıracağını bildiğim için, böyle bir durumun
belirmesi halinde sevkıyatın derhal durdurulmasında
ısrar ediyordum. YUNANİSTAN’IN, KIBRIS’A SİLAH GONDERDİĞİNİN
OGRENİLMESİ, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN KAPILARINI YUNANİSTAN’A
VE KIBRIS’A KAPATMASI DEMEKTİ. Bu riskli bir işti. Bu
durum, Ada’ya yasal yollardan silah sağlama ve yollama
gerekliliğini yaratıyordu. Böyle bir girişim bize yeni
problemler yaratabilirdi.
Açık kanallardan silah satın alınmasının duyulması halinde
bu da aleyhimize kullanılabilirdi. İngiliz ajanları
hareketlerimizi yakından izlediklerinden ele geçirecekleri
bir bilgi bizi suçlamaları için aradıklan fırsatı onlara
verecekti. Grivas’ın Azinas’a tanıştırdığı üç subay
bu operasyonda önemli rol oynamışlardı.
Bunlar Albay Eksindaris, Binbaşı Gramatikos ve Yüzbaşı
Stavros’dan kurulu bir hücre idi. BU ÜÇ YUNAN SUBAY,
ELLERİNDEKİ OLANAKLARI KUL¬LANARAK, YUNAN ORDUSUNUN
SAGLAM SİLAHLARINI HURDAYA
ÇIKARMIŞ, CEPHANEYİ KULLANILMİŞ OLARAK KAYİTLARDAN DUŞURMEK
SURETİYLE KIBRIS’A GONDERİLMESİ İÇİN AZİNAS’A TESLİM
EDİYORLARDI.
EOKA’ya silah sağlamanın diğer bir yolu da, başka ülkelerden
ve daha ziyade İtalya’dan almaktı. Bu ülkedeki dostlarım
aracılığıyla tabanca, makinalı tüfek ve mermi satın
alarak Kıbrıs’a yolladık.
Italya’dan sevk ettiğimiz silahlar, iki defa tehlikeye
düştü. Bir defasında iki kasa makineli tüfek ile çok
sayıda mermiyi Cenova limanında terletmek zorunda kaldık.
İkinci tehlike, ilkinden daha büyüktü. Diplomatik bir
skandala yol açabilirdi.
İtalya’da yaşayan Theodoros Meletiu adında bir dostum
bize bir parti otomatik silah bulmuştu. Sevk işini ayarlamak
için Atina’ya gelerek benimle görüştü.
Bu işi profesyonel yabancılara yaptırmamak için bir
adamımızı görevlendirmeyi uygun gördük. EOKA’ya silah
gönderdiğimizi, Bakanlığın bünyesinde Lefkoşa konsolosluğumuz
memurları dışında pek az kimse biliyordu.
Bu faaliyetimizi bilen diğer bir kişi de, Yunanistan
Devlet Başkanı Konstantin Karamanlis’in Siyasi Büro
Müdürü Büyükelçi Petrus Molivyatis idi. Molivyatis satın
aldığımız otomatik silahları, Kıbrıs’a gizlice götürme
görevini seve seve kabul etmişti.
Bu diplomatımız, İtalya’da silahları gece teslim almış,
özel hazırlanmış bavullara gizlemek üzere, Meletiu’nun
evine götürüyordu. Yolda polis onları yakaladı. Polisi
atlatmak için rüşvet verdi.
Molivyatis’in bir diplomat olması ve onu bu çeşit görevlerde
kullanmamız bizi düşündürüyordu. Ne var ki, güvenilirliğine,
diplomatik pasaportuna ve be¬cerilerine ihtiyacımız
vardı.”
İŞTE KIBRIS GERÇEĞİ BUDUR.. YEMİNLİ EOKA’CI DIŞIŞLERİ
BAKANI OLURSA TÜRKİYE’Yİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR DEMEKTİR.
|
 |