|
19
Ekim 2002
SEÇİM,SÖYLENTİLER
VE VİRÜSLER
Sedat İLHAN, E.General
Seçim sözcüğünün
ortaya çıkması ile beraber kuramsal söylemler
ortalığı kapsadı. "Bilgi olmadan fikir olamaz
" deyişinin sahibi rahmetli Uğur Mumcu'yu
her gün anmamızı sağlayan, bilgisizce söylenen
fikirleri dinler olduk.Eğer bir söz,yazı ,yani
bir ileti üzerinde bilgi taşımıyorsa onun haber
niteliği taşımayacağı ve fikir için esas olamayacağı
bilinmediğinden ,her türlü söylem rahatlıkla söylenir
oldu. Bu arada bazı bilgilere dayanan varsayımlarda
halkımızın deyimi ile kaynayıp gidiyor.Bugün bu
satırlarla seçim için ileri sürülen ,bazı bilgilere
dayanan fakat ortada kaynayıp giden bazı söylemlerden
söz edecek ve değerlendirilmelerini okuyucularıma
bırakacağım.
KAOS HAREKÂTI
Bir düşünceye göre ABD , petrol için kontroluna
gereksinim duyduğu Ortadoğu'ya İsrail ve Hazar
çevresine Ermenistan ileri karakollarını kurmuş.
Ancak, ABD içinde etkin lobi işlevleri yürütebilen
bu karakollar, bulundukları bölgelerde çevresi
ile kavgalı duruma düşmüş. Bu ülkelerin çevresindeki
yönetimlerin çoğunluğunun antidemokratik oluşundan
yararlanan Amerika, onların en korktukları yerel
ve/veya bölgesel bir kaos silahını elinde tutarak
, kendisine bağlılıklarını sağlayabilmekte ve
ileri karakollarını bir ölçüde şantaj olarak niteleyebileceğimiz
bu politika ile ayakta tutmaktadır.Önleyici Saldırı
( Preemptive Strike ) politikasının uygulanması
ve petrol çıkarı için kontrol altına almak istediği
Irak'a bir saldırı planı düzenleme aşamasında
iken,başlangıçta buna hayır diyen çevre ülkeleri
, ABD'nin yaratabileceği bir yerel/bölgesel kaostan
korkarak , sonradan harekata boyun eğer gözükmüşlerdir.
Bunun bir istinasını Ecevit yönetimi oluşturarak,muhalefetini
sürdürdü.
Buraya kadar olanlarda mantık ve bilgi dışı bir
durumla karşılaşmıyoruz. Ancak, durup dururken
DSP nin ; dışişleri bakanı ve IMF deneyimli devlet
bakanı tarafından bölünmesi , bir seçim atmosferinin
yaratılması , bazılarınca ABD nin olası bir kaos
harekatına bağlandı. Amerika'nın Ortadoğu ve Hazar
bölgesinde sürekli olarak kendine müzahir yönetimler
araması ve Önleyici Saldırı politikasında şahinlerin
ağırlık kazanması bu söylemin yaratılmasına neden
olmuş olabilir. Başbakan Ecevit'in defalarca ,bölünme
ve seçime bir anlam veremediğini belirtmesi de
göstermektedir ki bu olayların bilinmeyenleri
var. Bilinmeyenlerin bulunduğu yerlerde ise boşluklar
söylemlerle dolduruluyor.Bugünkü seçim ve DSP
in bölünmesini bu kaos harekatına bağlayanların
ifadelerinin doğruluk derecesini saptamak olanaksız
olduğu için bu değerlendirmeler sadece bir söylem
olarak kalacaktır.
KOMPLO TEORİSİ
L harfi ince okunan Komplo sözcüğü her ne kadar
, bir kimseye karşı toplu olarak alınan gizli
bir karar anlamında ise de ,günlük yaşantımızda
artık, beklenmeyen her hareket için kullanılır
oldu. Türk yönetimi üç komplo ile karşı karşıyadır
: fanatik din,bölünme ve yolsuzluk girişimleri.
Bu üç olumsuz girişimin önünde bulunduğuna inanılan
bir büyük engel bulunmaktadır : TSK-Türk Silahlı
Kuvvetleri. Bu üç komplo girişimcileri bu engelin
Türk politik hayatından silinmesi için anlaşmış
bulunuyorlar.Yolsuzlukların üzerine Jandarma yolu
ile giden İçişleri Bakanı görevden alındıktan
sonra, anayasal değişikliklerle askerlerin DGM-Devlet
Güvenlik Mahkemelerindeki etkinliklerine son veriliyor.
Arkasından da MGK-Milli Güvenlik Kurulunda sivillerle
çoğunluğu sağlayarak bu kurumun etkinliğini azaltıyorlar.
Bütün bu girişimler için bulunan gerekçe ise AB-Avrupa
Birliği üyeliği oluyor. Bu üyelik için bunlar
yapılmalı deniyor ve on binlerin katili PKK lideri
idamdan kurtarılıyor. Artık fanatik dincilerin,
bölücülerin ve yolsuzluk yapanların önü açılmış
oluyor. TSK engeli ortadan kaldırılmış oluyor.
Oluyor mu ?Hayır, ancak aldandıkları nokta öyle
sanmak istemelerinden kaynaklanıyor. Fanatik dinciler,bölücüler
ve yolsuzluk yanlıları birinci aşama bitmiş ve
ikinci aşamaya olduğuna inanıyorlar.İkinci Aşama:
Bir seçim ortamı yaratılarak kendilerine müzahir
olabilecek bir yönetimin getirilmesini sağlamak.
Yine bu cümleden olmak üzere Başbakan Ecevit,
seçimin bazı olumsuz sonuçlarına katlanmamız gerekeceğini
sürekli hatırlatıyor.
Önümüzdeki seçim ile olumsuzların planının ikinci
aşamasını mı yaşayacağız ? Yetersiz bilgilerle
bir yorum yapmak ve bu komplo teorisini doğrulamak
olanaksız. Ancak, ortada hiçbir gerekçe ve ilgi
yokken Genelkurmay Başkanının resminin diktatörlerle
beraber Fransa istasyonlarına konularak Türk onurunun
çiğnenmesi ve politikacılarımızın bir kısmının
bunu önemli görmeyişi çok dikkatli olmayı gerektirmektedir.
Fanatik dincilerin,bölücülerin ve yolsuzluk yapanların
girişimleri , yani komplo dış desteklidir.
Yukarıda yazılanların bütününün geçerli olmadığını,
bunların uydurulmuş söylemler ve komplo teorileri
olduğunu söyleyecekleri de dikkatle dinlemeliyiz.
. Bunları düşünüp yanlış veya doğru olduklarını
tartışmanın faydasına inanmalıyız. Çünkü bu üç
olumsuzluk: Fanatik din,bölücülük ve yolsuzluk
girişimleri ülkemizin en tehlikeli virüsleridir.
ŞAVAŞTAN DA
DAHA TEHLİKELİ VİRÜSLER
Toplumuz Irak'a
Önleyici Saldırı Konseptine göre yapılması düşünülen
savaş ile çok yoğun bir şekilde meşgul tutulurken,
diğer yandan savaştan da tehlikeli durumların
yaratılma olasılığı belirmektedir: Üç büyük virüs
kendi aralarında ilişkiye geçme çabası içindeler.
Yolsuzluk yapanlarla fanatik din istismarcıları
aralarında anlaşır ve bölücülerin dış destekçisi
AB Parlamentosu da bunu istekleri ile desteklerse,
işte bu durum Türkiye'nin içine gireceği bir savaştan
çok daha vahim tehlikeler yaratabilecektir. Fanatik
din istismarcıları bir taraftan takiyye ile halka
şirin gözükürken diğer yandan yolsuzluk yapanları
aklama çabasına girerlerse ,iktidara gelmeleri
halinde Türk ekonomisi bu günleri halkımızın deyimi
ile mumla arar duruma gelebilecektir.
Çok kötü günler yaşadığımızın idraki içinde olmak
zorundayız.
-
Geri -
|