"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

20 Eylül  2004

            

Sabra  ve  Şatila  Katliamları

Yılmaz DİKBAŞ

 

Bundan tam 22 yıl önce, 16 Eylül 1982’de, yirminci yüzyılın en vahşi, en kanlı katliamlarından biri, Sabra ve Şatila’daki mülteci kamplarında yaşandı.

Başta İngiltere ve Amerika olmak üzere, Avrupa’nın da hem parasal hem de siyasi desteğini alan Siyonist Yahudiler, Filistin topraklarında uyguladıkları bir dizi katliam, işgal, yıkım ve soygundan sonra 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’ni kurmuşlardı. Toprakları ellerinden alınıp sürülen yüzbinlerce Filistinli Müslüman Arap halkı, çeşitli mülteci kamplarına sığınmışlardı. İşte, bu mülteci kamplarından ikisi de Lübnan’ın başkenti Beyrut’un batısındaki Sabra ve Şatila kamplarıydı.

Toprakları işgal edilmiş olan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)’nün direnişçileri de Sabra ve Şatila kamplarında üslenmişlerdi. İsrail, bu direnişçilerin Sabra ve Şatila’dan çıkarılmalarını istiyordu.

Ağustos 1982’nin son haftasında, ABD’nin gözetiminde, İsrail ve FKÖ anlaşırlar. Anlaşma gereği, FKÖ direnişçileri, uluslararası gözlemcilerin denetiminde Lübnan’dan çıkacak, buna karşılık da İsrail, Beyrut’u işgalden vazgeçecekti. FKÖ direnişçilerinin Lübnan’dan çıkmasıyla, Sabra ve Şatila kamplarındaki Filistinli sivillerin can güvenliği İsrail devletinin garantisi altında olacaktı.

İsrail’de, Menahem Begin Başbakan, Ariel Şaron da Savunma Bakanı idi.

Anlaşmaya uyan FKÖ direnişçileri; Amerikan, Fransız ve İtalyan gözlemcilerin denetiminde, 1-10 Eylül 1982 sürecinde kampları terk ettiler.

14 Eylül 1982 Salı günü, Ariel Şaron, kuvvet komutanlarıyla bir toplantı yapar. Şaron, Sabra ve Şatila kamplarına ani bir baskın planlamaktadır. Plana göre, FKÖ direnişçileri kampları terkettikten sonra, İsrail askerleri Lübnanlı Hıristiyan Falanjistlerin de yardımıyla kampları basacak ve kamplardaki sivil Filistinlileri öldüreceklerdi.

15 Eylül 1982 Çarşamba günü, İsrail kuvvetleri Batı Beyrut’u kuşatır, Sabra ve Şatila kampları ablukaya alınır.

16 Eylül 1982 Perşembe günü, Lübnanlı Hıristiyan Falanjistler ve İsrail askerleri fırtına gibi kampları basarlar ve katliam başlar. FKÖ direnişçileri kampları terketmiş olduğundan, ortalıkta yalnız kadınlar, çocuklar ve yaşlılar bulunmaktadır.

17 Eylül 1982 Cuma günü, vahşi katliam sürer.

18 Eylül 1982 Cumartesi günü, Sabra ve Şatila kamplarındaki barbarca katliam doruk noktasına çıkmıştır. Binlerce silahsız, savunmasız Filistinli Müslüman katledilmiştir.

Korkunç katliamla ilgili ilk haberler, kamplardan kaçmayı becerebilmiş bir avuç kadın ve çocuğun, Gazze Hastanesi doktorlarına olanları anlatmasıyla dışarı sızmaya başlar.

Katliamdan sonra kamplara ilk giren gazetecilerden  biri de Amnon Kapeliouk’dur. Bir Yahudi olan Amnon, 3 binden fazla ceset olduğunu duyurur. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, kamplardaki cesetleri sayar, 2 bin 750 kişinin katledilmiş olduğunu saptar.

Sabra ve Şatila kamplarındaki vahşi katliamları öğrenen dünya halklarının yaptığı baskı sonucu, İsrail hükümeti bir soruşturma komisyonu kurar. Komisyonun dolaylı olarak suçlu bulduğu Şaron, Savunma Bakanlığı’ndan istifa eder. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa’nın yansız basını, Ariel Şaron’a, “Lübnan Kasabı” (The Butcher of Lebanon) ünvanını verir.

16 Aralık 1982’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Sabra ve Şatila katliamlarını lanetler ve bunu bir “soykırım” olarak ilan eder.

18 Haziran 2001’de, yani katliamlardan 19 yıl sonra, Sabra ve Şatila’dan sağ kurtulabilmiş 23 Filistinli, Belçika’da mahkemeye başvurarak Lübnan Kasabı Ariel Şaron’un savaş suçlusu olarak yargılanmasını isterler.

17 haziran 2001 günü, İngliz BBC Televizyonu’nun ‘Panorama’ programında “Suçlu” (The Accused) adlı çok çarpıcı bir belgesel yayınlandı. Bu belgesel, 16-18 Eylül 1982’de Sabra ve Şatila mülteci kamplarında yaşanmış olan vahşi katliamın tüm tüyler ürpertici sahnelerini ekrana getiriyor, 2 bin 750 sivilin nasıl katledilmiş olduğunu kan dondurucu görüntüleriyle anlatıyor, kurbanların çoğunun kurşunlanarak değil, işkence edilerek öldürülmüş olduğunu vurguluyor, barbarca katliamın görgü tanıklarını kamera önüne çıkarıp konuşturuyor ve sonuç olarak da bu canavarca katliamın sorumlusu olarak Ariel Şaron’u gösteriyor, asıl suçlu odur, savaş suçları mahkemesinde yargılanmalıdır, diyordu.

21 Kasım 2001 Çarşamba günü, Sabra ve Şatila katliamları, İngiliz Parlamentosu’nun gündemindeydi. Görüşmeler sonucu şu önerge kabul edilip İngiliz halkına duyuruldu:

“1982’de Lübnan savaşı sırasında Sabra ve Şatila’da yaşanan katliamları derinlemesine analiz eden ‘Panorama’ belgeseli nedeniyle Parlamentomuz, BBC Televizyonu’nu kutlamaktadır.

Parlamentomuz, katliamlardan sonra kurulan İsrail soruşturma komisyonunun, İsrail Savunma Bakanı Arile Şaron’u istifaya zorlamış olduğunu dikkate almaktadır.

Parlamentomuz, Ariel Şaron hakkında yeterli ve birinci derecede önemli kanıtlar bulunduğunu, şimdi İsrail Başbakanı olan Ariel Şaron’un savaş suçlusu olarak yargılanması gerektiğini kaydetmekte ve uluslararası topluma çağrıda bulunarak Ariel Şaron’un mümkün olan en kısa zamanda suçlanması gerekliliğini vurgulamaktadır.”

İngiliz Parlamentosu’nun önergesi şu çarpıcı sözle son bulmaktadır:

“İnsanlığa karşı işlenmiş bu korkunç ve nefret verici suç, İsrail’de yürüyüş yapan 400 bin kişi tarafından protesto edilmiştir.”[1]

 

Lübnan Kasabı Ariel Şaron, bugüne kadar savaş suçları mahkemesine çıkarılmamıştır.

Ariel Şaron, 6 Şubat 2001’de İsrail’e Başbakan olmuştur.

İnsanlık tarihine, “Teröristlerin Efendisi” olarak geçen Ariel Şaron, bugün hala Filistin’de kanlı katliamlarını sürdürmekte, toprakları işgal edilmiş Filistinli Müslümanları erkek, kadın, çocuk, yaşlı demeden kıymaktadır.[2]

 

 


 

[1] House of Commomns, Wednesday 21 November 2001, Notices of Motions

[2] Yılmaz Dikbaş, “Teröristlerin Efendisi”, Kasım 2004 (Basım aşamasında)



 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |