"Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

21 Şubat 2003


PEKİ BİZ BU SAVAŞA NEDEN GİRİYORUZ?
Hüseyin MÜMTAZ

Artık son düzlüğe gelmiş bulunuyoruz.. Virajın sonrası "savaş"..
Türkiye büyük bir ihtimalle savaşta ve savaş sonrası ne yapacağını biliyor ama uğruna üs ve limanlarını, demiryolu ve tersanelerini açtığı "stratejik müttefiki" Amerika'nın ne yapacağını halâ bilmiyor.
Türkiye Tayyip'in Emperyal otel köşelerinde tanıksız-tutanaksız ve uluorta konuşmalarına rağmen "devlet" olarak kırmızı çizgilerini belirtmiş durumda.
Türkiye topraklarına göç istemiyor, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti istemiyor, Türkmenlerin haklarına, tabiî bu arada Musul-Kerkük'e de müdahale istemiyor.
Bütün bunlar olurken aklına bile gelmeyen, tartışılması bile mümkün olmayan bir takım uçuk isteklerle karşılaşınca tavrını koyuyor; Türk askerine Türk komutanın komuta etmesi, Türkiye'ye gelecek yabancı askerlerin Türk hukukuna tâbi olması.
Pazarlıklar Türkiye'de dört koldan yürütülürken; Emperyal otel usulü görüşmelere alışmış Amerikan heyetinden, Türk delegasyonunun başı Büyükelçi Deniz Bölükbaşı'na itiraz geliyor. Çok sıkı pazarlık yapıyormuş, değiştirilmesi uygun kanallardan hükümete iletiliyor.
Türkiye'nin malî yönden zararlarının nasıl karşılanacağı meselesini bir kenara bırakıyorum.
Fakat daha komuta kontrol mekanizmasının halledilemediği bir ortamda savaş ertesinde ne olacağının tam olarak bilinememesi içimi sıkıyor.
Amerika'dan her şey beklenir. Amerika en az on yıl güney komşumuz olacak. Usame Bin Ladin bahanesiyle başlatılan "küresel harekât" sonucu Amerika Afganistan'da, Amerika Gürcistan'da ve yarın Amerika Irak'ta..
Dr. Ümit Emre'nin kulakları çınlasın, Allah'tan Türkiye'de şimdiye kadar petrol çıkarılamadı, çünkü muhtemelen Irak'tan sonra sıra, "kaşının üzerinde gözün var" bahanesiyle İran'da..
Sonra kimde?
Emin Değer'e bakarsanız Türkiye'de..
En iyi ihtimalle Amerika tarafından "kuşatılıyoruz".
Biz bu savaşa neden giriyoruz? Bush'un ve karanlık prenslerinin tehditlerine bakarsanız "savaş sonrası düzenlemelerde söz sahibi olmak için".
"Savaşta bizimle olmazsanız sonrasında masada yeriniz olmaz" dediler.
Savaş sonrası planlarını şimdiden bizle konuşmuyorlar, fikrimizi almıyorlar, baştan savma "olur bakarız"larla geçiştiriyorlar. Sonrasında konuşacaklarını ne biliyorsunuz?
Bize hiçbir şey sormayacaklar.
Afganistan'a gittik, Özbek ve Türkmenlerin ve General Raşid Dostum'un geleceği üzerinde etkili olabildik mi?
Bunu bir kenara bırakın üstelik Tümgeneral Akın Zorlu'nun uçağı dönüşte arıza yapınca zorunlu indiği Aşkabat'ta iki saat boyunca enterne edilmedi mi?
Kosova'ya gittik, Kosova'da Türk azınlığın kullandığı Türkçe'nin resmi dil olmasını kabul ettirebildik mi?
Yarın da Kuzey Irak'ta hiçbir isteğimiz kabul edilmeyecek.. "Casus belli" ilan ettiğimiz mikro kürt devleti zaten şimdiden "müttefiklerimiz" aracılığı ile ve bütün organlarıyla kurulmuş, üstelik tanınmak için BM'e bile başvurmuş durumda.
Irak savaş sonrası büyük bir ihtimalle BM güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan devletlerce yönetilecek. İkinci Dünya savaşı sonrası Almanya'nın olduğu gibi.
Kuzeyde Amerikan mandası altında bir Kürt devleti kurulacak.
Petrol ve İsrail'in güvenliği teminat altına alınacak.
"Yanımızda yer alırsanız Irak'ın geleceğinde söz sahibi olursunuz" yutturmacasını bir kenara bırakın fakat kendi güvenliğimiz, Türk devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü için ne yapılabilir ona bakalım. Onun karşı tedbirlerini alalım..
1922'de Çanakkale'de ve 1926'larda Musul'da İngilizlerle karşı karşıya kaldığımız ve bir anlamda geri adım attığımız çatışma ortamı 2003'te bu defa Amerikalılar ve bir ihtimal İsrail tarafından "yaratılırsa" onu göze alıp alamayacağımızın hesaplarını yapalım.
Olayı "Savaşa girmiyoruz, komşudaki yangına göre tedbir alıyoruz" diye takdim eden Başbakan Gül acaba meselenin bu yanının farkında mı?
Üs ve limanlarda onarım yetkisi alan Amerikalıların kalış süreleri TBMM kararına göre üç ayla sınırlandırılmıştı..
Diyelim ki üç ayın (veya Çekiç Güç gibi meselâ 19'uncu üç ayın) sonunda kalış sürelerini uzatmadınız..
Zoraki misafirlerin çıkmama ihtimalini hiç düşündünüz mü?
Düşünüp de hesabınız ona göre yaptınız mı?

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |