|
21
Nisan 2003
DUT YEMİŞ BÜLBÜLLER MEMLEKETİ
Hüseyin MÜMTAZ
Ne hallere düştük?
Türk Kerkük’e, Amerikalıların girip de Kürtlerin
elinden Türkmenleri kurtarması için dualar
ediyoruz. Ağızlarının içine bakıyoruz.
Yeter ki Kürtler girmesin, biz de girmeyelim ama
ne olur siz girin diyoruz.
Ne işi vardır Amerika’nın Kerkük’te, Musul’da?
Kürtlerin Kerkük’ü, tapu ve nüfus dairelerini
yağmalamasına, mezar taşlarını kırıp dökmesine
seyirci kalıyoruz.
Halbuki Mehmetçik Irak toprağında..
Mehmet’e emir verirsen gider.. Vermezsen nöbet
bekler.
Emri siyasi irade verecek..
Ama siyasi irade; Amerikan senatosu 1 milyar
dolarlık hibeyi Irak’a girmeme koşuluna bağlayınca
“zaten girmeyecektik ki” diyor.. (Gül)
AB de Irak’a girerseniz AB’yi unutun diyor.
Amerika “Girerseniz ateş ederiz” diyor.
Powell Türkiye’ye gelince garanti veriyor,
yüreklerimize su serpiyor, “Merak etmeyin, Kürtler
kontrolümüzde” diyor.
Kürtler Amerikan tankları desteğinde Kerkük’e
giriyor, Ankara’da sadece “Meclis Dışişleri
Komisyonu” olağanüstü toplantıya çağrılıyor.
Amerikan trompetiyle kaval çalmaya kalınca da
böyle oluyor.
Siz hiç “Uçan Tanklar” gördünüz mü?
Amerikalılar 50 tonluk Abrams tanklarına kanat
takıp uçar hâle getirmişler.
İnanmıyor musunuz?
Peki, Kuzey Irak’a Amerikan silah ve teçhizatının
Türk toprakları üzerinden geçişine izin vermeyen
tezkereye rağmen o tanklar oraya nereden gitti?
Büyük bir ihtimalle “uçarak”..
Yok, bir ihtimal daha var.. Silâhsız geçen 102
Hummer jeepi vardı ya, belki onun torpido gözüne
saklamışlardır.
O takdirde de İskenderun’dan Hummer’ların geçişini
kontrol eden Gümrük görevlilerine hesap sormak
lâzım.
Bu tanklar önemli, çünkü Kerkük’e peşmergeler 12
Abrams tankının eşliğinde girdiler.
Girdiler ve tank mürettebatı çok yorulduğu için
dinlenmeye çekilip peşmergeleri izinli olarak
şehre gönderdiler.
Bize de Kerkük Hoyratları ile avunmak kaldı.
Onları da kitaplardan kazıdılar mı acaba?
Amerikalılar ve Kürtler tepkimizi, Erbil’de Türk
bayrağı yaktırıp, dişletip, hançerlettikleri zaman
ölçtüler.
Türkiye’deki bülbülleri görünce de dönüp işlerine
devam ettiler.
Dut yiyenler, sadece bir türlü muktedir olamayan
“erbâbı denaet” değil şüphesiz.
Mütareke basının sadece “embedded-iliştirilmiş”
değil, aynı zamanda şerefsizleştirilmiş
bölümü, Bağdat’ta Saddam heykeli yıkılınca,
ayni FOX TV veya CNN gibi yayını kesti. Çünkü
savaş bitmişti onlar için.
Yayın ve yorumlar bıçak gibi kesildi.
Görkemli savaş stüdyolarındaki “uzman
yorumcuların” harita çubukları ile “iliştirilmiş”
muhabirlerin mikrofon ve kameraları ellerinde,
zaten başka devlete ilişik yorumcuların lafları da
dillerinde kaldı.
Kerkük-Musul yoktu onlar için.. Türk-Türkmen
yoktu.. Uyum, işbirliği, hoşgörü, barış ve mozaik
vardı..Amerika vardı, küresel yeni dünya düzeni
vardı.
“Demir At”lı, dünyanın en muhteşem, süper gücü,
yenilmez Dördüncü Tümen Kuzey Irak’ta değil de
Kuveyt’te kalınca, fırsat gelmeden savaşı
Kuveyt’ten seyreder hâle gelince, geleceklerini,
umutlarını, hayallerini de ona ve aslında
Amerika’ya bağlayan “iliştirilmişler” şap gibi
açıkta kalakaldılar.
Kimse boş yere hayıflanmasın.. Kuralı galipler
koyar.
Amerika Irak savaşını kazandığına göre Kuzey
Irak’ta da onun türküsü çağrılacak. Bir Kürtlerle,
bir “iliştirilmişlerle” kedinin fare ile oynadığı
gibi oynayacak.
Hak kuvvetlinindir.. Kuzey Irak’ı film seyreder
gibi seyredersen, patlamış mısır yiyen çocuk kadar
olaylara hükmedersin.
Senaryoyu yazabilmen için, figüran rolünü değil,
başrolü kapabilmen için “güney komşumuz” Amerika
ile bilek güreşini göze aldığını göstermen gerek.
Üç buçuk peşmergenin Kerkük’e girişine engel
ol(a)mayan Amerika; İran ve Suriye ile anlaşmış
bir Türkiye’nin İkinci Ordusu’nun Kuzey Irak’ta
“şööyle bir” resmi geçit yapmasına engel mi
olacaktı?
“Tören Geçişi” sadece Ankara’da hipodromda mı
yapılır?
Veya tanklar sadece “tören geçişi” mi yapar?
-
Geri -
|