"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

21 Nisan 2003

 

150 YILDIR ANADOLU'YU PARÇALAMAYA UĞRAŞIYORLAR

                                                                                                O.Nurettin TÜRSAN

                                                                                  E. General  

Radikal gazetesi yazarı, Mine G. KIRIKKANAT 08-09 Mart günleri "Kürt Ateşi, Amerikan Közü" başlıklı makaleler yazdı. Bize, Düyun-u Umumiye Müdürü, Fransız Casusu ERNEST GRENIER'nin Türkiye anılarını tanıttı: Birinci makaleden şu paragrafı okuyuculara tanıtalım: "Ernest Grenier, Fransa'nın Kürtler arasına sızmakta ve bölgedeki nüfuzunu arttırmakta gösterdiği yetersizlikle bu 'işe' ayırdığı paranın azlığından yakındığı gözlemlerinde, İngiltere'nin mali desteğini de yanına alan Amerikan misyonerlerinin, bölgedeki 1870-1915 arası etkinliklerini de anlatır. Amerikan Misyonu diye anılan örgüt, bölgede görev yapan her misyonere 1897 yılında, bedava lojman, bedava yemek, bir at ve 25 İngiliz Sterlini maaş vermektedir. Bu misyonerler, Babıali'den aldıkları özel izinle bugünkü Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesi'nde çalışmaktadırlar. Amerika'dan gelen paralarla Bitlis'te tam teşekküllü bir hastane kuran ve hastaneye Amerikalı doktorlar, hemşireler atayan, Siirt halkına yün eğirecek, pamuklu bez ve halı dokuyacak tezgahlar açan, çil çil altın dağıtan hayırsever Amerikan Misyonu için Fransız Emest Grenier şöyle düşünür: "Türk Ermenistan'ının ve Kürdistan'ın en ücra köşelerine kadar yayılan bu kadınlı erkekli misyonerler bölgeyi karış karış geziyorlar, köylere gidiyorlar ve halkla bire bir ilişki içindeler.”

 Bu makalelere bizde bir katılım yapalım:

Elimde, eski yazı, Kütüphanelerde bile bulunmayan bir kitabı var. Adı: "Van ve Bitlis Vilayetleri İstatistiği." Yazarı, 1895'lerde VAN RUS Başkonsolosluğunda görevli bir Rus Kurmay Generali" kitabı Rusça'dan çeviren Süvari Binbaşısı Mehmet SADIK, 1914'de.

İstanbul' da Askeri Matbaa' da basılmış (Bu matbaadan çok kitabı aldım, ne yazık ki bu Tarihi Kurum, II nci Dünya Savaşında, İstanbul boşaltılırken o da Ankara'ya taşıtıldı.)

 Bu kitap yeni yazıya çevriltilemedi. Bir emekli asker yarısını çevirdi, bıraktı.

Eski mütercimlerin bir noksanı vardır: Yabancı dilden çevirdikleri eserlerde, asıl yazarın adını koymazlardı. Bu kitapta Rus generalinin adı yok. Yalnız Van ve Erzurum'da görev yapmış ve anılarını yazmış, Rus generali MAZEVSKİ'yi biliyoruz. Sözünü ettiğim kitabı da o yazmış olabilir.

Bu Rus generali 5 yıldan fazla bir süre Güneydoğu illerini köy köy, at üstünde gezerek, her köydeki Türk, Kürt, Ermenii halkını teker teker saymış, bunları cetveller haline getirmiş ve Çarlık Rusya'sına göndermiş. Gizli bir istihbarat istatistiği olan bu kitabı da Osmanlı  İmparatorluğu Türkçe'ye çevirtmiştir.

Yazar, her ırkın özelliklerine ait düşüncelerini de açıklamıştır.

MİNE G. KIRIKKANAT'ın makalesindeki bilgilere bu kitap da birçok sayfalar kanıtlayıcı destek bilgiler vermektedir. Örnek olarak 190-191 nci sayfalardaki paragrafların özetini alıyoruz. ".....1896 senesi Van vak'asında, KARÇKAN nahiyesindeki efvah-ı nas'ın (halkın ağzında) devran eden şayiaya göre KÜRT MUSA BEY, yagma, girlikte teferrüt etmiş (ünsalmış); şayia demekten maksat, Vak'a zamanı MUSA BEY'in nezdinde (yanında) dahi pek çok miktarda ermeni mültecisi barınmış olduğu malum olmasındandır.

 Hatta bu mülteciler arasında Avusturya teb'asından (uyruğundan) iki Ermeni hemşireler vardı. Van, vak'ası hitam bulduktan sonra Van'a geldiler ve sefaretin emriyle Konsolos'un taht-ı himayesine verildiler. Bir iki gün sonra, KARÇKAN Kazasının (ilçesinin) köylüsünden ne miktar alacakları olduğunu müş’ir (gösteren) birçok evrakla          konsolosa müracaat etmişlerdir.     Bu iki hemşire bir buçuk sene akdem (önce) İstanbul' dan köylerine gelmişler ve birlikte iki, üç yüz lira getirip, burada murabahacılığa (tefeciliğe) başlamışlar..."

Sayfaların özetini veriyorum: “Bu iki kadın Rus Konsolosluğu aracılığı ile, köylülerden tüm alacaklarını almışlar (kuşkusuz faiziyle), sıra Musa Bey'e senetsiz verdikleri 15 lirayı istemeye gelmiş, Rus Konsolosunu araya sokmuşlar, Konsolos da Van Valisi aracılığıyla Musa Bey'i çağırtmış, kadınlardan biri ile yüzleştirilmiş. Musa Bey 15 lira borcu olduğunu kabul etmiş ve ödemiş.” Rus general bu olayı şöyle bir cümleyle bitiriyor: "İşte KÜRT eşkıyasının Ermenilerle olan münasebeti hakkında ufak tefek tafsilat bunun gibidir."

Bu kitapta Amerikan, İngiliz, Rus, Ermeni misyonerlerinin Türkiye'yi yalnız parçalamak değil, ekonomik olarak da sömürmek için yaptıkları çirkin ve kirli işler belgelerle anlatılır.

Mine G. KIRIKKANAT, misyonerleri anlatırken Amerikan Kolejlerini unutmuş: Merzifon Amerikan Koleji, Ermeni ayaklanmalarında silah deposu olarak yakalanmıştır. Anadolu'da bu sayıda Amerikan Kolejinin, ne işi vardı? Hepsi Ermenileri yetiştirmek ve mezheplerini değiştirtmek içindi.

I inci Dünya Savaşı sonunda A.B.D. Başkanı WILSON Prensipleri ilan edildi. Buna göre, Türkiye topraklarında Büyük Ermenistan ve Kürdistan adlı iki devlet kurulacaktı. Sevres anlaşmasında da bu devletler vardır. Türkiye, topraklarını kaybetmemek için çok evladını şehit verdi.

1947 yılında Truman Doktrini adıyla Türk ordusuna Amerikan askeri heyetleri geldiler. Bunlar tüm Türkiye'ye dağıldılar. İçlerinde Ermeni kökenli subaylar vardı.

1951-1952 yıllarında A.B.D.'nin Ankara Büyükelçisi Mc Ghee Van'a geldi. Hakkari'ye yol yoktu. Katır sırtında gitti. Ne aradı? Kuşkusuz Ermeni arıyordu. Hatta ona hiç kimse "Ben Kürdüm" demedi. Aynı yıl ve günlerde bir İngiliz çift geldi. Ellerinde Genelkurmay müsaadesi vardı. Köyleri gezdiler. Bir aralık subaylarımız bunlardan kuşkulandılar ve  onları sınırdan izinsiz olarak  İran’a geçerken yakaladılar. Ankara' ya gönderildiler.

Demek istiyorum ki; gazete yazarının çok güzel bulduğu başlık

"Kürt Ateşi, Amerikan Közü"nün geçmişi 150 yıllıktır.

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |