|
21 MAYIS 2003
ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN (2)
Hüseyin MÜMTAZ
Amerikan Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz;
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ankara eski
Büyükelçisi Grossman ile Pentagon “eski”
başdanışmanı Perle; kontrolünün CIA’de olduğu
bütün dünyaca bilinen CNN’in yerli versiyonunda
birbiri ardına ve zembereğinden boşalmışçasına
zehir zemberek açıklamalar yaptılar.
Geçmişte Afrika’daki bir bedevinin çadırında
yapılan hakaretleri boş gözlerle tavana bakarak
içlerine sindiren bir öğretinin ardılları; yapılan
hakaretler karşısında, Afrika ve Okyanusya’da
bağımsızlığı efendileri tarafından üç gün önce
ihsan edilmiş kabile devletçiklerinde bile
rastlanamayacak bir tarzda sustular, yutkundular,
estek köstek ettiler.
Başbakan sadece; “Türkiye hata yapmamıştır” dedi.
Dışişleri Bakanı, “Wolfowitz geleceğe yönelik
önemli perspektifler koymuştur” dedi.
Tam da o sıralar Amerika’da bulunan Savunma Bakanı
hem günah çıkarır gibi; “Türkiye’nin ABD’ye karşı
Suriye ve İran ile işbirliği yapması
değerlendirmesinin gerçekçi olmadığını” söyledi,
hem “Kürtlerin Musul ve Kerkük’e akın etmesinin
değil, bağımsız devlet kurmalarının kırmızı çizgi
olduğunu” ifade etti.
Ortada çizgi filan kalmış gibi..
Amerika; hem “yerli” kanalları kullanarak, hem
İstanbul’daki bir toplantıya bir bahaneyle kendini
davet ettirerek geleceğe yönelik “perspektifini”
gerçekten açıkça ortaya koymuştur.
Wolfowitz, Grossman ve Perle’e göre Amerika’nın
kırmızı çizgileri şunlardır:
1.Türkiye hata yaptı, çok büyük hayal kırıklığına
uğradık, hiçbir şey olmamış gibi davranamayız.
2.Türkiye özür dilemeli.
3.TSK siyasi karar alma sürecinde “liderlik”
ağırlığını koymayarak görevini yapmadı.
4.Halk ve hükümet Irak’ta ne yapmak istediğimizi
algılayamadı.
5.Irak’ın geleceğinde Kürtlere önemli roller
vereceğiz. Türkiye bunu kabul etmeli.
6.İran ve Suriye ile katiyen işbirliği
yapılmamalı.
7.Kuzey Irak’ta her şey General Franks’tan
sorulur, Türk askeri varlığı kabul edilemez.
8.Peşmergeler ve PKK/KADEK’le anlaşmayı içinize
sindirmeniz lâzım.
9.Irak’ta kimse Türkleri istemiyor.
Perle bir adım daha atıyor, Irak'ta silahların
büyük çoğunluğunun hedefleri birebir vurmasından
dolayı çok modern bir savaş olduğunu savunarak,
''Yani ülkeyi dizlerinin üstüne eğilmeden, yok
etmeden, oradaki diktatörü yok ettik, modern çağın
çığır açan savaşı idi'' diyor.
“Savunan tarafı” olmayan, hakiki mermilerle canlı
hedefler üzerinde ve başka topraklarda yapılan bir
“tatbikat”tan öte gitmeyen, hiçbir hukuk kuralını
gözetmeyen bir eğitim tatbikata “Modern çağın
savaşı” diyebilmek için herhalde sadece Amerikalı
olmak ve karşınızda sizi ağzı açık dinleyen bir
takım gazeteciler bulmak gerekir.
“Gazeteciler” Amerikalılara özellikle şu konuları
merak ettiklerini ısrarla hissettirdiler: 1)
İncirlik; 2) Türk askerinin Kuzey Irak’ta
bulunuyor olması, 3) Peşmergelere ve PKK/KADEK’e
karşı takınılacak tavır.
Gazeteciler hakkında Karen Fogg’un e-postalarından
itibaren Türk kamuoyunda zaten önemli açı
değişiklikleri olmuştu.
Bu konuda bağrı en fazla yanan Denktaş 14 Nisan
2003 tarihinde Başbakan’a yazdığı mektupta “… AB
son yıl içinde paraları ve müdahaleleri ile
içimizde darbe teşebbüsü denemeleri yaptıracak
kadar ileri gitmiştir” dedi.
Arkadan MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer
Kılınç “Satılmış kalemlerin yegâne arzusu Silahlı
Kuvvetleri yıpratmaya çalışmaktır. İkinci
Cumhuriyetçiliğe soyunmuş, ulusal şuurdan yoksun
olanlar ise terbiye sınırlarının çok çok ötesine
geçmişlerdir… Bazı medya kuruluşları yönetime
yaranmak suretiyle ticari beklentilerini
gerçekleştirme çabasıyla MGK’nın yapısal işlevinde
değişiklikler düşünmektedirler. Maalesef bu defa
Dışişleri Bakanlığından birileri de bu maksada
hizmet etmiş, ticaret-siyaset ilişkisinin bir
sonucu olarak bir gazeteciye malzeme temin
etmiştir” demiştir. (Akşam.Nuriye Başaran’a
mülâkat)
Yâni Amerika diplomatik kanallardan değil de
“basın”ı kullanarak ve bir kamuoyu oluşturmak
maksadıyla 1) Türkiye Franks’tan habersiz bir şey
yapmamalı, 2) Suriye ve İran’la zinhar işbirliğine
gitmemeli diyor ve 3) Bunun için gerekirse
Kürtleri kullanırım diyor.
“Basın” da kamuoyunu yansıtarak değil de
oluşturulmasına hizmet ederek bu amaca âlet
oluyor.
O halde Amerika’nın yumuşak karnı Suriye-İran ile
işbirliğidir.
Tekrar söyleyelim;
Azerbaycan-Gürcistan-İran-Türkiye-Suriye-KKTC
bloku; doğal uzantısı olacağı Avrasya bloku ile
beraber Pax-Americana’nın önünde duracak tek ciddî
alternatifi teşkil etmektedir.
Önceki yazılarımızda soruyorduk, “Türkiye yeni
komşusu Amerika ile yan yana yaşamaya,
gerektiğinde ona karşı koymaya hazır mı?” diye..
Geçmişte süper güç Sovyetler ile, onu diğer süper
Amerika ile dengeleyerek yaşamıştık.
Roller değişmiştir. Yerimizi değiştirmeden
tavrımızı gözden geçirmenin zamanı gelmiştir.
Bu küresel edepsizliğe son vermenin yolu öyle
“Hata yaptım, özür dilerim”den değil, onurlu ve
başı dik karşı durmaktan geçer.
Şimdi değilse ne zaman direnilecektir? 13 Mayıs
2003
-
Geri -
|