"Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

21 Kasım 2003

 

ATATÜRK’Ü ANMAK VE ANLAMAK

                                                                      Ş.Osman ARAS(*)

            Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi M.Kemal ATATÜRK; “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı ANLIYORSANIZ ve hissediyorsanız bu yeterlidir” demişti. O’nu hissediyor, seviyor ve sayıyoruz. Fakat, ATATÜRKSÜZ geçen 65 yılda, acaba yeterince anlayabildik mi?

         ATATÜRKÇÜLÜĞÜN Temel İlkelerini (Milliyetçilik, Halkçılık, Cumhuriyetçilik, Devrimcilik, Devletçilik, Laiklik) ele aldığımızda, bu ilkelerin hangi ortamda doğduğunu ve büyüdüğünü göz önünde tutmamız gerekir.

         ATATÜRK;”Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir” diyor. Böylece, bizlere yurttaşlık bilinci öğretiyor. Çünkü,hürriyet ve istiklal, yani özgürlük ve bağımsızlık    TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin olmazsa olmaz koşuludur. Cumhuriyet’te yurttaşlar özgür, devletimiz bağımsız olmalıdır. Ve ilave ediyor; “Tam bağımsızlık denildiği zaman; siyasal,mali,iktisadi,askeri,kültürel… her hususta serbestlik anlaşılmalıdır.”

 

         Atatürk Döneminin Ekonomi Politikası

            LOZAN’daki barış görüşmelerinin çıkmaza girdiği 17 Şubat 1923 tarihinde İzmir’de, Remzi Şerif (Reyend) Beyin üzüm-incir deposunda, 1135 Delegenin katılımı ile “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştır. Bu Kongre’de Misak-ı İktisadi (Ekonomi Andı) kabul    edilerek , 4 Mart günü çalışmalar tamamlanmıştır. Böylece, askeri zaferle sonuçlanan İstiklal (Bağımsızlık) Savaşımızın ardından, “Ekonomik Bağımsızlık Savaşının” başlatıldığı dünyaya ilan ediliyordu. Son Osmanlı Meclisinde 28 Ocak 1920 günü kabul edilen Misak-ı Milli   (Ulusal Ant) ile İstiklal Savaşımızın amaçları nasıl belirlenmişse, şimdi de ekonomik bağımsızlığımızın ilke ve amaçları belirleniyordu.

         ATATÜRK, Kongreyi açılış konuşmasında; “Ulusal egemenlik, iktisadi egemenliğe dayanmalıdır. Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça sonuçsuz kalır” diyerek, yeni devletin politikasını açıklıyordu.

         ATATÜRK’ün önderliğindeki Türk Devrimi laf üretmemiş, bütün bu söylemleri     eyleme dönüştürmüştür. İşte bunun rakamlarla kanıtı:

(Kaynak: ATATÜRK’ÜN EKONOMİ POLİTİKASI, Prof.Dr.Mustafa AYSAN,2000-İstanbul)

 

·         G.S.M.H. (Bir ülkede bir yılda üretilen mal ve hizmet toplamı demek olan,     Gayrisafi Milli Hasıla, yani Ulusal Gelir) 1923’de 633 Milyon TL. iken, 1938’de         2 Milyar TL. olarak gerçekleşmiştir.

·         15 yılın, yıllık ortalama büyüme oranı: YÜZDE SEKİZ olmuştur.

·         Ulaşımdaki Devrim:

Demiryolları: 1923’de 3760 Km. iken, 1938’de 7300 Km. ye ulaşmıştır.

(2000’de       8400 Km.)

                                                                               

Karayolları: 1923’de 18.335 Km. iken, 1938’de 40.235 Km.dir.

Denizyolları: 1923’de toplam 96 bin Gross/Tonluk 306 Gemi var iken, 1938’de 

                      toplam 265 bin Gross/Tonluk 1500 civarında gemimiz vardır.

  • Türk Lirası (TL) 15 yılda YÜZDE YİRMİ değer kazandı:

Çağın en güçlü parası olan İngiliz Sterlini 1923’de 763 Kuruş iken, 1938’de 616

Kuruşa geriledi.                                   

  • Kesin hesap sonuçlarıyla ATATÜRK Döneminin Gelir - Gider Bütçesi:

Bütçemiz sadece iki yıl (1925 ve 1931’de) açık verilmiştir. 1933’de gelirimiz giderimize denk olmuştur. Diğer yıllarda gelirlerimiz giderlerimizden fazladır. Yani bütçemiz fazlalık vermiştir.

                                            

            Gelir-Gider Bütçemizden birkaç örnek sunacak olursak;

1924’de Gelirimiz: 138 Milyon TL,giderlerimiz 132 Milyon TL.(Bütçe fazlası:6 Milyon TL)

1934’de Gelirimiz: 207 Milyon TL,giderlerimiz 202 Milyon TL.(Bütçe fazlası:5 Milyon TL)

1937’de Gelirimiz: 263 Milyon TL,giderlerimiz 231 Milyon TL.(Bütçe fazlası:32 Milyon TL)

  • İhracat / İthalat Rakamları:

Dışsatım (İhracat): 1923’de 85 Milyon TL.den  , 1937’de 138 Milyon TL’ye yükselmiştir.

Dışalım   (İthalat) : 1923’de 145 Milyon TL.den, 1937’de 114 Milyon TL.’ye gerilemiştir.

(Dış ticaretimiz 1923’de 60 Milyon TL.açık vermekte iken,1930’dan itibaren ihracatımız ithalat rakamlarını aşarak, 1937’de 24 Milyon TL. fazlalığa ulaşmıştır.)

         ATATÜRK Döneminin Yönetim İlkeleri

            ATATÜRK Döneminde aşağıdaki ilkeler yaşama geçirilmiştir:

a)     Enflasyonsuz, planlı ve hızlı kalkınma.

b)     Dış ödemeler dengesi; yani,ihracat gelirlerinin ithalatı karşılayabilmesi, hatta

     fazlalık vermesi.

c)     Türk Lirasının (TL) değer kazanması.

d)     Bölgeler arasındaki kalkınmanın dengeli olması.

e)     Savurganlığın önlenmesi ve gelir dağılımının dengeli olması (Sosyal adalet)

f)       Devletin önderliğinde hızlı ve fakat, dengeli sermaye birikimi.

g)     Özel girişimciliğin geliştirilmesi ve desteklenmesi.

h)     Bilimsel ve teknolojik gelişme sağlaması koşulu ile, yabancı sermaye ile işbirliği.

 

ATATÜRK Döneminden sonra yaşanan ekonomik depremler:

    2003 yılının sonuna gelirken; 140 Milyar Dolar (USD) dış borç, 185 Katrilyon TL.     iç borç yükü altında, toplam 260 Milyar USD. borca gömülmüş bulunan ülkemiz, ekonomik bağımsızlığını yitirmiş bulunmaktadır. Bu konuda ciltler dolusu kitap yazılabilir. Biz sadece, ekonomik çöküşün kırılma noktalarını, yani  büyük devalüasyonları (TL’nin değer   yitirmesini) hatırlatmakla yetineceğiz:

 

     1 ABD Doları (USD)  6 Eylül 1946’ya kadar 128 Kuruş iken, sonra ne oldu?

 

07 Eylül 1946’da          : 280 Kuruş              31 Aralık 1994’te          :   38.418  TL.

04 Ağustos 1958’de     : 900 Kuruş              31 Aralık 2000’de          :   664.500 TL.

31 Aralık 1990’da         : 2.927 TL.              31 Aralık 2001’de          : 1.467.000 TL.

31 Aralık 1993’te         :14.458 TL.                           

                                                                                       (100 Kuruş=1 TL.) 

Sonuç olarak;

   4/11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresinin parolası;“Ya istiklal, ya ölüm”        idi. Bugünün parolası; “Ya ekonomik bağımsızlık, ya ölüm” olmalıdır. Bir kısım      enteller ve de satılmışlar emperyalizmin işbirlikçisi olsa da, halkımız bu bilince sahiptir.Müdafaa-i Hukuk dergisinin TEMMUZ 2003 sayısına kapak olan “Karaman        İli’nin Bildirisi” halkımızın sağduyusunun somut bir göstergesidir.

     ATATÜRKSÜZ geçen yılların ardından ATATÜRK’ü anmaya, EVET… Fakat,     öncelikle O’nu anlamamız ve O’na layık olmamız gerek.

 

 

 

(*) Şahap Osman ARAS, Araştırmacı Yazar, Emekli Kurmay Albay (İZMİR)

                                                         

 - Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |